Ne uyarıları sonlandırabildik…

Ne uyarıları sonlandırabildik…

Ne de uyarı asılan evleri kurtarabildik…

Dün kokan dar sokaklarında yer alan 200-250 yıllık, taş ve ahşaptan yapılmış eski evler, kadim denen Antakya’nın hikâyesini tamamlıyor aslında ama… Bu hikâye içindeki bir uyarı da hiç değişmiyor!

Eski kentin karakteristik özelliklerini yansıtan, 200-250 yıllık evler, bölgeye özgü sarımtırak beyaz kalker taşı, kerpiç ve ahşaptan yapılarıyla dikkati çekiyor. Kente gelenlerin, eski kent içinde açılan ve eski evlerin modernize edilmiş hallerini kullanan butik otelleri tercih etme sebebi de biraz bundan. Ancak, otellerle iç içe olan bazı benzer yapılarda bulunan “Dikkat, bu bina tehlike arz etmektedir” uyarıları, bu kentin kaderinde yıllardır değişmeyen, pansumanı unutulmuş bir yara gibi duruyor. Kimi çok hisseli yapısı nedeniyle sahip çıkılamıyor, kiminin de sahipleri artık bu kentte olmadığı için unutuluyor.

Ancak beklenen ve istenen, bu kentin çok uzun bir zamandır ihtiyacı olan “makro bir turizm politikası” ile korunması, hatta bir “Safranbolu mucizesi” yaratılması! İmkansız mı?

Tamer Yazar