Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok!

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok!

Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok!

Türkiye’de, sondaj boru sektöründeki kalitesiyle sektör liderlerinden biri olan HATBORU’nun başındaki başarılı isim, Mehmet Kılıçlar, ilk kitabı “Damdan Düşeni Anlayan Adam” ile hem aile hayatının bilinmeyenlerini hem de iş tecrübelerinin gölgede kalan detaylarını paylaştı. Kılıçlar, ATSO Başkanlık seçimi sürecinde yaşadıklarını ise dikkati çeken bir ifade ile resimledi.

Hatay ekonomisinin amiral gemilerinden biri olan HATBORU’nun başındaki başarılı isim, Mehmet Kılıçlar, ilk kitabı “Damdan Düşeni Anlayan Adam” için Antakya Gazetesi’ne özel konuştu. 240 sayfalık kitabı içinde aktardıkları noktasında oldukça samimi bir dil kullanan Kılıçlar, kitabında, dönem dönem yaşadıklarına eklediği eleştirileri ile de dikkat çekti.

-ATSO SÜRECİ-

“Damdan Düşeni Anlayan Adam” adlı kitabında, kendisinin de aday olduğu Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanlık Seçimleri dönemine işaret eden Kılıçlar, o dönem aldığı desteği de, bekleyip de alamadığı oyları da anlatırken, eldeki çerçeveye çarpıcı bir fotoğraf karesi yerleştirdi ve detayları da şöyle paylaştı:

“ATSO Başkanlığı seçimiyle ilgili görüşüm sorulduğunda, düşüncelerimi, Hazreti Mevlana’nın sözleriyle anlatırım; Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok! Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok! Bu vesileyle, yaptığım bir başka tespiti paylaşayım… Ticaret ve Sanayi Odası üyelerinin yaklaşık yüzde 10’u, hangi projeleri gerçekleştireceğimi duymak istiyordu. Diğerleri, bireysel anlamda beklentilerini nasıl karşılayacağımı öğrenmeye çalışıyordu. Yani insanların büyük çoğunluğu, maalesef, topluma sağlayacağım katkıyı değil de kendi çıkarını ön planda tutuyordu.”

-ORTAKLIKLAR-

İş hayatında ortaklık olgusunun zorluğuna da işaret eden Kılıçlar’ın, bu bölüme dair kitabında dile getirdikleri ise şöyle:

“1984’ten beri sürdürdüğüm ticari faaliyetlerde, ortaklığın kolay olmadığını gördüm.  Ortaklar arasındaki beklentilerin, bencilliklerin, empati kuramamanın, yetkiyi diğer ortakları göz ardı ederek kullanmanın, egonun ve diğer etkenlerin yarattığı birçok sorunu yaşadım.”

-YAŞADIKLARIM-

Gerek özel gerekse iş yaşamında vazgeçemediği ilkelerin (Kimsenin hakkını yemeyeceğiz, hakkımızı da yedirmeyeceğiz. Doğru ne ise onu yapacağız. Her zaman vicdanen müsterih olacağız, akşam da rahat bir şekilde uyuyacağız) altını özenle çizen Kılıçlar, kitabına neden “Damdan Düşeni Anlayan Adam” ismini verdiğini ise şöyle anlattı:

“Bugüne kadar yaşadıklarımı çocuklarımla, arkadaşlarımla, toplumla paylaşmak istedim. Zira bugüne kadar yaşadığım her şeyin bende ciddi tecrübeler oluşturduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, böyle bir düşünceyle çıktı bu isim. Hatta bu ismi eşim önerdi. Aslında ben de bu anlamda düşen, ama kalkan, yoluna da devam eden biriyim. Zaten bu duruma karşılık gelen birçok şeyi de kitapta birçok yerde anlattım.”

-BANA DAİR HERŞEY-

2.5 senede hazırlanan kitabını okuyacakların, hayata ya da iş yaşamına dair tam olarak ne bulacaklarına dair sorumuzu da cevaplayan Kılıçlar, şöyle devam etti:

“Belki isim olarak Mehmet Kılıçlar var bu kitapta ama… Aslında daha çok; bu şehirde doğup, ardından bir süre yurt dışında yaşayan, okuyan, çalışan, finalinde de birikimlerini toplayıp burada bir işyeri kuran, ama ciddi sıkıntılar da atlatan, ortaklıklar arasındaki sorunları yaşayan, aile kavgalarına ve çekişmelerine şahit bir iş insanını görecekler.

Aslına bakarsanız, buradaki asıl amacım çocuklar oldu. Onlar için yazmak istedim bu kitabı en çok da. Bizler 2019’da, HATBORU ortakları olarak bir karar aldık. HATBORU’yu geleceğe hazırlayacağız, dedik. Çünkü bu şirket toplumun da bir parçası. Buradan geçinen 400 çalışan var. Biz, bu çalışanlarımızın geleceğini riske atamayız, onlara bir gelecek endişesi yaşatmamalıyız. Burayı, çocuklarımıza da hazırlamalıyız. Çocuklarımızı da hazırlamalıyız. O ikinci nesle işi devir etme sürecini sağlıklı bir şekilde yapmalıyız.

O anlamda bir aile anayasası hazırladık. Aile anayasasında, gelecekle ilgili şeyler yazılır. Ama sonra dedim ki, ‘Ben neden geçmişi de anlatmıyorum, çocuklarımıza?’ Dolayısıyla, bu düşünceyle beraber çıktı bu kitap. Yazmaya başladıkça da şunu dedim; ‘Ben, bunu neden çocuklarla sınırlı tutuyorum? Daha geniş bir kitleye hitap edeyim!’ Açıkçası, isteyen herkesin feyz alabileceğini düşünüyorum.

Ben, bu kitapta, her şeyi ne eksik ne de fazla anlattım. Olduğu gibi anlattım. Çok objektif yaklaşmak istedim, ki yapılanın bir anlamı olsun, verdiğim bilgilerle de faydalı olabileyim istedim açıkçası. ‘Kitabı okuyacaklar burada ne bulacak’ diye sorarsanız eğer… Burada; umut var, endişe var, girişimcilik ruhu var, başarmak var, azim var, düşmek var, kalkmak var, vazgeçmemek var… Yani ne istiyorsanız var!”

Tamer Yazar