Bayraktar, fiyatların yalnızca ham petrol değil; döviz kuru, vergi, navlun ve piyasa koşullarına göre şekillendiğini vurguladı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, uluslararası petrol fiyatlarında yaşanan düşüşe rağmen Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının neden aynı seviyede kaldığı ya da zaman zaman arttığına ilişkin tartışmalara açıklık getirdi.
Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının son dönemde petrol fiyatlarındaki gerilemeye paralel düşmemesi, Meclis gündemine de taşındı. İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Bakan Bayraktar’a verdiği soru önergesinde, küresel petrol fiyatları ile pompa fiyatları arasındaki farkın neden oluştuğunu sordu.
Muhalefet temsilcileri, zamların sık sık “uluslararası gelişmeler” gerekçesiyle açıklanmasına karşın iç piyasadaki fiyat seviyesinin yüksekliğinin yalnızca küresel etkenlerle açıklanamayacağını dile getirdi.
“Fiyatı sadece ham petrol belirlemiyor”
Soru önergesine yanıt veren Bakan Bayraktar, akaryakıt fiyatlarının 1 Ocak 2005’ten bu yana serbest piyasa koşullarında belirlendiğini hatırlattı.
Bayraktar, fiyat oluşumunun çok sayıda değişkene bağlı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası ham petrol fiyatının yanı sıra navlun bedeli, döviz kuru, gümrük vergileri, özel hukuk çerçevesindeki ticari anlaşmalar, arz-talep dengesi ve dönemsel piyasa gelişmeleri akaryakıt fiyatlarını etkileyebilmektedir. Yurt içinde ise fiyat; ürün bedeli, dağıtıcı ve bayi marjı ile vergilerden (ÖTV ve KDV) oluşmaktadır.”
“Döviz, vergi ve piyasa koşulları etkili”
Bayraktar, uluslararası piyasalarda petrol fiyatları düşse bile Türkiye’de fiyatların aynı kalmasının veya yükselmesinin tek bir nedene bağlı olmadığını vurguladı.
Rafine ürün fiyatları, döviz kuru hareketleri, navlun maliyetleri ve küresel arz-talep dengesi gibi unsurların da eş zamanlı etkide bulunduğunu belirten Bayraktar, bu nedenle pompa fiyatlarının doğrudan ham petrol fiyatına endeksli olmadığını ifade etti.
“Vergisel düzenlemeler maliye’nin alanında”
Bakan Bayraktar ayrıca vergisel düzenlemeler ve enflasyon etkilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın doğrudan yetki alanında olmadığını belirterek, bu konular için Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan görüş alınması gerektiğini kaydetti.
