Hekimler, mevcut yönetmelikte de aynı yaklaşımın sürdüğünü belirterek, tedavi kararlarına idari ve mali kriterlerle müdahale edilmemesi çağrısında bulundu.
Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimliği mevzuatında yaptığı değişikliklerle “akılcı ilaç kullanımı” kapsamında antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaçların reçetelenme oranlarına çeşitli kriterler getirilmişti. Düzenlemeye göre aile hekimlerinin reçeteleme oranları il ve Türkiye ortalamalarıyla karşılaştırılarak teşvik sistemi kapsamında değerlendiriliyordu.
Hekimlerin mesleki bağımsızlığını zedelediği ve tedavi kararlarını idari ile mali ölçütlere bağladığı gerekçesiyle yargıya taşınan düzenleme hakkında Danıştay daha önce iptal kararı vermişti. Kararın açıklanmasından kısa süre önce Temmuz 2025’te yönetmelikte yeniden değişiklik yapan Sağlık Bakanlığı, aynı uygulamayı bu kez farklı ifadeler ve OECD verilerini de kapsayacak şekilde düzenledi.
İkinci düzenleme de yargıya taşınırken Danıştay, söz konusu maddelerin yürütmesini bir kez daha durdurdu. Kararda, uygulamanın hekimlerin mesleki bağımsızlığı ile hastaların sağlık hizmetine erişimini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekildi.
Bakanlık ise Temmuz 2025’te yapılan değişikliğin ardından Eylül 2025’te yönetmeliği üçüncü kez revize etti. Halen yürürlükte bulunan yönetmelikte de tartışma konusu olan uygulamanın temel yaklaşımının korunduğu ifade ediliyor.
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, her yargı kararının ardından aynı uygulamanın farklı ifadelerle yeniden düzenlenmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi. Mehlepçi, hekimlerin tedavi kararlarını teşvik hesaplarıyla değil, yalnızca tıbbi gereklilik doğrultusunda vermesi gerektiğini belirterek, “Hekim cüzdanı ile vicdanı arasında bırakılmamalı.
Hekim, hastası için gerekli tedaviyi herhangi bir mali kaygı taşımadan uygulayabilmeli” ifadelerini kullandı.
Mehlepçi, Danıştay’ın yürütmesini durdurduğu reçete kısıtlamalarının farklı düzenlemelerle yeniden hayata geçirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu tür uygulamaların hem hekimleri hem de hastaları mağdur ettiğini söyledi.