Kimine dilek kimine dua iliştirilmiş

Kimine dilek kimine dua iliştirilmiş

Binlerce çivi hayatları anlatıvermiş

Burası, Dutdibi Mahallesi-Ömerağa Sokak. Habib-i Neccar Camii’ne sırtınızı verip karşınıza düşen yoldan yukarıya doğru adımladığınızda karşınıza çıkan bir yaşam noktası. Ama yorgun, çokça da terk edilmiş…

Hafta sonunu bu kenti adımlayarak geçiren biri olarak, bugün biraz yürüyelim istiyorum. Antakya’nın doğu yakasına denk gelen kısımlar arasında ilerleyelim istiyorum ve ara ara durup da soluklanalım. Çünkü final noktamız, hem hikâyesi ile hem de terk edilmişliğiyle size çok şey fısıldayacak…
-ÇEŞMELER-
Bizdeki çeşmelerin halini iyi biliyoruz… Halsizliğini hatta! O yüzden İtalya ile başlayalım mı? İtalya’da bir çeşme ile başlayalım. İtalya’nın başkenti Roma’da turistler tarafından belki de en çok ziyaret edilen yer olan Aşk Çeşmesi ile başlayalım. Asıl adı Trevi Çeşmesi olandan hani…
1732 yılında yapımına başlanan ve 30 yıldan fazla sürede tamamlanan bu çeşmenin tarihi mi? Oldukça eskiye dayanıyor. O halde gelin, onunla başlayıp, bize, eldekine dönelim. Ama ‘bizdekiler’ ve ‘diğerleri’ noktasında yükseltilen tarihin altını da özenle çizelim.
-ONUN HİKÂYESİ-
Ünlü sanatçı Nicolo Salvi tarafından tasarlanan Trevi Çeşmesi, üç yolun kesişme yerinde inşa edildiği için Trevi adını almış. Aşk Çeşmesi’nin tarihi ise dönemin Roma İmparatoru Augustus zamanına dayanır. Rivayete göre, çeşme, askerler ve güzel bir Roma kızı arasında geçen konuşmalar sayesinde günümüze gelmiş.
Denilene ve anlatıldığına göre, Roma’da savaş döneminde yorgunluktan ve susuzluktan bitap düşen askerler, güzel bir kızla karşılaşır ve nereden su bulabileceklerini sorar. Güzelliğiyle büyüleyici olan genç kız, şu an çeşmenin bulunduğu yeri göstererek, oradaki toprağı kazmaları durumunda su ile karşılaşacaklarını söyler. Başka bir şanslarının olmadığının farkında olan askerler, kızın dediğine pek inanmasalar da, denileni yaparlar ve sonuçta suya kavuşurlar.
Bu hikâye, tüm Roma’da en yaygın Aşk Çeşmesi hikâyesidir.
Trevi Çeşmesi’nin üzerine resmedilen heykellere de detaylı bakılacak olunursa, bu hikâye kolaylıkla anlaşılabilir.
Aşk Çeşmesi’nde oldukça yaygın olan bir davranış da çeşmeye para atmaktır. Bu davranışın, gerçek aşkı bulmak için yapıldığı düşünülse de, asıl kabul edilen anlamı, bu şehre tekrar gelebilmektir. Sırtın çeşmeye verilmesiyle, sol elle sağ omuz tarafından havuza atılan bozuk para eğer havuza girerse, bu şehre gelecek senelerde tekrar gelineceği anlamına gelir.
-BİZDEKİLER Mİ?-
Bugün Antakya’nın birçok noktasında da çeşmeler var. Taş kesme, binalara yapışık halde ya da yekpare! Kimi sadece çeşme, ama kimi de hikâyesiyle var. Anlatmaya çalıştığı hikâyesini ‘anlatamamışlığıyla’ var. Hafta sonu, o anlatılamamış hikâyenin fısıldadığı detayları kareledik merak edenler için.
Burası, Dutdibi Mahallesi-Ömerağa Sokak. Habib-i Neccar Camii’ne sırtınızı verip karşınıza düşen yoldan yukarıya doğru adımladığınızda karşınıza çıkan bir yaşam noktası. Ama yorgun, çokça da terk edilmiş… Çeşme, kimine göre 200 yıllık, kimine göre ise daha yaşlı. Ama onda fark ettiğiniz ilk şey, çiviler… Taş bedenini bir araya getiren taş kalıplar arasına çakılmış yüzlerce, hatta binlerce çivi… Ama eldeki hikâye Roma’daki gibi değil! Bakımsız, çaresiz, eskimiş, hatta yer yer betonlanmış…
Aslında anlatmaya çalıştığı ile İtalya’nın ünlü Trevi (Aşk) Çeşmesi kadar dikkat çekiyor!
Ama bir dinleyeni olmamış. Hatta o kadar yalnız kalmış ve terk edilmiş ki, Antakya Belediyesi, bu hikâyeye ekli binaların olduğu yere aynen şunu eklemiş: “Dikkat, bu yapı TEHLİKE arzetmektedir.”
-SORALIM MI?-
Çeşme’nin olduğu alandaki yapıların yoksul ve bakımsız haline çözüm bulmak yerine bu uyarıyı yapanlara soralım mı? Peki, bu ‘tehlike’ arzeden binaların olduğu noktadaki kemerli yapının altından geçenler ne olacak? Var olan tehlikeye kişisel olarak bir şeyler yapamayanlar ne olacak? Resmi kurumsal sorumluluğu ‘umut’ olarak görenler ne olacak?
-ŞİFA ARAYANLAR-
Antakya’nın Dutdibi Mahallesi’nde bulunan ve şifa dağıttığına inanılan tarihi çeşme dün kadar ilgi görmüyor. Ama eski zamanları hatırlayanlar, duvarlarında yüzlerce çivinin çakılı olduğu tarihi çeşme için farklı konuşuyor…
“Eski göründüğünden değil, gerçekten de çok eski bir çeşme. Yaşını bilmem ama, benden bile yaşlı” diyerek sözlerine başlayan bir Antakyalı konuşsun ona dair ve kenti idare (!) edenler dinlesin, en çok da tarihe ve kültüre dair bu kentin yönetici makamlarını işgal edenler…
“İnsanlar başka başka yerlerden gelirdi bir zamanlar, sırf bu çeşmenin şifası için! Kimi baş ağrısı için, kimi duası için, kimi dileği için… Umut dediğin şey seni ayakta tutan şeydir. Bu bazen bir çeşmedir bazen de bir yatır. Burası da öyleydi. Ama dün gibi değil hiçbir şey! Artık çivi çakan da yok, buraya gelip de şifa arayan da. Aslında buranın şifaya ihtiyacı var. Elinden tutacak birine ihtiyacı var. Duvardaki belediye yazısı da bunun için değil mi? Dün şifa verenin bugünkü haline dair değil mi?”
-ANLATILAN MI?-
Nedeni ‘ne’ bilinmez ama, bu çeşme bir zamanlar en çok da ‘başağrısı’ şikayeti olanların uğrak yeriymiş. Hatta 3 Perşembe üst üste gelip tarihi çeşmenin duvarına çivi çakılmasıyla baş ağrılarının sona erdiğini inanılırmış. Ama bugün inanılan tek şey, bir zamanlar dilek kalabalıklarına ev sahipliği yapan çeşmenin acilen yardıma ihtiyacı olduğu gerçeği.-Tamer Yazar-

(Visited 4 times, 1 visits today)