Onların sevdası sevdamız…

Onların sevdası sevdamız…

Onların düşleri düşümüz…

Gezi sürecinde yaşamını yitiren ve Hatay’a acı olarak damlayan Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve Abdullah Cömert’e işaret eden ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Türkiye’de en yüksek ‘Hayır’ oranını 16 Nisan referandumuna etiketleyen Defne’de olmaktan dolayı mutlu olduğunu söylerken,net bir mesaj verdi…

Edip Akbayram’ın, “Çocuklar inanın, inanın çocuklar… Güzel günler göreceğiz, güneşli günler… Motorları maviliklere süreceğiz… Güzel günler göreceğiz güneşli günler” şarkısının sözleri ile başlayan ve önceki gün Defne Amfi Tiyatro’da gerçekleşen -Gezi’den Bugüne- adlı Panel, süreci başından ele alırken, yarına dair siyaset için de ciddi örneklemeler paylaştı. CHP Defne İlçe Örgütü tarafından organize edilen Panel’in moderatörlüğünü CHP Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı yaptı. Gezi sürecinde yaşamlarını kaybeden Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert ve Ahmet Atakan’ın aileleri de gecede yer alırken, siyaset temsilcileri ve vatandaşlar da bu anlamlı geceye yoğun ilgi gösterdi.
-GEZİ’DEN EMANET-
Katılımcılar; ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı-Gazeteci Erdem Gül’den önce kısa bir konuşma yapan Hilmi Yarayıcı, “Gezi’ye ilişkin söylenecek çok şey var” derken, şöyle konuştu:
“Amacımız ya da niyetimiz acıları tekrar hatırlatmak değil. Acılar üzerinden başka yönlere çekilebilecek bir anlatımı sunmak da değil. Ancak, Gezi’de kaybettiğimiz gençleri, Gezi direnişinin bizlere bıraktığı mirası ve değerleri sahiplenme yanında, kaybettiğimiz gençlerin bizlere bıraktığı mirası nasıl sahiplendiğimiz ve eksiklerimizi nasıl giderdiğimiz ya da gidereceğimiz noktasında bir hatırlatma ve saygıyla anma olacağı için, buradan bir kez daha, Gezi’de kaybettiklerimizi ve bu uğurda mücadele veren insanlarımızı sevgiyle ve saygıyla anıyorum.”
-HALA KORKUYORLAR-
Gezi ile yeni bir yaşam kültürü inşa edildiğini ve inşa edilirken de yeni bir insan modelinin ortaya çıktığını söyleyen Hilmi Yarayıcı, şöyle devam etti:
“Gezi’ye ilişkin birçok istatistiki bilgi verebiliriz, hatırlatmalar yapabiliriz. Bunun çok bir önemi yok. Ama kısaca şunu söyleyelim… Gezi direnişinin, bu istatistiki bilgiler dışında, yeni bir yaşam kültürü ve yeni bir insan yaratma anlamında eşsiz bir deneyim olduğunu hepimiz biliyoruz. Yeni… Çünkü cinsiyet ayrımından polis şiddetine, geniş bir yelpazede tüm muhaliflerin bir araya gelebildiği, herkesin talepleri doğrultusunda ortak bir şekilde eylem yapabildiği muhteşem bir direnişten bahsediyoruz. Yurt genelinde 2-3 ay kadar sürmüş olsa da, tarihimizin belki de o güne kadar tanıklık etmediği kitlesel bir eylemselliğe sahne oldu. İşte bu eylemselliği hazmedemeyenler, o gaz fişekleri ve bombalarıyla gençlerimizi aramızdan aldılar. Birçoklarının gözlerinin kaybedilmesine neden olan bir süreci bizlere yaşattılar. Gezi direnişinin yarattığı o büyük dalga mı? Bugün onları hala korkutmaya devam ediyor. Hatta o kadar korkutuyor ki, yapılacak her türlü eylemi, bir Gezi direnişine dönüşebileceği endişesi ve korkusuyla ya yasaklıyorlar, ya engel oluyorlar, ya da gözaltına alıp tutukluyorlar.”
-HEYECANINI PAYLAŞTI-
Antakya’da olmaktan ve Gezi’nin dördüncü senesinde bu konuyu konuşmaktan dolayı memnuniyetini ve heyecanını katılımcılarla paylaşan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı-Gazeteci Erdem Gül, “Ben, bir kere çok heyecanlıyım. Karşımda bu kadar insanın beni dinleyecek olmasından dolayı büyük bir heyecan duyuyorum. Hele de konu başlığımız olan ‘Gezi’ bakımından… Bu, benim için, sakin cümleler kuramayacağım bir duygu hali. O nedenle bu heyecanlı sesimi mazur görün. Hepinizi bir kez daha selamlıyorum” dedi ve konuşmasını da Can Yücel’in ‘Yaprak Dökümü’ adlı şiiri ile sürdürdü:
“Gezi deyince aklıma öncelikle Can Yücel’in şiir dizeleri geliyor. O dizeler şöyle; ‘Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar… Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar… O çocuklar, O yapraklar, O şarabi eşkıyalar… Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?’ Evet, bizim için Gezi, hayatlarımızda ‘bize çok iyi duygular’ hissettiren günlerden, zamanlardan bahsetmektir. Çünkü Gezi, bu ülkede, bir takım kazanımlar ve atılması gereken adımlar için nasıl büyük bir acı çekmek gerektiğine dair önemli bir tanıklıktı.”
-KARAR GÜNÜ-
“Gezi’den Bugüne” adlı Panel için Hatay’a gelen Erdem Gül için bu hafta önemli bir karar anına da şahitlik etmeye hazırlanıyor. Bilindiği gibi, Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Ankara Temsilcisi Erdem Gül ve CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun yargılandığı “MİT Tırları” haberi davasının yedinci duruşması 24 Mayıs Çarşamba günü İstanbul’da görülmüş, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma kamuya kapalı olarak yapılmıştı. Mahkeme, davanın karar çıkması beklenen bir sonraki duruşmasının ise 14 Haziran’da yapılmasına karar vermişti.
-BİLDİKLERİNİZİ ANLATIN-
Konuşmasında, Türkiye’de dünden bugüne hala yoğun bir acı atmosferi olduğunu dile getiren Erdem Gül, “Bizim dışımızdaki bir takım insanlar, bunu bildikleri halde, böyle bir acı yokmuş gibi davranıyorlar. Yani bir anlamda yalanla yaşıyorlar. Ülkemizde, ne yazık ki yalanla yaşamaya alışmış ya da bunu kabullenmiş bir insan topluluğu var” derken, bu acıları yakından bilen, o acılara şahitlik eden insanlara seslendi:
“Gezi’de yaşananlar da, ülkemizde yaşanan başka acı tecrübeler de herkes tarafından çok fazla bilinmiyor. O yüzden, bilen insanların görevi bunu anlatmak. İşte ‘basın’ dediğimiz ya da ‘dernek’, ‘sendika’, ‘parti’ dediğimiz şeylerin görevi bu. O nedenle, -Gezi’yi herkes biliyor- mantığıyla devam edemeyiz. Bu ülkede yaşanan acıları da yalanları da anlatmalıyız. Gezi’yi anmak, bir bakıma bu ülkedeki yalanlara da karşı çıkmaktır.”
-ÖZGÜRLÜK VE ADALET-
Erdem Gül’ün ardından söz alan CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner ise, Gezi direnişinin; Türkiye’deki özgürlük, adalet, eşitlik mücadelesinin çok önemli kavşak noktalarından bir tanesi olduğunu söyledi. “Var olan tarihi Gezi ile başlatmak ne kadar doğru değilse, her şeyin orada başlayıp bittiğini söylemek de doğru olmayacaktır” diyen Cihaner’in tespitleri ise şöyle oldu:
“Gezi, ülkeyi uzunca bir dönemdir yönetme çabasında olanların ülkeyi yönetirken kullandığı ‘korkuların’ aslında tamamının boşa çıktığını gösterdi. Bu ülkede, ‘laik-anti laik’ ya da ‘Türk-Kürt’ çatışması senaryoları yerine ‘ezen-ezilen’ hikâyesinin asıl gerçeğimiz olduğunu ortaya koydu. Gezi, ortak bir takım değerler üzerinde toplumun bir araya gelebileceğini de ortaya koydu. Birçok insanın, kafasındaki kaygıların ya da korkuların önemli ölçüde yapay ve yönetmek için muktedirlerin ve egemenlerin kullandıkları argümanlar olduğunu da… Bence en önemli şeylerden birisi de buydu.
Gezi, yapabileceğini önemli ölçüde gerçekleştirdi. Bir kere, muktedirlerin ve toplumu baskıyla, anti demokratik yöntemlerle yönetmek isteyenlerin korkulu rüyası oldu. Bundan sonra da hep olacak… Oradaki o potansiyel, bundan sonra her anti demokratik adımı atan, çevreye karşı suç işleyen, gençlerin düşüncelerini dikkate almayan herkesin bundan sonra da kabusu olacak. O yüzden, Gezi’yi anlamından saptırmaya çalıştılar. Ancak Gezi’ye yönelik açılan davaların birçoğu ise ‘beraat’ ile sonuçlandı.”
-FETÖ SUÇLAMASI-
Gezi sürecini ‘bunlar Fetullahçılardı’ noktasında alan kesimler için de konuşan İlhan Cihaner, şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı:
“Dibine kadar Fetullahçılarla beraber olanlar, Fetullahçılarla beraber ülkeyi yıkıma götürenler, Gezi gibi bu ülkenin en temiz ve en cesur hareketini Fetullahçılıkla kirletmeye çalıştılar. Ancak buna dair de tek bir olgu bile ortaya çıkmadı. Dolayısıyla, Gezi bizi özgürleştirirken, kendimize güven duymamıza da vesile olan bir süreçti aslında. Son ‘Hayır’ sürecinin, Gezi’den bizlere kalanların bir ‘test’ hali olduğunu düşünüyorum. Yani Gezi’nin politik testi, ‘Hayır’ kampanyasıyla kendisini en net şekilde gösterdi. Neredeyse aynı bileşenler bir araya geldi. Orada ‘resmi’ sonuç ne olursa olsun, Gezi’nin bu son testi de kazandığını söyleyebilirim.”
-SEVDAMIZ-
İlhan Cihaner’in ardından söz alan ve 16 Nisan referandumunda Türkiye’deki en yüksek ‘Hayır’ oranı çıkartan Defne’de olmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti katılımcılarla paylaşan ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, “Bu anlamda sizleri yürekten alkışlıyorum” derken, tespitleri şöyle oldu:
“Gezi’yi konuşacaksak eğer, arkadaşlarımızı anmadan konuşamayız. Onlar, bu toprakların çocukları. Hatay’ın çocukları. Onlar; Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve Abdullah Cömert… Onların sevdası sevdamız, onların düşleri düşümüz, onların mücadelesi mücadelemiz… Onların düşleri bizlere vasiyettir, arkadaşlar ve bizler o vasiyetin gereğini mutlaka yerine getirmeliyiz, getireceğiz. Bunun da bilinmesi gerekiyor.
Gezi neydi? Gezi, her şeyden önce bize yeni bir yol açtı. Biz bu yola girdik, ama daha tamamlayabilmiş değiliz. O anlamda, Gezi yaşanmamış gibi davranamazdık. Gezi öncesi sol olarak kalamazdık. Böyle bir hakkımız da hukukumuz da olamazdı. O yüzden, Gezi’nin açtığı yoldaki yenilenme sürecimiz devam etmektedir.”
Gezi sürecindeki sloganın ‘Her Taksim her yer Direniş’ olduğunu, ancak 16 Nisan sonrası bu sloganın ‘Hayır bitmedi, mücadele sürüyor’ olarak değiştiğini söyleyen Alper Taş, Gezi’de ortaya konan yaşam formunun ise Nazım Hikmet’in şiirinde ifade ettiği gibi, “Ne devlet, ne para, insanın emrinde dünya” olduğunu ifade etti.
Taş, sözlerinin finaline ise şu kelimeleri ekledi:
“İşte biz, böyle bir dünyayı o 15 gün içinde o parkın içinde inşa ettik. İşte bundan korktular. O yüzden halen Gezi karalaması yapıyor, Gezi’yi aşağılıyorlar. Ama gerçek şu ki, Gezi, bu memleketin tarihinde gelmiş geçmiş en milli ve en yerel harekettir, arkadaşlar. Kimse bunu karalayamaz.”
Panel’in sonunda, CHP Defne İlçe Örgütü tarafından katılımcılara plaket verildi.