Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi Meclis Başkanlığına sunuldu. 7 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından imzalanan anlaşma, üç ülke arasında ortak savunma ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.
Ancak anlaşmanın içeriği, Türkiye’nin olası askerî yükümlülükleri ve Yemen’deki çatışmalarla ilişkisi siyasi tartışmaların odağına yerleşti. Muhalefet temsilcileri, anlaşmanın Türkiye’yi bölgesel çatışmaların doğrudan tarafı haline getirebileceği uyarısında bulunuyor.
Hakan Fidan: Saldırı anlaşması değil
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim’de yaptığı açıklamada Mekke Anlaşması’nın savunma amacı taşıdığını belirtti. Fidan, taraf ülkelerden birinin saldırıya uğraması halinde diğer ülkelerin savunma desteği sağlayacağını ifade ederek Türkiye’nin başka bir ülkeye saldırı amacıyla asker göndermeyeceğini söyledi.
Anlaşmanın savunma niteliğine vurgu yapan Fidan’ın açıklamalarına rağmen, metnin Türkiye açısından doğurabileceği sonuçlar konusundaki tartışmalar sürüyor. Özellikle ortak savunma yükümlülüklerinin hangi koşullarda devreye gireceği ve askerî desteğin sınırlarının ne olacağı, siyasi tartışmanın temel başlıkları arasında bulunuyor.
Özgür Özel: Türk askerini Yemen’e göndermek Trump’ın planı
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, anlaşmaya yönelik eleştirilerinde Türkiye’nin Yemen’deki çatışmalara dahil edilmesine karşı çıktı. Özel, Türk askerinin Yemen’e gönderilmesinin Türkiye’nin kendi planı olmadığını savunarak bunun ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgesel politikalarıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü.
Özel, anlaşmanın İsrail ve ABD’nin çıkarlarına hizmet edebileceğini öne sürerek Türkiye’nin savaşın tarafı haline getirilmemesi gerektiğini dile getirdi. Türk askerinin başka ülkelerin politikaları doğrultusunda kullanılmasına karşı çıkacaklarını belirten Özel, anlaşmaya yönelik muhalefetlerini sürdüreceklerini ifade etti.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan anlaşmanın ilk toplantısının İstanbul’da gerçekleştirildiği, ittifakın genel sekreterliği görevine ise Pakistan’dan emekli Korgeneral Nauman Mahmood’un üç yıllığına getirildiği aktarıldı. Anlaşmanın, Yemen’de Husilerle çatışan Suudi Arabistan’a yönelik güvenlik desteği tartışmalarıyla birlikte gündeme gelmesi, Türkiye’nin olası rolüne ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Trump, Türkiye’nin askerî destek verebileceğini söylemişti
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde Husilerin saldırılarını kınadığı ve Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın yanında durmayı sürdüreceğini belirttiği aktarıldı.
ABD Başkanı Donald Trump da aynı gün yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suudi Arabistan’a askerî destek sağlayabileceğini düşündüğünü söyledi. Bu açıklamalar, Mekke Anlaşması çerçevesinde Türkiye’nin üstlenebileceği rolü yeniden tartışmaya açtı.
Öte yandan ABD’nin bölgedeki askerî yaklaşımına ilişkin açıklamalar da dikkat çekti.
ABD’den Yemen’e kara birlikleri mesajı
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Washington yönetiminin Suudi Arabistan’a lojistik destek sağladığını, ancak Yemen’de Husilere karşı kara birlikleriyle müdahalenin kendisine anlamsız göründüğünü belirtti.
Barrack, Ortadoğu’daki sorunların çözümünde askerî müdahaleler yerine bölgesel iş birliği ve diplomatik girişimlerin önemine işaret etti. Açıklamalar, ABD’nin Yemen politikasında kara harekâtına ilişkin yaklaşımı ile Türkiye’nin anlaşma kapsamında üstlenebileceği olası sorumlulukların karşılaştırılmasına neden oldu.
DEM Parti’den 10 yıl uyarısı
DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça da Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na karşı çıkarak metnin Türkiye’nin dış politikası ve güvenlik politikaları açısından önemli riskler taşıdığını savundu.
Akça, anlaşmanın 16 maddelik metninin Meclis’e sunulmadan önce basına sızdırıldığını belirterek, anlaşmanın Riyad’da imzalanmasına rağmen Mekke adının kullanılmasını eleştirdi. Bu tercihin toplumun dini hassasiyetleri üzerinden kamuoyu desteği oluşturma amacı taşıyabileceğini öne sürdü.
Anlaşmanın 12’nci maddesinde hukuki bir çekince yer alsa da metnin bütününün Türkiye’yi belirsiz güvenlik yükümlülükleri altına sokabileceğini ifade eden Akça, özellikle birinci ve ikinci maddelere dikkat çekti. Akça’ya göre, saldırı gerçekleşmeden önce tehdit algısının harekât gerekçesi sayılabilmesi ve ortak savunma düzenlemesinin kapsamı, Türkiye’nin Körfez’den Güney Asya’ya uzanan krizlere dahil olma riskini artırıyor.
Akça ayrıca anlaşmada yer aldığı belirtilen 10 yıl boyunca çekilememe hükmünün Türkiye’nin dış politika tercihlerini uzun süreli bir yükümlülük altına sokabileceğini savundu.
Türkiye yeni bir bölgesel çatışmaya mı sürüklenecek?
Mekke Anlaşması etrafındaki tartışmalar, Türkiye’nin bölgesel güvenlik iş birliği kapsamında üstleneceği sorumlulukların sınırları üzerinde yoğunlaşıyor. İktidar kanadı anlaşmayı savunma amaçlı bir düzenleme olarak tanımlarken muhalefet, olası askerî yükümlülüklerin Türkiye’yi yeni çatışmaların içine çekebileceği görüşünü dile getiriyor.
DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça, Türkiye’de devam eden barış ve demokratik toplum sürecine de işaret ederek, uzun yıllardır süren bir savaşın ardından ülkenin ve bölgenin yeni bir çatışmaya sürüklenmesi ihtimalini kabul edilemez bulduklarını belirtti.
Anlaşmanın Meclis gündemindeki süreci ilerlerken, Türkiye’nin hangi koşullarda askerî destek sağlayabileceği ve düzenlemenin dış politika üzerindeki olası etkileri tartışılmaya devam ediyor.