TÜRKİYE ÜZERİNE TESPİTLER

Hani iddialı bir tespit için kullanılan bir söylem vardır: “İşte buraya yazıyorum.” derler. Ben de buraya yazıyorum. Türkiye, dünyada üzerine en çok senaryo yazılan, komplo kurulan ülkelerden biridir. Bir senaryo da ben yazacağım. Genel seçimi almış, Mecliste çoğunluğu sağlamış, Meclisin çok bir kıymeti harbiyesi kalmamış olsa da istediği her şeyi yapabilen bir iktidar bloku var. […]

Hani iddialı bir tespit için kullanılan bir söylem vardır: “İşte buraya yazıyorum.” derler. Ben de buraya yazıyorum. Türkiye, dünyada üzerine en çok senaryo yazılan, komplo kurulan ülkelerden biridir. Bir senaryo da ben yazacağım.

Genel seçimi almış, Mecliste çoğunluğu sağlamış, Meclisin çok bir kıymeti harbiyesi kalmamış olsa da istediği her şeyi yapabilen bir iktidar bloku var. Üstelik başkanı Hammurabi’den daha güçlü kılan bir başkanlık sistemi de var. Bu güçlü iktidar, yerel seçimleri bir iki puan farkla kaybedince muhalefet hemen “İktidar erken seçime gitmek zorunda”, “%28,5’tan 29 Erdoğan, seni orada oturtmam” söylemine başladı. İktidar bloku da bu söyleme “Niye?” demek zahmetine bile katlanmadan yoluna devam etti. Valla iktidar olsam ben de aynısını yapardım. 50 yıl önceki bakış açısıyla, Türkiye’de ve dünyada hiçbir şey değişmemiş gibi söylenen sözler bunlar. Demirel’in, Turgut Özal’a yaptığı muhalefete benziyor. Oysa köprülerin altından çok sular aktı.

Gelelim benim senaryoma. İktidar, şimdilik CHP’yi ve olası bütün cumhurbaşkanı adaylarını yıpratmakla meşgul. Yeni yollar, yöntemler bulacağından hiç kuşkum yok. Ekrem İmamoğlu’nu diplomasından başlayarak yargı yoluyla kuşatmaya devam ediyor. Beyoğlu, Esenyurt, Bolu, Adana ve diğerleri; hepsi bu büyük yıpratma planının birer parçası. Ya bir şey çıkar ya da çamur at, izi kalsın. Bu planın “Hiçbir şey olmamışsa bile bir şey olmuştur.” demeye kadar yolu var. Bu yıpratma politikasının Mansur Yavaş’a kadar uzanacağı da görülüyor. İçeri atmasalar bile soruşturma, dava, şu bu; hepsi Yavaş’ı bekliyor. Çok inandırıcı gelmeyebilir ama altını çizdiğim bir notum var. İktidar, yaptırdığı anketlerde seçim sonucunu garanti görmezse, seçim kanunundaki “kurultayını yapmış olmak” maddesi üzerinden CHP’yi seçime sokmayabilir. Mutlak butlan davası bu nedenle çok önemli. CHP, seçime girebilme senaryoları üzerinde sıkı çalışmalı. A, B, C yetmez; alfabemizdeki 29 harf kadar planı olmalı. İktidarın hukuktan ne anladığını, daha doğrusu anlamadığını unutmamalı.

Elime ulaşan çeşitli anket sonuçları üzerinden bir değerlendirme yapmaya çalışıyorum. Bütün Avrupa’da sağ yükseliyor. Bence bizde de yükseliyor. Milliyetçi iddialar taşıyan bu kadar parti boşuna kurulmuyor. Bir kısmı Bahçeli’nin sağlığı üzerinden pozisyon almış olabilir ama bir kısmı da iktidar blokundan kopacağını düşündükleri parçaların peşinde konuşlanıyor veya olası erken seçimde ittifaklarda yer bulacakları hesabı içindedirler. İktidarın “Terörsüz Türkiye” hamlesiyle, bebek katilinden kurucu önder söylemine geçişinin oluşturduğu fay hattından medet umanlar da vardır. Milliyetçi iddialar taşıyan partilerin MHP’de yer almamalarını anlarım ama birbirlerinden farklı ne söylüyorlar da ayrı duruyorlar, diye de milliyetçi seçmene sorarım. Aslında milliyetçi seçmene soracak çok sorum var. Soracağım da, şimdilik talebimi yazayım. Talebim basit: Ne olur milliyetçilik yapın. Köprülerimizi, fabrikalarımızı, limanlarımızı sattırmayın. Kıyılarımızı, ormanlarımızı, madenlerimizi yağmalattırmayın. Bu yoksul halkın parasıyla birilerinin zengin edilmesine, ülkenin kaynaklarının içte ve dışta bir takım çıkar odaklarına peşkeş çekilmesine karşı çıkın. Sık sık “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı” diyorsunuz. İşte o yetimlerin hakkına sahip çıkın artık. Ne bileyim, benim anladığım milliyetçilik bu. Milliyetçilik yapın.

Son söz: Anketlerdeki büyük orandaki kararsız kitle AKP-MHP seçmenidir. %90’ı sandıkta yine kendi partilerine oy verecektir. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.

Exit mobile version