1 Mart Pazar günü Ankara’da düzenlenen “Laiklik, Özgürlük ve Demokrasi Buluşması”, aslında
yalnızca bir miting değil; bir hafıza tazeleme ve bir irade beyanıydı.
Son dönemde laikliğe yönelik artan tartışmalar, “Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisine imza atan
aydınlara yönelik soruşturmalar ve eğitim alanındaki uygulamalar, toplumun geniş bir kesiminde
birikmiş kaygıları görünür hale getirdi.
Sakarya Caddesi’nde yükselen sloganlar netti: “Tarikatlara dur de”, “Laik eğitim, laik yaşam”, “Eşit
yurttaşlık”, “Susma haykır, laik eğitim haktır.”
Bu sözler yalnızca birer slogan değil; anayasal bir ilkenin, yani laikliğin, günlük yaşamın her
alanında korunması gerektiğine dair güçlü bir hatırlatmaydı.
Toplantıda yapılan konuşmalarda altı çizilen ortak nokta şuydu: Laiklik bir ideolojik tercih değil,
birlikte yaşamanın güvencesidir. Eğitimde fırsat eşitliğinin, hukukun üstünlüğünün, kadın-erkek
eşitliğinin ve inanç özgürlüğünün teminatıdır. “Laikliği savunmak suç değildir, tarihsel bir görevdir”
ifadesi bu yüzden sık sık tekrarlandı.
Bu ses yalnızca Ankara’dan yükselmedi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İzmir
başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen toplantılarda kadınlar da söz aldı. Duygularını,
taleplerini, eşitlik ve özgürlük beklentilerini dile getirdiler. Kadınlar, laikliğin aynı zamanda kendi
yaşam haklarının ve özgürlük alanlarının güvencesi olduğunu bir kez daha vurguladı.
Yurdun dört bir yanında yapılan buluşmalarda ortak bir vurgu öne çıktı: Hiçbir genelge, hiçbir
talimat, Anayasa’nın üstünde değildir. Laiklik ilkesini güvence altına alan bir hukuk düzeninde,
bireylerin yaşam tarzına müdahale kabul edilemez. Eğer çocukların ve gençlerin özgürlüğü
gerçekten önemseniyorsa, onların hür iradeleriyle, özgür düşünceyle yetişmelerine imkan
tanınmalıdır.
“Laiklik elden gitmedi — şimdilik” diyenlerin sesi aslında bir uyarı niteliği taşıyor. Çünkü laiklik,
sadece Anayasa’da yazılı bir hüküm olarak değil, toplumsal bilinçte yaşadığı sürece güçlüdür. Ve
görünen o ki bu bilinç hala diri.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yankılanan çağrı şudur: Laiklik yerinde duruyor, var ve var
olmaya devam edecek. Onu savunanların sayısı her geçen gün artıyor. Çünkü mesele yalnızca bir
ilke meselesi değil; özgür, eşit ve demokratik bir ülkede yaşama iradesinin ifadesidir.
Laiklik
1 Mart Pazar günü Ankara’da düzenlenen “Laiklik, Özgürlük ve Demokrasi Buluşması”, aslında yalnızca bir miting değil; bir hafıza tazeleme ve bir irade beyanıydı. Son dönemde laikliğe yönelik artan tartışmalar, “Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisine imza atan aydınlara yönelik soruşturmalar ve eğitim alanındaki uygulamalar, toplumun geniş bir kesiminde birikmiş kaygıları görünür hale getirdi. Sakarya Caddesi’nde yükselen sloganlar […]