Türkiye’de tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçlarındaki artış, hane halkının finansal durumu açısından tartışılmaya devam ediyor. Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, tüketici borçluluğuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, artan kredi yükünün yalnızca bankacılık sektörünü değil, ailelerin ekonomik ve sosyal yaşamını da etkilediğini belirtti.
Tüketici borçları 7 trilyon TL seviyesinde
TÜKONFED Bankacılık Komisyonu tarafından paylaşılan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine dayandırılan 2 Ekim 2026 tarihli bilgilere göre, Türkiye’de tüketici kredileri yaklaşık 3,5 trilyon TL, bireysel kredi kartı borçları ise 3,5 trilyon TL seviyesine ulaştı.
Böylece tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçlarının toplamı yaklaşık 7 trilyon TL olarak ifade edildi.
Komisyon, artan borç yükünün özellikle ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlar üzerinde ekonomik baskı oluşturduğunu vurguladı.
İhtiyaç kredilerinde takibe dönüşüm oranı yüzde 6,75
Açıklamada, kredilerin takibe dönüşüm oranlarına ilişkin veriler de paylaşıldı.
Buna göre, 2 Ekim 2026 itibarıyla ihtiyaç kredilerinde takibe dönüşüm oranı yüzde 6,75, bireysel kredi kartlarında yüzde 5,7, bankacılık sektörünün genelinde ise yüzde 3,2 olarak belirtildi.
TÜKONFED, ihtiyaç kredilerindeki yüzde 6,75’lik oranın 2014-2026 döneminin en yüksek seviyesi olduğunu ileri sürdü.
Komisyon, söz konusu oranların bireysel borçların geri ödenmesinde yaşanan güçlükleri ortaya koyduğunu değerlendirdi.
Takipteki alacaklar 378,8 milyar TL
Bankacılık sektöründeki takipteki alacak tutarının 2 Ekim 2026 itibarıyla 378,8 milyar TL olduğu bildirildi.
TÜKONFED Bankacılık Komisyonu, bankaların bazı sorunlu alacaklarını varlık yönetim şirketlerine devrettiğini hatırlatarak, açıklanan takipteki alacak tutarının borçluluk sorununu bütün yönleriyle yansıtmayabileceğini savundu.
Açıklamada, bankalar tarafından devredilen alacakların banka bilançolarından çıkmasına rağmen vatandaşların borç yükümlülüklerinin devam ettiği vurgulandı.
Borçluluğun aileler üzerindeki etkisine dikkat çekildi
Komisyon Başkanı Hüseyin Ölmez, artan borçların yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Borç ve icra süreçlerinin ailelerin sosyal yaşamını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Ölmez, ödeme güçlüğünün hane halkı bütçeleri üzerindeki baskısına dikkat çekti.
Ölmez, tahsil edilemeyen kredilerin ekonomik kaynakların kullanımı üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu savundu.
TÜKONFED’den beş maddelik öneri
TÜKONFED Bankacılık Komisyonu, tüketici borçluluğunun azaltılması ve finansal sistemde denetimin güçlendirilmesi amacıyla beş öneri sundu.
Komisyonun önerileri şöyle sıralandı:
- Gerçek borçluluk açıklansın: Bankalar ile varlık yönetim şirketlerindeki sorunlu tüketici alacakları ve borçlu sayıları birlikte kamuoyuyla paylaşılsın.
- Varlık yönetim şirketleri denetlensin: Tahsilat süreçlerinde şeffaflık, ölçülülük ve tüketici haklarının korunması sağlansın.
- Borçlar adil biçimde yapılandırılsın: Ödeme gücünü kaybeden vatandaşlara gelir durumlarına uygun, sürdürülebilir ödeme seçenekleri sunulsun.
- Aileler korunsun: Borç ve icra işlemlerinin aileler üzerindeki ekonomik ve sosyal etkilerini azaltacak koruyucu önlemler alınsın.
- Milli tasarruflar korunsun: Borç, faiz ve icra döngüsünün ekonomik kaynaklar üzerindeki etkileri azaltılarak finansmanın üretim, istihdam ve toplumsal refaha yönlendirilmesi sağlansın.
Milli banka ve kredi politikası çağrısı
TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, açıklamasının sonunda Türkiye’nin ekonomik koşulları ve toplumsal ihtiyaçları doğrultusunda bir banka ve kredi politikası oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Ölmez, tüketici finansmanının yalnızca bankacılık faaliyetleri kapsamında ele alınmaması gerektiğini belirterek konunun ekonomik bağımsızlık, toplumsal huzur ve sürdürülebilir kalkınmayla da ilişkili olduğunu savundu.
Komisyon, uluslararası finans sistemiyle bağlantılar korunurken Türkiye’nin kendi ekonomik önceliklerini esas alan politikalar geliştirmesi çağrısında bulundu.