TBMM’de dış politika krizi: Çalışkan’dan keskin eleştiri

Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Riyad’da imzalanan bildiriyi sert sözlerle eleştirdi.

 Çalışkan, metnin bölgedeki gerçekleri yansıtmadığını savunarak, ABD ve İsrail’in adının yer almamasına rağmen İran’ın hedef gösterildiğini söyledi.

“Bu belgede Amerika’nın ve İsrail’in adı geçmezken İran saldırıyı başlatan ülke gibi gösteriliyor. Bu bir yüz karasıdır,” ifadelerini kullandı.

Öngörüsü ve Tutarlılığı Dikkat Çekiyor

Çalışkan’ın bu çıkışı rastlantı değil. Daha kısa süre önce TBMM’de silah transit geçiş uygulamalarının şeffaflığına ilişkin verdiği önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmişti. Bu örnek, Çalışkan’ın bölgesel güvenlik ve dış politika konularında süreklilik arz eden bir tutum sergilediğini gösteriyor.

Mevcut sistemde gensoru mekanizmasının işletilemediğini belirten Çalışkan, geçmişte Hayrettin Erkmen hakkında verilen gensoruyu hatırlatarak, bugün benzer şartlar oluşsaydı Dışişleri Bakanı hakkında da aynı sürecin yaşanması gerektiğini savundu.

Diğer Siyasi Çevrelerden Benzer Tepkiler

Çalışkan’ın eleştirisi yalnız değil. CHP ve diğer muhalefet çevreleri de Türkiye’nin Orta Doğu’daki diplomatik adımlarına yönelik eleştirilerde bulundu. Bazı milletvekilleri, Riyad gibi süreçlerde Türkiye’nin ABD ve İsrail’e karşı net bir duruş sergileyemediğini, dış politikada daha kararlı adımlar atılması gerektiğini savundu.

Milli Güvenlik Kurulu’nun son bildirisi ve diğer siyasi açıklamalar da, Türkiye’nin bölgedeki konumunu netleştirmesi gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda Çalışkan’ın tepkisi, yalnızca bir konuşma değil, siyasi çevredeki genel bir eleştirinin parçası olarak öne çıkıyor.

Mescid-i Aksa ve Bölgedeki Riskler

Konuşmasında Mescid-i Aksa konusuna da değinen Çalışkan, bölgedeki gelişmelerin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, ABD’ye güvenen ve çekingen davranan politikanın çözüm üretmeyeceğini dile getirdi.

“Türkiye, komşuluk ilişkileri ve tarihî bağları gereği İran’a sahip çıkmak zorundadır,” diyerek, ülkenin bölgesel diplomasi ve güvenlik politikasında daha net ve bağımsız bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı.

Exit mobile version