Konu, HATSO değil! Asıl konu, Hatay!  

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim yarışı giderek kızışıyor. Adaylar sahada, kulisler hareketli, ekipler çalışıyor ama, HATSO seçimlerine yalnızca “kim kazanacak” sorusuyla bakmak da bana fazlasıyla eksik geliyor.   Çünkü mesele, dört adayın yarışından çok daha büyük! Benim meselem, adayların birbirine üstünlüğü değil, Hatay…   6 Şubat’ın ardından, Hatay, yalnızca binalarını değil; işletmelerini, iş gücünü, […]

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim yarışı giderek kızışıyor. Adaylar sahada, kulisler hareketli, ekipler çalışıyor ama, HATSO seçimlerine yalnızca “kim kazanacak” sorusuyla bakmak da bana fazlasıyla eksik geliyor.

 

Çünkü mesele, dört adayın yarışından çok daha büyük!

Benim meselem, adayların birbirine üstünlüğü değil, Hatay…

 

6 Şubat’ın ardından, Hatay, yalnızca binalarını değil; işletmelerini, iş gücünü, üretim zincirlerini ve insanlarının hayat düzenini de kaybetti. Şimdilerde şehir yeniden kuruluyor. Fakat bir şehri yeniden kurmak, yalnızca bina yapmak değil. Gençler Hatay’da iş bulamıyorsa, nitelikli iş gücü şehirde kalamıyorsa, esnaf yeniden nefes alamıyorsa ve üretim yeterince büyümüyorsa, durup düşünmek gerekiyor.

 

İşte bu noktada, HATSO’nun rolü büyüyor.

Çünkü ekonomi, yalnızca rakamlardan ibaret değil!

Bizlerin derdi bu da, ‘adayım’ diye ortaya çıkanlar ne diyor, biraz da ona bakalım mı?

 

Dört aday, dört farklı yaklaşım

Hikmet Çinçin, tecrübe ve mevcut kurumsal yapının devamlılığını öne çıkarıyor. Mesleki eğitim, üretim, ihracat, yatırım ve istihdam başlıklarına dikkat çekiyor. Mehmet Alakuş, değişim ve saha temasını öne çıkarıyor. Üretim, tarım, kooperatifçilik, markalaşma, limanlar, lojistik ve ihracat üzerinden daha hareketli bir ekonomik yapı hedefliyor. Ahmet Bünyamin Yavuz; ortak akıl, şeffaflık ve katılımcı yönetim anlayışını savunuyor. Gençlerin, kadınların ve iş dünyasının karar mekanizmalarında daha etkin olmasını istiyor. Dördüncü isim ise Ali Dablan. Dablan, HATSO’da yeni bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu belirtiyor, bunu da başlattıkları “Değişim Hareketi” ile açıklıyor.

 

Asıl mesele: Hatay ne kazanacak?

Dört adayın da haklı olduğu noktalar var.

 

Hatay’ın, tecrübeye ihtiyacı var. Değişime ihtiyacı var. Ortak akla ihtiyacı var. Güçlü temsile ihtiyacı var. Şeffaflığa ve liyakate ihtiyacı var. Ama bütün bunların üzerinde, çok daha büyük bir şeye ihtiyaç var!

 

O yüzden de asıl soru şu:

Hatay’da hayatı nasıl büyüteceksiniz? Gençlerin şehirde kalmasını nasıl sağlayacaksınız? Kadınların ekonomiye katılımını nasıl artıracaksınız? İlçelerin ekonomik potansiyelini nasıl harekete geçireceksiniz? Tarımı sanayi ve markalaşmayla nasıl buluşturacaksınız? Limanları, lojistiği ve sınır ticaretini Hatay’ın avantajına nasıl çevireceksiniz?

 

Ve en önemlisi de;

Hatay’ı yeniden, yalnızca yaşanabilir değil, gelecek kurulabilir bir şehir haline nasıl getireceksiniz?

 

HATSO’nun önündeki asıl mesele bu, cevap verilmesi gereken asıl soru da bu.

 

Seçimin değil, Hatay’ın hesabı

Seçim sürecinde ittifaklar kurulabilir, destekler açıklanabilir, kulislerde hesaplar yapılabilir. Bunların hepsi de seçimlerin doğasında var ama, bütün bu hesapların üzerinde başka bir hesap daha var!

 

Hatay’ın hesabı…

 

Bu nedenle; Çinçin’e de, Alakuş’a da, Yavuz’a da, Dablan’a da aynı mesafeden bakmak gerekiyor. Çinçin, tecrübesinin neden yeni dönemde daha güçlü sonuç üreteceğini anlatmalı. Alakuş, değişim iddiasının nasıl somut projelere dönüşeceğini göstermeli. Yavuz, ortak akıl ve yeni yönetim modelinin ekonomik sonuçlarını ortaya koymalı. Dablan ise “Değişim Hareketi”nin neden yalnızca bir yönetim değişikliği değil, HATSO’nun çalışma ve temsil anlayışında bir dönüşüm olduğunu somut biçimde göstermeli.

 

Ve dört aday da aynı soruya cevap vermeli:

“Beni seçerseniz, dört yıl sonra Hatay’ın nesi, bugün olduğundan daha iyi olacak?”

 

Mobil sürümden çık