Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Muhsin Boz
Muhsin Boz

SEKİZ YIL ARA İLE

Antakya, 30 Ekim 2018 Salı     

 

Ekim ayının başlarında elektronik ortamda bir davet aldım. Ancak daveti kimden aldığımı, unuttum inanın. Davet Bilgileri: “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konseri. Yer İl Kültür Merkezi. Tarih: 30 Ekim 2018, Salı. Saat 20.00. Koltuk No: Balkon O.21. Düzenleyen: Antakya Musiki Derneği. Katkıda bulunan: Hatay Büyükşehir Belediyesi.” Peki, konserde kimler var? Yerli Türk Sanat Müziği Korosu ve 1977 doğumlu Türk Sanat Müziği ve TRT İstanbul Radyosu ses sanatçısı Gökhan Sezen.

         25-26 Ekim’e doğru davetiyeyi yeniden hatırladım. Açıkçası gidip gitmeme konusunda karasızdım. Bayram sonrasının ilk günü, salı. Hastane büyük ihtimalle çok yoğun ve bu yüzden aşırı yorgun olacağım. Ayaklarım beni Kültür Merkezi’ne kadar taşıyacak mı? En iyisi o gün karar veririm.

         Sadece bende değil, pek çok sağlık çalışanında kronik bir yorgunluk var. Sağlıkta şiddet de cabası! Pek çoğumuz mutsuz, isteksiz, gergin… Sözün özü maskeli depresyon benzeri bir durum var. Tüm bunlara, bir de gece uykusuzluğu ve gündüz zamansız uyku halleri… Bazen adeta bir ruh gibi dolaşıyorum. İşte böyle bir durumda, böyle bir günde bedenim, bir konseri kaldırabilir mi? Hadi gittim. Bir iki şarkıdan sonra uyursam, bir de horlarsam üstüne… Valla kepaze olurum.

         Neyse, 30 Ekim geldi çattı. Düşündüğüm gibi, hastane kalabalık. Yoğun bir gün geçirdim. Yorgun ve uykusuzum. Her şeye rağmen ibre gitmekten yana döndü…

 

Eskişehir, 22 Mayıs 2026 Cuma

 

        Yukardaki metni konserden kısa bir süre sonra yazmaya başlamış, tamamlamadan bırakmışım. Muhtemelen işlerimin yoğunluğundan dolayı sonunu getirememişim. Yazamama, sayfalara dökememe uzun sürdüğü için kaleme alacağım duygular uçmuş, yok olmuşlar. Amiyane tabirle yazının miadı dolmuş ya da zaman aşımına uğramış. Sonraki aylarda, yıllarda… defalarca masa üstü bilgisayarda karşıma çıkmasına rağmen silmeye kıyamamışım.

Silmeye kıyamamışım ama hayat, bana, kıyacak gibi olmuş birkaç kez. 2018-2026. Sekiz yıl geçmiş aradan. Aradaki sürede ciddi bir corona enfeksiyonu geçirdim; 6 Şubat 2023 depremine maruz kaldım. Deprem sonrası Eskişehir’e taşındım ve bu satırları Eskişehir’den sizlere yazıyorum. Deprem sonrası… Üç buçuk yıl geçmiş aradan neredeyse. Bu süre içinde sık Antakya’ya gidip geldiğim için bir- iki defa ciddi kaza tehlikesi… Özetle hayat kıyacak gibi olsa da affetmiş, sarıp sarmalamış beni. Ölümün kıyısında dolaştırmış, ölümü koklatmış. Peki, bu sürede kayıplar oldu mu? Elbette, olmaz olur mu? Yakın uzak akrabalar, eş-dost… “Antakya’daki konserle ilgili bilgiler yetersiz, hadi günlüğüme bakayım. Belki de farklı bilgiler vardır,” diye günlük notlarını açıyorum. Yenice bilgiler buluyorum, evet: Koro, Yıldırım Gürses şarkılarını seslendirmiş. “Hayatımda unutmayacağım bir konserdi,” diye not düşmüşüm. Koristlerin dördü hekim arkadaş. Sonraki yıllarda ikisi ile beraber aynı özel hastanede çalıştım. Depremden kısa süre önce biri Uşak’a taşındı; depremden sonra biri İstanbul’a geçti. Diğer iki hekim arkadaşım deprem sonrasında Antakya’da yaşamaya devam ettiler. Koristlerden biri, benden üç-dört yaş büyük bir kuzenim. Mimar. Deprem sonrası Ankara’ya taşındı. Bir korist de benden üç-dört yaş büyük bir ressam-kaligraf. O da deprem sonrasında Antakya’da yaşamına devam etti. Neden yazdım bunları? Sekiz yıllık bir süre içinde sağa sola nasıl savrulduğumuzu sizlerle paylaşmak için… Özetle hayat mayat sizi dinlemiyor, bir yerde tutmuyor ve hallaç pamuğu gibi bir yerlere atıyor.

Peki, atınca her şey bitiyor mu? Değil tabii. Bu defa sekiz yıl sonra Eskişehir’de, Anadolu Kültür ve Dayanışma Derneği’nin düzenlediği Türk Sanat Müziği Konseri’ne gidiyorum. Tarih 22 Mayıs 2026, Cuma. Yer, Osmangazi Üniversitesi Kongre Salonu. Saat 19.30. Saat 18 30 gibi salonda yerimi alıyorum. Salon, başlama saatine kadar neredeyse doluyor. Sanat yönetmeni ve şef, Cem Aksu. Programı sunan, Şenay Emrem. 70’li, 80’li ve 90’lı yılların seçme sanat müziği parçaları ve şarkıları seslendiriliyor. Bu konser de unutulmazların arasındaki yerini şimdiden alıyor, aldı. Saz heyeti, solistler, koristler ve bizler… Harika bir iş çıkardık. Antakya’daki gecenin aksine burada, sadece şef Cem Aksu’yu* ve koristlerden birini tanıyordum. E, yeni bir şehre kök salmak, orada büyümek, şehrin sizi sarıp sarmalaması… kolay olmuyor.

Değil mi hayat? Öyle kolay olmuyor. Bakalım gelecekte neler bekliyor beni, bizleri, sizleri. Aman aman, sen hep güzel şeyler sun bize, güzel yüzünü göster. Biz sanatseverlerin hiç kimseye zararı yok. Sen zaten bizim gibi sanat düşkünleriyle veya benzerlerimizle güzelsin ey hayat! Ey hayatım!

 

* Yazıyı Cem Aksu ile paylaşınca, kendisinin benden daha çok Antakyalı olduğu ortaya çıktı. Bir dönem Antakya’da askerliğini yapmış; o dönemde de musiki ile uğraşmış. Tanıdık tanımadık o kadar çok isim ve mekân saydı ki, şaşırıp kaldım. E, artık model oldu, olacak bana. Eskişehir’de kök salıp gövdelenmek, pıtrak ve kabak çekirdeği gibi açılmak için.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER