Açıklamada şiddetin toplumsal değil, yapısal ve politik bir sorun olduğu vurgulandı.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan ve çocuklar ile eğitimcilerin yaşamını yitirdiği saldırıların ardından sağlık ve sosyal hizmet emekçileri iş bıraktı. SES Hatay Şube Eş Başkanı Nilgün Aşkar tarafından okunan ortak açıklamada, sağlıkta ve eğitimde yaşanan şiddetin “tesadüfi değil, sistemsel ve politik” olduğu ifade edildi.
Açıklamada, 17 Nisan 2012’de Gaziantep’te görevi başında öldürülen Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıldönümü hatırlatılarak, görev sırasında yaşamını yitiren tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri ile eğitimciler anıldı. Yaşamını yitirenler saygıyla anılırken, yaralılara acil şifa dilendi.
“Şiddet toplumun her alanına yayılıyor”
Açıklamada, son dönemde yaşanan olayların toplumda şiddetin yaygınlaştığını açık biçimde gösterdiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Sağlıkta da eğitimde de yaşanan şiddet tesadüfi değil, politiktir. Çünkü insanı merkeze alan bir yaklaşım yerine performans, kazanç ve tahakküm odaklı bir sistem hâkim kılınmıştır.”
“Kamusal hizmetler zayıflatıldı”
Açıklamada kamu hizmetlerinin bilinçli olarak zayıflatıldığı, vatandaşların nitelikli hizmete erişemediği için özel sektöre yönlendirildiği ifade edildi.
Eğitimde sınav odaklı sistemin, sağlıkta ise işlem ve gelir odaklı yaklaşımın öne çıkarıldığı belirtilerek, “nitelik yerine nicelik esas alınmaktadır” denildi.
“Eşitsizlik ve yoksulluk şiddeti büyütüyor”
Toplumsal eşitsizliklerin şiddeti beslediğine dikkat çekilen açıklamada, yoksulluğun derinleştiği bir ortamda bazı kesimlerin lüks yaşamının toplumda adalet duygusunu zedelediği vurgulandı.
Bu durumun, baskıcı sosyal ve siyasal iklimle birleştiğinde şiddeti artırdığı ifade edildi.
“Emekçiler ağır koşullarda çalışıyor”
Sağlık ve eğitim emekçilerinin ağır iş yükü, güvencesizlik, düşük ücretler ve mobbing altında çalıştığı belirtilerek, bu koşulların nitelikli hizmet üretimini zorlaştırdığı kaydedildi.
Açıklamada ayrıca sendikal baskılar ve liyakatsiz yönetim anlayışının da şiddetin bir parçası haline geldiği ifade edildi.
“Şiddet medyada da normalleştiriliyor”
Açıklamada, medya ve sosyal yaşamda şiddetin normalleştirildiği, suçun kimi zaman övüldüğü bir ortamın oluştuğu belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:
“Cezasızlığın yaygın olduğu bir düzende adalet duygusu zedelenmektedir. Bu tablo toplumsal çürümenin göstergesidir.”
Talepler sıralandı
Sağlık ve eğitim emekçileri tarafından açıklanan talepler şu şekilde sıralandı:
• Şiddeti önlemeye yönelik yasal düzenlemeler, emek örgütlerinin önerileri doğrultusunda hayata geçirilmeli
• Güvenli çalışma ve eğitim ortamları sağlanmalı
• Emekçileri hedef gösteren yayın ve söylemler denetlenmeli
• Piyasacı politikalar yerine kamusal hizmet anlayışı güçlendirilmeli
• Liyakat esaslı yönetim sistemi kurulmalı
• Kamusal sosyal yaşam alanları artırılmalı
• Çocuklar ve yetişkinler için kültürel, sportif ve bilimsel alanlar oluşturulmalı
• Sağlık ve eğitim sistemi emek örgütlerinin katkısıyla yeniden düzenlenmeli
• Müfredatlara insan hakları ve demokratik yaşam kültürü eklenmeli
“Şiddeti kabul etmiyoruz”
Açıklamanın sonunda, şiddetin yaşamın ve çalışma hayatının olağan bir parçası haline getirilmesinin kabul edilmeyeceği vurgulandı.
“Ülkenin dört bir yanında yaşanan acıların tekrar etmemesi için yaşamı, eşitliği ve geleceğimizi savunmak zorundayız” ifadeleriyle açıklama sonlandırıldı.