CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Türkiye’de eğitim sisteminin derinleşen sorunlarına dikkat çekerek, “Eğitimde özelleştirme, akran zorbalığı, öğretmenlerin özlük haklarındaki kayıplar ve çağın gereklerinden uzaklaşan müfredat gibi temel sorunlar ortadayken, sağlıklı bir tartışma zemini dahi oluşturulamıyor” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorun çözmek yerine muhalefetle polemiklere zaman ayırdığını ifade eden Kara, bu anlayışla eğitim sisteminin 21. yüzyılın ihtiyaçlarına hazırlanmasının mümkün olmadığını vurguladı.
“Maarif Modeli eleştiriyi bastırma aracına dönüştü”
Kara yaptığı yazılı açıklamada Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen yazıyla, “Türkiye Maarif Modeli” kapsamında “Maarifin Kalbinde Ramazan” programının uygulanmasının istendiğini hatırlatan Kara, uygulamanın bazı okullarda öğrenci ve velilerin fişlenmesine yol açtığını belirtti. Bu duruma yönelik eleştirilerin ise “din düşmanlığı” suçlamalarıyla bastırılmaya çalışıldığını söyledi.
“Laiklik, eleştiri hakkının güvence altına alınmasıdır” diyen Kara, anayasal laiklik ilkesinin gereği gibi uygulanması halinde kimsenin kendisi gibi düşünmeyenleri “din karşıtı” ilan edemeyeceğini ifade etti. Kara, “Eğitim yerine ‘maarif’ dediğinizde; şiddet, öğretmenlerin hak kayıpları, müfredat ve okul koşulları gibi sorunlar kendiliğinden çözülmüyor” diye konuştu.
“Okul başına 1,89 temizlik görevlisi düşüyor”
Okullarda güvenlik ve temizlik hizmetlerinin yetersizliğine de dikkat çeken Kara, bu durumu verdikleri soru önergelerine gelen yanıtlardan net biçimde gördüklerini söyledi. Buna göre Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için toplam 140 bin temizlik görevlisi planladığını, ancak 74 bin okul dikkate alındığında okul başına yalnızca 1,89 görevlinin düştüğünü belirtti.
“Ücretsiz yemek talebi karşılıksız bırakıldı”
Bakanlığın tüm öğrencilere bir öğün ücretsiz yemek verilmesi yönündeki talepleri reddettiğini hatırlatan Kara, yalnızca taşımalı eğitim kapsamındaki ya da sosyal yardıma ihtiyaç duyan 1 milyon 361 bin öğrenciye beslenme desteği sağlandığını aktardı. Kara, taşımalı eğitimin sona erdirilmesine yönelik planların, bu desteğin de ortadan kaldırılmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
“Maarif ve MESEM arasında geleceğimiz yok”
Eğitime ayrılan kaynakların yetersizliğine işaret eden Kara, OECD verilerinin iktidarın iddialarını boşa çıkardığını söyledi. OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim” raporuna göre Türkiye’nin GSYİH’nin yalnızca yüzde 3,4’ünü ve kamu bütçesinin yüzde 10,6’sını eğitime ayırdığını hatırlatan Kara, bu oranların OECD ülkeleri arasında en düşük seviyelerde olduğunu vurguladı.
Okul öncesi eğitime yapılan harcamaların 2015’ten bu yana yüzde 21 azaldığını, yükseköğretim mezunlarının işsizlik oranının ise yüzde 10 seviyesinde kaldığını belirten Kara, mevcut sistemin gençlere ya işsizliği ya da MESEM kapsamında güvencesiz ve ağır koşullarda çalışmayı dayattığını söyledi. Kara “‘Maarif’ ve MESEM arasında sıkışmış bir eğitim sistemiyle geleceğimiz yok. Bu anlayış, kalabalık devlet okulları ve pahalı özel okullar arasında parçalanmış bir yapı, mezun olup geleceği elinden alınmış milyonlarca genç ve bozulan toplumsal barış demektir.” ifadesini kullandı.