Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çalışkan, yürütülen sürecin yalnızca konut üretimine indirgenmemesi gerektiğini belirterek, inşa faaliyetlerinin toplumsal kimliği ve manevi değerleri de kapsayacak şekilde planlanması çağrısı yaptı.
Yeniden yapılanma sadece betonla sınırlı kalmamalı
6 Şubat depremlerinin ardından Hatay başta olmak üzere birçok ilde başlatılan konut projelerine değinen Çalışkan, fiziki yapılaşmanın önemini teslim etmekle birlikte, sosyal dokunun ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Genel Kurul kürsüsünden konuşan Çalışkan, “Deprem bölgesinde yükselen konutlar elbette büyük bir ihtiyacı karşılıyor. Ancak bu süreç yalnızca betonarme yapılarla sınırlı kalmamalı. İnşa edilen alanlar; kimliğimizi, inancımızı ve toplumsal hafızamızı da yaşatmalıdır” ifadelerini kullandı.
Yeniden yapılanmanın, kültürel ve manevi unsurlarla birlikte ele alınmasının önemine işaret eden Çalışkan, şehirlerin ruhunu oluşturan değerlerin göz ardı edilmesi halinde kalıcı bir iyileşmeden söz edilemeyeceğini dile getirdi.
Mahalle kültürü ve komşuluk bağları vurgusu
Depremzedelerin yalnızca yeni bir eve kavuşmasının yeterli olmadığını belirten Çalışkan, mahalle kültürünün ve komşuluk ilişkilerinin de yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi.
“Bir insanın ev sahibi olması kadar, mahallesine, camisine ve komşularına da kavuşması gerekir” diyen Çalışkan, özellikle rezerv alanlarda inşa edilen TOKİ konutlarında ibadet alanlarının yeterince planlanmadığını savundu.
Toplumsal dayanışmanın, mahalle yaşamı ve ortak sosyal alanlarla güçlendiğini ifade eden Çalışkan, şehir planlamasında bu unsurların öncelikli olarak dikkate alınması gerektiğini kaydetti.
Konuşmasında Hatay’daki bazı cami alanlarına da değinen Çalışkan, geçmişte vakıf arazisi olarak bağışlanan bazı ibadet yerlerinin eski konumlarında yeniden inşa edilmediğini iddia etti.
İpek Camisi, Sabuncu Camisi, Hatice Ana Camisi, Muradiye Camisi, Hacı Mevlüde Camisi ve Osmaniye Camisi’nin eski yerlerinde yapılmadığını öne süren Çalışkan, bu durumun toplumsal hafızayı zedelediğini belirtti.
Cami alanlarının şehir hafızasının bir parçası olduğunu vurgulayan Çalışkan, yeniden planlama sürecinde vakıf kültürünün ve geçmişten gelen bağış iradesinin korunması gerektiğini ifade etti.
“Sosyal hayat bütüncül ele alınmalı”
Deprem bölgesinin yalnızca konut odaklı değil; ibadet, eğitim, sosyal dayanışma ve aile yapısını gözeten bütüncül bir yaklaşımla yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini dile getiren Çalışkan, yetkililere bu yönde çağrıda bulundu.
Şehirlerin yalnızca fiziki mekânlardan ibaret olmadığını belirten Çalışkan, “Kimliğini kaybeden bir şehir, sadece bina yığınından ibaret kalır. Biz hem evleri hem de o evlerin taşıdığı ruhu yeniden inşa etmeliyiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Yeniden yapılanma sürecinin ilerleyen aşamalarında şehir planlamasına ilişkin tartışmaların daha da yoğunlaşması beklenirken, Çalışkan’ın açıklamaları deprem bölgesinde kimlik ve manevi değerler ekseninde yeni bir tartışmanın kapısını araladı.