Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Garip Turunç

 ÜLKEMİZDEKİ DİN REFERANSLI SİYASETSİZLİK

Siyasi tarihimizin belki de hiç bir evresinde olmadığı kadar tuhaf bir dönemden geçiyoruz. İri cüssesiyle dikkat çekiyor ülkemizde siyaset. Her gün haberi başta geliyor. Türkiye’nin Ekrem İmamoğlu ismi etrafında olağandışı bir siyasi süreç yaşadığı bir vakıadır. İmamoğlu’na yönelik operasyona, yine yargı üstünden, ana muhalefet partisine yönelik operasyonlar eşlik etmiştir, etmektedir. Bunlar da “siyasetin normali” değildir. Ayrıca siyasetçi var, siyasi dil sınır tanımıyor, siyasi kamplaşma ileri seviyede, siyasi ayak oyunları aleni, siyaset mühendislikleri parmak ısırtacak teknolojiye ulaştı ama sadra şifa siyaset yok. Siyasetsizlik almış başını gidiyor. Sataşmalar her geçen gün bir kat daha ağırlaşıyor, toplumu bölüyor, parçalıyor, kamplaştırıyor. Dilimizin sertliği/uslubu yüreğimize de yansıyor. Yüreğimiz daraldıkça öfkemiz daha bir çoğalıyor. Yüreğimizin giderek daralmakta olduğunu görmek üzüyor. Yürekleri dar olanlar, insanların bedenleri üzerinde mütekebbir bir edayla hükümranlık kurmaya çalışanlar, bilesiniz ki kendileriyle birlikte adına hareket ettiklerini söyledikleri davalarına da zarar verirler.

 

Kendilerini “Dinin sahibi/jandarması” olarak görenler, hâkim oldukları yerlerde ve makamlarda yeryüzünü sadece başkaları için değil aynı dine mensup olup farklı düşünen ve yaşayan insanlar için de cehenneme dönüştürüyorlar. Kendi dinimizden olanları dahi kendi cemaatlerimiz, kendi tarikatlarımız, kendi ırklarımız, kendi mezheplerimiz, kendi derneklerimiz üzerinden “bizden olanlar-olmayanlar” biçiminde ayrıştırmaya kalkışırsak, dahası cemaatimizden, tarikatımızdan, ırkımızdan, mezhebimizden, derneğimizden olanları diğerlerinden üstün görmeye başlarsak, Arafat Dağı’ndan seslenen o sevgililer sevgilisinin ortaya koyduğu ölçülerden sapmışız demektir.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NDE MEZHEPÇİ DİL

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi halkın tamamını kucaklaması gereken bir makam iken; ne yazık ki son günlerde AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın Alevi yurttaşlarımızı hedef alan, nefret dozajı yüksek ifadelerine sahne oldu. Türkiye, tarihinin en hassas dönemlerinden birinden geçerken, toplumsal barışı tesis etmesi gereken Gazi Meclis, ne yazık ki bir kez daha kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir dilin esiri yapılmaya çalışılıyor.

 

Usta’nın, Suriye’deki Müslümanların katliamıyla bugün yaşanan Alevi soykırımını kıyaslarken kullandığı “13 yıl boyunca Müslümanlar öldürülürken sesi çıkmayanların bugün Aleviler öldürülüyor diye figan feryat etmeleri” şeklindeki sözleri, kelimenin tam anlamıyla bir “insanlık ayrımı”dır. Bu sözler sadece siyasi bir polemik değil, yıllardır planlanan “kinci nesil” projesinin tehlikeli bir dışavurumudur.

 

Geçen yıl da AK Parti lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, partisinin Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nde, Suriye’ye yönelik yaptığı konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef göstererek ”Baas rejiminin düşmesini hazmedemediler. Hadi eski genel başkanlarının kuyruk acısını biliyoruz. Onun Baas rejimi ve Esed sevgisinin altında farklı sebepler var”sözleri haklı bir endişeye yol açmıştı.  CHP lideri Özel’in “Sakın bir daha bunu dile getirme” şeklindeki uyarısı çok haklı ve doğru bir çıkıştı.

Bu din/mezhepsel referanslı ifadelerin satır aralarına bakıldığında ürkütücü bir mantık silsilesi yatıyor: AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın sözlerinden, “Siz Suriye’deki Sünniler için ağlamadınız, öyleyse bugün katledilen Aleviler için feryat etme hakkınız yok”demeye; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyleminden ise, Suriye’deki Esad rejimiyle Türkiye’deki Alevi kimliğini aynı potaya koymaya çalışıyor.

 

Bu söylemler, Türkiye’de yaşayan milyonlarca Alevi yurttaşımızda derin bir infiale ve daha da acısı, yeniden bir “can güvenliği” kaygısına yol açıyor. “Bizden olan” ve “olmayan” ayrımı, hukuk devletinin en temel ilkesi olan eşitlik ilkesini kökünden sarsmaktadır. Din devleti gönüllerde kurulur. Ama din devletini bedenler üzerinden kurmaya kalkışanlar ne yazık ki gönülleri yıkıyorlar ve gönüllerdeki o yüce din algısını yerle yeksan ediyorlar. Oysa ki devletin dini adalettir. Adaleti olmayanın dini de sözden ibarettir. Marifet, zayıf iken adaleti savunmak değildir. Asıl marifet, güçlü iken adaleti dimdik ayakta tutmaktır.

 

AKP’Lİ İSİMDEN ‘HZ. ALİ’ HAMLESİ!

 

AKP Gurup Başkanvekili Leyla Șahin Usta, TBMM’de yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler tepki çekmişti. CHP Gurup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Eğer bu söz gerçek fikrinizse, ‘Ben böyle düşünüyorum’ deyin. Gerçek fikriniz değilse – ben öyle olmadığını umuyorum – ‘Bu benim ağzımdan irademin dışında çıkmışbir laftır’ diye düzeltin”demişti.

 

Bunun ardından, AKP Gurup Başkanvekili Usta, Hüseyin Gazi Tekkesi’ni ziyaretini sosyal medya hesabından paylaştı. AKP’li Leyla Șahin Usta’nın ziyarete ilişkin X’te yayımlanan açıklaması şöyle:

 

“Bizim gönlümüzde de siyasetimizde de ayırım asla olmadı, olmayacak. Çünkü biz, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’in (s.a.v) “Müminler ancak kardeştir” öğüdünürehber edindik. Çünkü biz, hakkısavunmayı öğreten Hz. Ali’nin yolundan yürümeyi şeref bildik.

 

23 yıldır ülkemizi bölmek isteyen tüm şer odaklarına, nifak tohumları ekmek isteyenlere ve ayrıcı siyasetlere rağmen; birliğimizi ve beraberliğimizi koruduk, aynı kararlıkla da korumaya devam edeceğiz. Çünkü bizim mayamız kardeşliktir, bizim harcımız adalettir.

 

Türkiye Kürdüyle, Alevisiyle, Sünisiyle, Zazasıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, aynı hilalin altında, aynı kıbleye yönelen, aynı vatan toprağını kutsal bilen büyük bir aileyiz. Bizim için isimler, kökenler, farklılıklar değil ; insan olmak, kardeş olmak ve bir olmak esastır.

 

Hz. Muhammed’in (s.a.v) ümmet anlayışıyla, Hz. Ali’nin sadakat mirasıyla ; fitneye karşı birlik, ayrılığa karşı kardeşlik, zulme karşı dayanışma demeye davam edecegız.

 

Bugün olduğu gibi yarın da, kardeşlerimizin yanında olmaktan asla geri durmayacağız. Çünkü biz, ayrıştırmadan değil, birleştirenlerden olduk.

 

Bizi gönüllerine misafir eden Hüseyin Öz Dedemize ve Canlara teşekkür ederiz.”

 

AKP Gurup Başkanvekili Leyla Șahin Usta, CHP Gurup Başkanvekili Gökhan Günaydın’nın yapmış olduğu “düzeltin” önerisini yerine getirmiştir. Ancak tartışma sona ermiş gibi gözükmüyor.

 

CHP ‘ALEVİLER ÖZÜR BEKLİYOR’ DEDİ : AKP’Lİ VEKİLDEN ‘ASIL SİZ ÖZÜR DİLEMELİSİNİZ’ YANITI

 

Geçen hafta Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplananmıştı. Genel Kurul’da gündem dışı konuşmalar bölümü sürerken söz alan CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’ya çağrıda bulunarak, “Biz bu ülkede Alevi’siyle, Sünni’siyle, Türk’üyle, Kürt’üyle eşit yurttaşlarız. Bu Meclis o eşitliğin ta kendisidir. Bu kürsü ayrımcılığın değil, millet iradesinin kürsüsüdür. Bugün burada kurulan dil sadece bugünü zehirlemez, geleceği de yaralar. Bu nedenle, mecliste sarf edilen ve toplumda haklı bir infiale yol açan bu ayrımcı ifadeler için Sayın Grup Başkanvekilinin bu kürsüden açıkça özür dilemesi gerekir. Aksi halde, bu sözler kardeşliğimize düşürülmüş kara bir leke olarak tarihe geçecektir” dedi.

 

Genel Kurul’da sataşmalar yaşanırken, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da özür dilenmesi gerektiğini belirterek, “Bu ülkede bir karikatür üzerinden soruşturmalar geliyor, tutuklamalar oluyor. Leyla Hanım’a partisinden de bir tepki yok. Sayın Grup Başkan Vekili neyi savunuyor? Söylediği cümleyi okumuyor, konuştuktan sonra saçmalıklarını okuyor. ‘Hayır, efendim, ben hata yaptım, yanlış söyledim; milyonlarca Alevi yurttaşımızı kırdım, özür diliyorum’ diyeceksin bu kadar. Siz de onun adına özür dilemeyin, siz de onu savunmak zorunda değilsiniz, siz de onun bu yanlışına ortak olmak zorunda değilsiniz. Gelsin, çıksın, özür dilesin, önce ben gidip elini sıkacağım, söz veriyorum” dedi.

 

AKP’li Usta adına özür dilemediğini belirten AKP Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “Biz, bu zulmü başka bir zulümle meşrulaştıranlardan hiç olmadık ancak üzerinde görüyoruz ki mesele hakikat zemininden koparılıp siyasi polemiğin malzemesi haline getiriliyor. Söylenen sözler çarpıtılmış, cımbızlanmış, bağlamından koparılmış, bilinçli bir şekilde başka anlamlar çıkarılmıştır. Şunu açıkça ifade ediyorum; AKP’nin hiçbir mensubu Alevi vatandaşlarımızı İslam’ın dışında gören bir anlayışa sahip değildir. Böyle bir yaklaşım bizim siyasi geleneğimizde de medeniyet tasavvurumuzda da yoktur ancak bu durumu alıp, ‘AKP Alevi katliamını meşrulaştırıyor’ noktasına getirmek ağır bir ithamdır ve açık bir çarpıtmadır” değerlendirmesinde bulundu.

 

Meclis Başkanvekili Pervin Buldan ise “Sayın Yenişehirlioğlu; sanırım Sayın Leyla Usta’nın bir açıklama yapmasına ihtiyaç var. Her iki grubun da yapmış olduğu açıklamalar doğrultusunda Alevilerin katliamına dair söylemiş olduğu sözler sıkıntılı. O yüzden, Sayın Usta’dan bir özür talebi var muhalefetin. Dolayısıyla kendisi yeni bir açıklama yapar mı, yapmaz mı biz bunu bilemeyiz ama böyle bir talep var, kendisine iletirseniz iyi olur. Bu konuyu şimdilik burada bırakalım, kendisinden açıklama beklenildiğini de iletirseniz seviniriz” ifadelerini kullandı.

 

Genel Kurul’da milletvekilleri arasında tartışmaların sürmesi üzerine Meclis Başkanvekili, birleşime 5 dakika ara verildi. Birleşime verilen aranın ardından Genel Kurul, yeniden toplandı. AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, söz alarak kürsüye geldi. Usta kendisi hakkında günlerdir linç kampanyası yürütüldüğünü ifade ederek, şöyle konuştu:

 

“Biz Alevileri Müslümanlıktan ayırt etmiyoruz. Aleviler de Müslümandır, Müslümanlar katledilirken hepsini içine kattığımı tekrar tekrar söyledim” derken Milletvekili sıralarından gelen, ‘Özür dile’ sözleri üzerine, “Özür dilemesi gereken asıl sizsiniz. Dersim’de katliam yapıp onlarca Alevi’nin canına kıyan sizsiniz. Yeri geldiğinde PKK terör örgütünü destekleyerek bütün Kürtleri ve Alevileri katleden sizsiniz. Asıl özür dilemesi gereken sizsiniz. Benim söylediğim çok açık ve net ortadadır. Ben diyorum ki; bu ayrım dilinden vazgeçin.”

 

ÖZELEȘİTİRİYE ÇOK İHTIYACIMIZ VAR

 

Bu tartışmalar son günlerde Cumhurbaşkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan’nın “yeniden bu toplumda ‘dindar olan insan iyidir’ yargısını güçledirmek zorundayız” önerisinin ne kadar isabetli ve üzerinde düşünmemizin gereki olduğunu gösteriyor.

 

“Yiğit düştüğü yerden kalkar.” Bu bir atasözü. Son derece yalın. Düşünce, eğer kalkabilirsen, düştüğün yerden kalkarsın.

 

Düştüğümüz yerden kalkacak mıyız? Yoksa düşmedik, halâ dimdik ayakta mıyız?

 

Özeleştiriye çok ihtiyacımız var, ama müsait miyiz?

 

 

 

Prof. Dr. Garip Turunç – Bordeaux (Fransa) Üniversitesi ve İstanbul Galatasaray Üniversitesi Em. Öğ. Üy.

 

Alicante (İspanya), Cuma 16 Ocak 2026

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

SON HABERLER