Hayat ne garip değil mi? Hiçbirimizin yaşayış biçimi aynı değil. Birbirinden farklı milyarlarca insan, hayatı farklı yorumlayıp anlamlandırmaya çalışıyor. Farklılıklarımız arasından benzerlikler bulup sosyal ağımızı kuruyoruz. Örüntü büyüdükçe benzerliklerimiz de çoğalıyor. Farklıyız ama bizleri bir arada tutmaya yarayan çok ortak payda var. Konuştuğumuz dil, tuttuğumuz takım, dinlediğimiz müzikler, inançlar, hobiler…
Bağ kurmak çok kolay değil mi?
Ortak bir amaç olsun yeter ki!
Payda çok…
Bilincimiz müsade ettiği sürece bu sosyal çabanın birleştirici bir gücü var. Belirli etik sınırlar, net topluluk kuralları ile bir arada yaşamak mümkün. Fakat değişik yanlarımız benzerlik ararken bağ kuramadığımız her örüntü, ötekileşiyor. İlişkinin ölçüsü kaçınca kurulan bağlar çözülüyor veya kopuyor. Denge bozuldukça ayrışma büyüyor ve birleştirici güç kutuplaştırmaya başlıyor. Kutuplar uzaklaştıkça kırılmalar çoğalıyor, kırıldıkça ötekileşiyoruz…
Bireysel gerginliklerimizi toplumsal kaosa sürükleyen bu ortamda kapsayıcı düşünmekte fayda var. İlişkilerimizde her zaman açık bir kapı bırakmamız şart.
Çünkü kalan tek ortak paydamız, insanlığımız…
Özkan KIRBIYIK