6 Şubat depremlerinin ardından Antakya’da yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarını değerlendiren inşaat mühendisi Adnan Özçelik, rezerv alan uygulamasından yapı güvenliğine, altyapı sorunlarından sosyal donatı eksikliğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Özçelik, rezerv alan uygulamasının özellikle mülkiyetin korunması ve kent merkezinin bütüncül biçimde yeniden inşa edilmesi açısından gerekli olduğunu düşündüğünü belirtti. Ancak uygulamanın yalnızca konut üretimine odaklanmak yerine Antakya’nın iklimi, sosyal yapısı ve yaşam alışkanlıkları dikkate alınarak daha nitelikli şekilde planlanabileceğini ifade etti.
“Konut yapmak tek başına yeterli değil”
Antakya’nın yeniden ayağa kaldırılmasının yalnızca bina sayısıyla ölçülemeyeceğini belirten Özçelik, insanların yeniden kent merkezinde yaşamak istemesini sağlayacak sosyal ve çevresel koşulların da oluşturulması gerektiğini söyledi.
Kentteki yeni yapılaşmada yer yer sade ve tek tip konut anlayışının öne çıktığını savunan Özçelik, yeşil alanlar, sosyal donatılar ve insanların bir araya gelebileceği ortak mekânların planlamada daha güçlü biçimde yer alması gerektiğini kaydetti.
Antakya’nın iklim koşullarının ve kent sakinlerinin sosyalleşme alışkanlıklarının yeni yerleşim alanlarının tasarımında dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Özçelik, yeniden yapılanmanın hedefinin yalnızca güvenli konut üretmek değil, aynı zamanda yaşanabilir mahalleler oluşturmak olması gerektiğini ifade etti.
“Arsuz’a yerleşenler bile dönmeyebilir”
Deprem sonrasında çok sayıda Antakyalının Arsuz başta olmak üzere farklı bölgelere yerleştiğine dikkat çeken Özçelik, kent merkezindeki yaşam kalitesinin yeterince yükseltilememesi durumunda insanların geri dönüş konusunda isteksiz davranabileceğini söyledi.
Özçelik, “İnsanlara yalnızca bina değil, yaşayabilecekleri bir kent sunmak gerekiyor. Aksi hâlde depremden sonra Arsuz’a yerleşen insanlar bile Antakya’ya dönmeyebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Rezerv alan uygulamasına değil, uygulama biçimine eleştiri
Rezerv alan uygulamasının kendisine karşı olmadığını özellikle vurgulayan Özçelik, eleştirisinin ortaya çıkan yapılaşma modeline yönelik olduğunu belirtti.
Şehir merkezinde tek tip deprem konutu görüntüsünün hâkim olmaması gerektiğini söyleyen Özçelik, kentin tarihsel kimliğini, iklimini ve sosyal yaşamını koruyan daha özgün bir şehircilik anlayışına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Özçelik’e göre rezerv alanlarda daha fazla yeşil alan, sosyal tesis, yaya alanı ve ortak yaşam mekânı oluşturulması, insanların yeni mahallelerine aidiyet duymasını da kolaylaştıracak.
“Bu betonlar hangi binalara döküldü?”
Yeniden inşa sürecinin mühendislik ve denetim boyutuna da değinen Özçelik, hızlı yapılaşma nedeniyle uygulamadaki denetimlerin büyük önem taşıdığını söyledi.
Standartlara uygun beton üretmediği gerekçesiyle bazı firmalara ceza kesildiğine ilişkin basına yansıyan haberleri hatırlatan Özçelik, söz konusu betonların hangi yapılarda kullanıldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu.
Özçelik, “Bu betonlar nereye döküldü, hangi binalara döküldü? Bu binalarda herhangi bir işlem yapıldı mı, üretim durduruldu mu?” sorularını yöneltti.
Beton kontrollerinin yapılıp yapılmadığı ve sorun tespit edilen yapılarda güçlendirme ya da başka bir işlem uygulanıp uygulanmadığı konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yapı güvenliğine dikkat çekti
Sahada incelediği bazı inşaatlarda uygulama sorunları gördüğünü belirten Özçelik, bazı beton yüzeylerinde segregasyon, boşluklar ve donatıların açıkta kaldığı bölümler gördüğünü, taşıyıcı sistemin sağlamlığının yalnızca projeye değil, uygulama kalitesine de bağlı olduğuna dikkat çekti.
Özçelik, “İyi bir proje kötü uygulanırsa beklenen dayanım sağlanamaz. Bu nedenle yapı güvenliği açısından saha denetimlerinin eksiksiz yapılması gerekiyor” dedi.
“Antakya yeniden kurulurken yaşam da planlanmalı”
Deprem sonrası süreci hem depremzede hem de inşaat mühendisi olarak yakından takip ettiğini belirten Özçelik, Antakya’nın yeniden inşasının yalnızca konutların tamamlanmasıyla bitmeyeceğini söyledi.
Özçelik, yeniden yapılanma sürecinde altyapının, ulaşımın, yeşil alanların, sosyal donatıların ve kent kimliğinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirterek, “Rezerv alan doğru bir adımdı ancak uygulama çok daha iyi planlanabilirdi. Antakya’da binalarla birlikte yaşamın da yeniden kurulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
