Ocak ayında çalışmalarına başlandı…

Ocak ayında çalışmalarına başlandı…

Kadim kentin mesajında da sonlandı!

Hatay Osman Ötken Anadolu Lisesi Felsefe Öğretmeni Hülya Yapar’ın rehberliğindeki öğrencilerin hazırladıkları “Hoşgörü Kentlerinden Bir Dünya Ütopyasına” isimli eTwinning Projesi, önemli mesajlarla sona erdi.

Farklı dinlerin, kültürlerin, dillerin coğrafyası Hatay, sahip olduğu bu ayrıcalıklı yaşam kültürünü, kendi içinde ürettiği projelerle de herkesle paylaşmayı sürdürüyor. Buna dair son projenin adresi, Hatay Osman Ötken Anadolu Lisesi Felsefe Öğretmeni Hülya Yapar’ın rehberliğindeki öğrenciler olurken, bu örnek çalışmanın sahipleri, “Hoşgörü Kentlerinden Bir Dünya Ütopyasına” adlı proje isimleriyle de dikkat çektiler.

-AMACI-

Projenin amacı, gençlerde, yaşadıkları ildeki çok kimlikli yapı, yaşam ve yaşam kültürü konusunda farkındalık oluşturmak ve bu farkındalığı da birebir yaşayan toplumların temsilcileri ile konuşarak deneyimlemek. Sonrasında ise bu farkındalık ve bakış açısını çevresiyle paylaşabilmek ve yaşama uygulayabilmek.

-ZİYARETLER-

Bu kapsamda yapılanları özetleyen, Hatay Osman Ötken Anadolu Lisesi Felsefe Öğretmeni Hülya Yapar, şunları söyledi:

“Proje kapsamında, Hatay’daki farklı kültürlerin önde gelen isimleriyle görüşmek üzere, İl Müftüsü Ömer Faruk Bilgili ve Ehl-i Beyt Kültür Dayanışma Vakfı Kurucu ve Genel Başkanı Ali Yeral, Osman Ötken Anadolu Lisesi’ne davet edildi. Proje kapsamında, Osman Ötken Anadolu Lisesi öğrencileri, Antakya Musevi Havrası’nda Haron Cemal ile de bir söyleşide bulundular. Haron Cemal, Hatay’da tarihsellikten gelen bir hoşgörü ortamının bulunduğunu söylerken, tarihselliğin olmadığı bir ortamda hoşgörünün nasıl sağlanacağı sorusunu ise, ‘Önce kendini seveceksin, sonra dinini seveceksin ve sonrasında tüm dinleri seveceksin. Kendi dinini sevdiğin gibi diğer dinlere de mesafeni koruyacaksın’ şeklinde yanıtladı.

-HOŞGÖRÜ-

Ortodoks Kilisesi’nde Peder Dimitri Doğum ile yapılan söyleşi ise ‘hoşgörü’ sözcüğünün anlamını tartışarak başladı. Peder Dimitri, ‘hoşgörü’ yerine ‘bir arada yaşama kültürü’ ifadesinin daha anlamlı olduğunu belirtti ve ekledi: ‘Antakya, dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Biz, burada, herkesle güzel geçinen, herkesin birbiriyle güzel geçinmek zorunda olduğu bir şehiriz. Bizler, bu birlikteliği sürdürebilmek için de birlikte yaşama kültürünü nesilden nesile aktarmalıyız. Sürdürebilirlik, bize bağlı.’

Antakya Katolik Kilisesi’nde, Peder Domenico Bertogli, Antakya’nın Hristiyanlar için çok önemli bir şehir olduğunu da belirtti. ‘Hristiyan adı ilk kez Antakya’da verildi. Antakya-da gerçekten saygı var. Hangi dinden olursa olsun, bizler ilk önce insanız.’

Vakıflı Ermeni Ortodoks Kilisesi Vakfı başkanı Cem Çapar da, ‘hoşgörü yerine -bir arada yaşama kültürü- ifadesini kullanalım’ sözleriyle sohbete başladı ve… ‘Öncelikle hepimiz insanız. Ayırmak isterseniz, çok şey bulursunuz. Antakya, ekstra kıymetli bir yer. Bizim penceremiz daha geniş. Yani bir dinden, bir mezhepten, bir siyasi görüşten bakmıyoruz meselelere. Biz, bu ortamı kitaplardan öğrenmedik, yaşayarak öğrendik. Toplum olmanın şartı, birbirimizi anlamaktır. Aynı sizin yaptığınız gibi. Toplum olmanın şartı, birbirimizi anlamak ve savunmaktan geçiyor. Bunu yapabilirsek, gerçek bir toplum oluruz, birbirimize kenetlenebiliriz’ dedi.”

Tamer Yazar