1 Haziran’dan bu yana Adana, Adıyaman, Antalya, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Kütahya, Manisa, Mersin, Muğla, Yalova, Osmaniye, Hakkari’de ormanlar yandı!
Türkiye’de son açıklanan 2025 yılı verilerine göre orman yangınlarında 81 bin hektarı aşkın alan yandı.
2010-2019 arasında yılda ortalama 7 bin hektar ormanımız yanarken 2020-2026 arasında ortalama 49 bin hektara çıktı. Yanan alan miktarı 7 kat arttı.
Bu durum, her birimiz için, ülkenin geleceği için̈ yaşamsal olan, toplum olarak hepimizin varlık, “beka” ve yaşam olanaklarının sürdürülebilirliği, ülkenin ekonomik, sosyal, ekolojik ve doğal kaynaklarının korunması ile ilgili temel bir sorundur! Yaşananlar, ideolijik, siyasal, hegomanya ve ekonomik araçları ile sermaye birikimi ve devri amacıyla yapılan tercihlerin de bir sonucudur,
Ormanlarda Talan Süreci
2018 yılında yaşanan ekonomik kriz ve cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin ardından Orman Genel Müdürlüğü’nün bütçesi önemli ölçüde azaltıldı. Alınması gereken malzemeler alınamadı, çalıştılması gereken kadar personel çalıştırılmadı.
AKP döneminde 12,7 milyon dönüm orman alanı yok oldu!! Cumhurbaşkanı kararları ile 50 milyon metrekare alan orman sınırları dışına çıkarıldı!
Madencilik faaliyetlerine kamu yararı statüsü verildi, bütün ormanlar madencilik faaliyetlerine açıldı. Bu orman içlerindeki sermaye faaliyetlerinin artışı, ormanlarda yangına davetiye çıkarmanın bir aracıdır.
Hem orman talanı hem tahribatı hem de orman yangınlarına davetiye çıkartan bu yasal düzenleme olduğu sürece yangınlar artacaktır. Milli Parklar Kanunu Mart 2026 da yasalaştı!
“Bu düzenleme ile milli parkları turizm ya da daha başka faaliyet alanları üzerinden 99 yıllığına sermayeye kiralamanın, Milli parkları sermayenin talanına ve tahribatına açtılar. Bu yasal düzenleme de orman içerisindeki faaliyetlerin artışına neden olacaktır. Geçtiğimiz ay çıkarılan torba kanunda orman arazilerine ilişkin düzenlemeler yer aldı, kanun düzenlemesiyle de binlerce hektar ormanlık alan sermayenin mülkiyeti haline getirildi.
2B kanunuyla (artık orman olarak korunmasında kamu yararı bulunmadığı tespit edilmiş ve korunması gereken orman dışına çıkarılan alanlara ilişkin yasa) orman dışına çıkarılan yerelere yerleşimler, siteler yapıldı, kasabalar kuruldu. Orman içine giren yollar, tesisler var. Ormanlarda ormancılık dışı amaçlarla kurulan maden alanları, turizm tesisleri var. Milyonlarca insan ormanın içinde. Bu kadar faaliyeti orman içine sokarsanız yangınlar artar.
Ayrıca, orman teşkilatı personel sayısı ve eğitimi olarak yetersiz! Orman Genel Müdürlüğü Osmanlı zamanından beri var olan bir kurum. Şimdiki Genel Müdür tarihin rekoru seklinde, dokuz yıldır görev yapıyor! Ormancılığın bir organizasyon işidir! İşçi sayısı yetersiz. Büyük bir kısmı mevsimlik işçi, kadrolu ve sözleşmeli değiller. İşçiler yangına gittikleri zaman uyumadan, çoğunlukla dinlenmeden, aç ve susuz çalışıyor. Bu organizasyon içinde bu lojistik bile yapılamıyor.
Plansızlık, Sorumsuzluk ve Özelleştirmeler!
İklim değişikliği (ki bu değişiklik de, sermayanin, uluslararası şirketlerin ve devletlerin bu yöndeki tercihlerinin sonucurudr) artan sıcaklar dünyanın dört bir yanında orman yangınlarını artırıyor! Son yılların en sıcak yaz mevsimini geçiren Avrupa’da 435 bin hektar alan yandı. 2026 boyunca çıkan orman yangınlarında dünya genelinde yanan alan miktarı 6 milyon hektarı aştı. Ancak artan sıcaklar, ihmal, plansızlık, sorumsuzluk ve özelleştirmelerin talanı ve orman yangınlarını arttıran ana faktör olduğu gerçeğini gizlemez!
Halk olarak sağlıklı ve sürdürülebilir yaşam alanları istiyoruz, ormanımıza, suyumuza, denizimize, dağımıza DOKUNMA diyoruz! Yaşamak istiyoruz ve bunun için de yaşatmak istiyoruz her ağacı ve ormanı!…
Bunun için
SORUYORUZ!….
- OGM’nin kendi envanterinde koca Türkiye için sadece 9 helikopter, 14 uçak ve 10 insansız hava aracı var. Ancak 2025 yangın sezonu geldiğinde ne yapıldı? Envanter yetmediği için 68 yangın söndürme helikopteri ve 13 uçak olmak üzere toplam 81 hava aracı kiralandı. Bu kiralamalara bir yılda ödenen fatura 10 milyar 262 milyon lira.
Yangınlar sistematik sekilde artarken, oman yanarken, neden devletin kurumunun parası bankada bekliyor? Orman Genel Müdürlüğü, 2024 yılında 2 milyar 73 milyon lira, 2025 yılında ise tam 2 milyar 277 milyon lira faiz geliri elde etti. İki yılın toplamı 4 milyar 351 milyon lira. Oysa bir CANADAİRCl 415 yangın söndürma uçağının maliyeti 37 milyon usd (Resmi bütçe belgeleri ve havacılık verileri) Bu uçakklar neden alınmıyor?
- Yılın kurak geçeceği biliniyordu, hazırlık için neler yapıldı? Tarım alanlarıyla ormalık alanları ayrıldı mı?. Yangına neden olan yanıcı maddeler ormanlık alanlardan arındırıldı mı? Orman alanları arasında belli noktalarda yangını önleyici alanlar kuruldu mu?
- Orman Genel Müdürlüğü’nün personel ve eğitim yetersizliği ortada iken, yangınla mücadele için son derece önemli olan İzmir Buca’daki yangınla mücadele eğitim merkezi neden kapatıldı?
- Yangınları izlemek ve tespit etmek için yeryüzünün görüntüsünü ileten kızılötesi termal kameralarla donatılmış amfibi uçaklarımız var mı? Varsa sayısı kaçtır? Yoksa, bunları kiralamak için ne kadar para ödenmektedir?
- Yangınla mücadele için yeni helikopterler alınması, ormanlara girişler yasaklanmasının yeterli olmayacağı yaşanarak denenmiş olmasına karşın, neden hala yangınla mücadele için iyi organize olmuş, aşağıdan yukarıya liyakat ile örgütlenmiş bir yapı oluşturulamıyor?
- Yangınla mücadele için yeterli eğitim ve donanımı olmayan ve her yıl alınan sözleşmeli personel ile etkin mücadele olabilir mi? Bu işin etkin bir eğitim, deneyim ve devamlılık istediği açık iken neden eksiklikler giderilmiyor ve sözleşme ile her yıl, deneyimsiz farklı insanlarla bu iş yürütülmeye çalışılıyor?
- İklim değişikliği nedeniyle yaşanan sorunlar sistematik şekilde büyürken ve kapsamı Orman Genel Müdürlüğü’nü aşmışken, neden Kurumlar arası işbirliği yetreli şekilde arttırılmıyor?
- Bu hazırlıklar ve yeterli kadrolar için, ormanlarıve yaşam alanlarımızı korumak için yeterli bütçe neden ayrılmıyor?
- Elektrik Dağıtım Şirketleri, ihaleler ile ihya edilirken, alt yapı ve teknik hizmetleri yerine getirmemeleri, herhangi bir denetime tabi tutulmamaları ve yaptırım da uygulanmaması dolayisıyla ülke ormanları buna bağlı nedenlerle yanarken, enerji piyasası, elektrik dağıtım hizmetleri neden derhal kamulastırılmıyor?
“Kasta varan” sürekli bir ihmal, plansızlık ve sürdürülebilir, etkili planlı önleme ve koruma politika yokluğu ile liyakata dayalı deneyimli ve eğitimli kadro eksikliği, etkili bir hukuksal ve idari hesap verme, denetleme yokluğu ile yaşamsal olanakları ve geleceği kaybediyoruz!
Anayasanın 169. Maddesi “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz”. Diyor!
Bu hüküm ve ilgili kanunlar eksiksiz şekilde, kamucu bir yaklaşım ile uygulansın!

