Tescillemişiz! Unutmuşuz!

Tescillemişiz! Unutmuşuz!

Antakya’nın Haraparası Mahallesi’nde, bir başına bir tarih. Kendi hikayesinin fısıldayışında ne görülen, ne duyulan ve ne de bilinen… Oysaki 29 Ocak 2005 yılında tescil edilen, ama ardından ‘unutulan’…

Daha önce defalarca gündeme gelse de, ne Müze Müdürlüğü’nden ne de İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden konuya dair bir açıklama yapılmadı. Niye bu kadar yalnız bırakıldığını ise anlayan olmadı.
Buna dair konuşan son isim, Araştırmacı Gazeteci-Yazar Zafer Sarı oldu. “Antakya merkezde, Haraparası Mahallesi’nde (Köy Garajları’nın bitişiğinde) bulunan suyolu, adeta ilgisizlikten inim inim inliyor. 29 Ocak 2005 yılında tescil edilerek ‘sözde’ koruma altına alınan suyolu, her geçen gün bir iki taş daha eksilerek yok oluyor” diyen Sarı, kesme taşlardan yapılmış, dört adet geniş ve iki adet de ince-uzun kemerden oluşan bu yapının yalnızlığına işaret etti.
-SAHİPSİZLİK-
Kentin tarihi ve kültürel zenginliğine dair ‘sahipsizliği’ eldeki bu son kare ile ne kadar tescilleniyor bilinmez ama, düne dair hatırlananlar bugünü daha da bir açmaza sokuyor. Oysaki 28 Aralık 2014 Pazar günü yapılan görkemli bir açılışla kapılarını ziyaretçilerine aralayan Hatay Arkeoloji Müzesi’nin açılış kurdelesini dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu kesmiş, bugün ‘unutulan’ o tarih ve kültür için şunları söylemişti:
“Müze ve şehir ilişkileri çok önemli. Bir şehir vardır ki toprağın altında, doğru dürüst kültürel miras yoktur ama üzerinde başka yerlerden aktarılan mirasların sergilendiği müzeler vardır. Başka şehirler vardır ki, altlarında büyük kültürel miras vardır ve hala bunlar yaşamaktadır ama yeryüzüne çıkartılarak insanlara sunulacak müzeleri yoktur. Bir üçüncü şehir de kültürel miras anlamında hem toprağın altı hem de üstü zengindir. İşte Hatay da bu şehirlerden bir tanesi.”
Peki, Hatay bugün nasıl bir şehir oldu da, eldeki durum bu kadar değişti? Cevap vermek isteyen olur mu? -Tamer Yazar-

(Visited 1 times, 1 visits today)