Öykülerin Efendisi

Ekici'nin öyküleri bu topraklardan besleniyor, bu toprakları besliyor.

Necdet Ekici’nin kitaplarını üst üste dizdiğinizde oldukça görkemli bir kule oluşturuyor. Yıllar önce bir arkadaşımın önerisiyle, yazmakta olduğum roman hakkında fikrini almak için telefonla arayarak tanışmıştım. Cesaretimi artıran bir konuşma yapmıştı. Sonra da Payas belediyesinin öykü yarışmasında jüri üyesi olmamı istemiş “Hocam ben yazar değilim, yazmaya çalışan biriyim” itirazlarımı da kabul etmemişti.  Yarışmaya katılan öyküler hakkında puanlamamızı elektronik posta yoluyla yapmış, görevimizi tamamlamıştık ama yalnızca onunla yüz yüze tanışabilmek için Payas’ın görkemli Bedesteninde yapılan ödül törenine katılmıştım.

Necdet Ekici, sokaklarında hikâyeler, destan anlatıcılar, maniler, koşmalar söyleyenlerin olduğu, türküler, ağıtlar yakılan toprakların çocuğu. Bu zengin gelenekten beslenen bir yazar. Ortaokulda şiirle ilgilenmiş ama hevesini kıran bir öğretmeni nedeniyle şiir yazmaktan vazgeçmiş. Kim bilebilir belki de şiire devam etseydi çok başarılı olabilirdi. Yakınlarda kaybettiğimiz ağabeyi Mehmet Ekici’nin çok güzel şiirlerini okumuştum.

Necdet Ekici’nin kitapları başka dillere çevrilmiş, yurt içinde ve dışında sayısız ödül almış. Necdet Ekici’nin çok güçlü bir gözlem gücü var. Bir çoğumuzun ‘Aman yaramaz adamın biri’ deyip burun kıvırdığımız kişilerden, okuyucuyu güldüren, düşündüren, hayata dair dersler çıkarmasını sağlayan öyküler yaratıyor.

Emeğine sağlık Necdet Ekici. Kalemin elinden düşmesin.

Exit mobile version