Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

TÜRMOB’dan Sert Çıkış: Mali Müşavirler Günah Keçisi Mi?

TÜRMOB Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, mali müşavirlerin sorumluluk rejimine yönelik eleştirilerde bulunarak müteselsil sorumluluğun sınırlandırılması ve adil bir sistem kurulması çağrısı yaptı. Yıldız ayrıca vergi teşvikleri, sermaye girişini artırmaya yönelik düzenlemeler ve tekstil sektöründeki yapısal sorunlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.


TÜRMOB Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, mali müşavirlerin sorumluluk rejimine

Mali müşavirlerin sorumluluk rejimine eleştiri

TÜRMOB Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, vergi sisteminin sağlıklı işleyişinin yalnızca mükellef beyanlarına değil, mali müşavirlerin belgeye dayalı çalışma düzenine bağlı olduğunu vurguladı.

Yıldız, 3568 sayılı kanun çerçevesinde mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler için uygulanan müteselsil sorumluluk mekanizmasının zamanla istisnai bir uygulama olmaktan çıkarak genel bir tahsil yöntemine dönüştüğünü ifade etti.

Vergi idaresinin “alacağını bulduğundan tahsil ederim” yaklaşımının hakkaniyet sorunları doğurduğunu savunan Yıldız, vergi ziyaının gerçek sorumlusunun her durumda mali müşavir olmadığını belirtti.

“Meslek mensubu işletmenin sahibi ya da karar vericisi değildir” diyen Yıldız, kusur ayrımı yapılmaksızın sorumluluk yüklenmesinin hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığını dile getirdi.

 

Sorumluluk sisteminde reform önerisi

Yıldız, müteselsil sorumluluğun kapsamının daraltılması gerektiğini belirterek şu önerileri sıraladı:

  • Sorumluluğun kasıt, iştirak ve haksız KDV iadesi gibi durumlarla sınırlandırılması
  • Diğer hallerde kamu alacağının öncelikle mükelleften tahsil edilmesi
  • Meslek mensubuna ancak kusuru oranında başvurulması
  • Sorumluluk için üst sınır getirilmesi
  • Zorunlu mesleki sorumluluk sigortası sisteminin kurulması

Yıldız, mevcut uygulamanın “ölçülülük ve orantılılık” ilkelerine zarar verdiğini, sınırsız risk altında meslek icrasının sürdürülemez olduğunu ifade etti.

 

Sermaye ve döviz girişine yönelik vergi düzenlemeleri

Yıldız, İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve ilgili düzenlemeler kapsamında açıklanan vergi teşviklerine de değindi.

Açıklamalara göre:

  • Finansal hizmet ihracatında %75’e varan kurumlar vergisi indirimi
  • Transit ticarette %50’ye varan kazanç indirimi
  • Belirli koşullarda %100’e ulaşan vergi avantajları
  • Döviz kazandırıcı işlemlerde kurumlar vergisi oranının düşürülmesi
  • Yurt dışından gelen yatırımcılara 20 yıla kadar vergi muafiyeti tartışmaları

Bu düzenlemelerin toplam etkisiyle bazı faaliyet alanlarında kurumlar vergisi yükünün sıfıra yaklaşabileceği değerlendirmesi yapıldı.

Ayrıca hizmet ihracı kapsamında yazılım, mühendislik, çağrı merkezi ve sağlık hizmetlerinde %100’e varan vergi indirimi planları da dikkat çekti.

 

Varlık barışı ve sermaye çekme hedefi

Yurt dışındaki varlıkların belirli bir vergi oranı karşılığında Türkiye’ye getirilmesini öngören “varlık barışı” düzenlemesinin yeniden gündeme gelmesi de değerlendirmeler arasında yer aldı.

Bu uygulamanın amacının döviz rezervlerini artırmak ve finansal şoklara karşı dayanıklılığı güçlendirmek olduğu ifade edildi.

 

Tekstil sektöründe yapısal kriz

Yıldız, Türkiye ekonomisinin önemli üretim alanlarından biri olan tekstil ve hazır giyim sektörüne ilişkin de kapsamlı bir analiz sundu.

Sektörün 1930’lardan bu yana istihdam ve ihracat açısından kritik rol oynadığını belirten Yıldız, son yıllarda ciddi bir daralma yaşandığını ifade etti.

Öne çıkan veriler şöyle sıralandı:

  • 2025 itibarıyla tekstil-hazır giyim ihracatı yaklaşık 28 milyar dolar
  • 2019 sonrası ihracatta düşüş eğilimi
  • 2022–2025 arasında yaklaşık 365 bin istihdam kaybı
  • 2025 yılında 4.600’den fazla şirket kapanışı

Yıldız, sektörün özellikle yüksek maliyetler, döviz kurundaki oynaklık, finansman zorlukları ve enerji maliyetleri nedeniyle baskı altında olduğunu belirtti.

 

Küresel rekabet ve dönüşüm baskısı

Bangladeş, Vietnam, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerin düşük maliyet avantajı nedeniyle Türkiye’nin rekabet gücünü zorladığı ifade edildi.

Ayrıca Avrupa Birliği’nin yeşil mutabakat politikalarının da sektör üzerinde yeni maliyet baskıları oluşturduğu vurgulandı.

Yıldız, mevcut tabloyu “eski üretim modelinin sona erdiği bir dönüşüm süreci” olarak değerlendirerek, sektörün yeniden yapılandırılmasının zorunlu hale geldiğini söyledi.