Hatay Mor Dayanışma Derneği, Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi hazırladığı “Kadın Haklarına Dönük Saldırılar ve Örgütlü Kadın Mücadelesi” başlıklı raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, kadınların sosyal, ekonomik ve hukuki alanlarda karşılaştığı sorunların yanı sıra özellikle deprem sonrası Hatay’daki kadınların yaşadığı zorluklar detaylı olarak ele alındı.
8 Mart, anma günü olmanın ötesinde
Dernek raporunda, Dünya Kadınlar Günü olan 8 Mart’ın sadece bir kutlama günü olmadığına dikkat çekildi.
Açıklamada, “8 Mart, kadınların yaşam hakkı için direnmeye, patriarkanın erkek egemen düzenine karşı itiraz etmeye ve dayanışma içinde mücadele etmeye devam ettiği bir gündür” ifadeleri kullanıldı.
Kadın örgütleri, patriyarkal sistemin kadın emeğini sömürürken kapitalizmle iç içe geçtiğini, ekonomik krizler ve savaşların da kadınlar üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı.
Türkiye’de kadına yönelik şiddet endişe verici boyutta
Rapora göre, Türkiye’de erkek şiddeti hâlâ ciddi bir toplumsal sorun olarak devam ediyor.
2025 yılında en az 299 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 471 kadın ölümü “şüpheli” olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, bu rakamların yalnızca basına yansıyan vakaları kapsadığını ve gerçek tablonun çok daha ağır olabileceğini belirtti.
Kadına yönelik şiddette bireysel silahlanmanın ciddi bir risk oluşturduğuna dikkat çeken rapor, Türkiye’de yaklaşık 40 milyon ateşli silah bulunduğunu, bunların 4 milyonunun ruhsatlı, 36 milyonunun ise ruhsatsız olduğunu ortaya koydu.
2025’te öldürülen 201 kadın ateşli silahla hayatını kaybetti.
Hatay’da erkek şiddeti ve ev içi cinayetler
Doğu Akdeniz Bölgesi’nde basına yansıyan verilere göre, Ocak 2025 – Ocak 2026 arasında Hatay’da en az 46 erkek şiddeti vakası kayıtlara geçti.
Raporda, gerçek sayının bunun çok üzerinde olabileceği vurgulandı.
Kadın cinayetlerinin büyük çoğunluğunun aile içinde gerçekleştiği belirtilen raporda, 2025 yılında öldürülen kadınların:
-
104’ü evli olduğu erkek
-
32’si eski eşi
-
28’i birlikte olduğu erkek
-
24’ü eski partneri
tarafından öldürüldü.
Toplamda 196 kadın evde yaşamını yitirdi.

Sığınma evleri yetersiz
Rapora göre Türkiye genelinde 42 milyon kadın nüfusu bulunmasına rağmen yalnızca 150 kadın sığınağı bulunuyor.
Toplam kapasitenin ise 3 bin 683 kişi ile sınırlı olduğu belirtildi.
Hatay’da yaklaşık 845 bin kadına sadece bir sığınma evi düşüyor. Depremde yıkılan sığınma evinin yerine ise henüz yeni bir tesis yapılmadığı kaydedildi.
Deprem sonrası Hatay’da kadınların durumu
Raporda, deprem sonrası Hatay’da kadınların çok yönlü sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen barınma sorunlarının sürdüğü belirtilirken, yaklaşık 180 bin kişinin hâlâ konteynerlerde yaşadığı ifade edildi.
Bunun yanı sıra:
-
68 Aile Sağlığı Merkezi hizmet veremiyor
-
240 aile hekimliği birimi konteynerlerde hizmet sunuyor
Özellikle kadınların sağlık hizmetlerine erişiminde ciddi aksamalar yaşandığı ifade edildi.
Üreme sağlığı hizmetleri, gebelik takibi ve kanser taramaları gibi hizmetlerin büyük ölçüde sekteye uğradığı belirtildi.
Rapora göre Hatay’da bebek ölüm oranı binde 20’ye yükseldi. Türkiye ortalaması ise binde 9 seviyesinde bulunuyor.
Eğitim ve kadın istihdamı
Deprem öncesinde yaklaşık 500 bin öğrenciye sahip olan Hatay’da, bu rakamın 400 bine gerilediği ifade edildi.
Ortaöğretimde okulu terk eden çocuk sayısında artış yaşandığı belirtilirken, kadın işsizliğinin ciddi boyutlara ulaştığına dikkat çekildi.
Raporda:
-
Geniş tanımlı kadın işsizliği %39,3
-
Deprem sonrası Hatay’da istihdam %13,1 azaldı
-
Kadın istihdamındaki kaybın %25–30 civarında olduğu tahmin ediliyor.
Kadın örgütlerinden devlet ve yerel yönetimlere çağrı
Raporda kadın örgütleri, devlet ve yerel yönetimlere şu çağrılarda bulundu:
-
Kadın cinayetlerini önleme merkezleri kurulmalı
-
Her 100 bin nüfusa en az bir kadın sığınma evi yapılmalı
-
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) sayısı artırılmalı
-
Kreş ve bakım hizmetleri kamusal hale getirilmeli
-
Toplumsal cinsiyet eşitliği anayasal güvence altına alınmalı
Kadın örgütleri, deprem bölgelerinde yaşayan kadınların sorunlarının hâlâ çözülmediğini ve mücadelelerini büyüterek sürdüreceklerini vurguladı.