Asgari ücrette yıl ortasına yaklaşılırken yaşanan değer kaybı, ekonomi çevrelerinde yeniden “ara zam” tartışmasını gündeme taşıdı. Ekonomi uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş, mevcut ücretin resmi enflasyon karşısında ciddi oranda eridiğini belirterek, çalışanların alım gücünde belirgin bir düşüş yaşandığını vurguladı.
Toptaş’a göre yılın ilk aylarından itibaren açıklanan enflasyon verileri dikkate alındığında, asgari ücretin reel değerinde yaklaşık yüzde 16’lık bir kayıp oluştu. Bu kaybın, sadece kısa vadeli değil, son iki yıllık enflasyon sürecinin birikimli etkisiyle daha da derinleştiği ifade ediliyor.
“Gelir kaybı kümülatif olarak büyüyor”
Değerlendirmelerinde enflasyonun sadece tek bir döneme ait bir sorun olmadığını vurgulayan Toptaş, fiyat artışlarının önceki dönemlerle birlikte değerlendirildiğinde hane halkı üzerindeki baskıyı artırdığını dile getirdi.
Uzman isim, özellikle son aylarda açıklanan verilerle birlikte gelir kaybının yüzde 17-18 seviyelerine kadar çıkabileceğine dikkat çekerek, vatandaşların resmi rakamlarla günlük yaşamda karşılaştıkları fiyatlar arasında ciddi bir fark hissettiğini belirtti. Bu durumun da toplumda ekonomik baskıyı artırdığını ifade etti.
Ekonomi yönetiminin ara zam yaklaşımı
Asgari ücrete ara zam yapılması konusu ekonomi yönetimi tarafından temkinli bir şekilde ele alınıyor. Mevcut yaklaşımda, ücret artışlarının talep yönlü enflasyonu tetikleyebileceği endişesi öne çıkıyor.
Toptaş ise bu yaklaşımı değerlendirirken, asgari ücret artışının tek başına enflasyonun temel nedeni olarak görülmemesi gerektiğini savundu. Ücret artışlarının aynı zamanda maliyet kalemlerinden biri olduğunu belirten uzman, özellikle emek yoğun sektörlerde bu durumun daha belirgin hissedildiğini söyledi.
Turizm ve ihracat gibi sektörlerde kur baskısı ve düşük kârlılık sorunlarının da devam ettiğini ifade eden Toptaş, ücret artışlarının bu alanlarda ek maliyet baskısı oluşturabileceğine dikkat çekti.
Enflasyonun yapısal sorunları öne çıkıyor
Ekonomide yaşanan en temel sorunun yüksek ve oynak enflasyon olduğunu belirten Toptaş, bu durumun hem işverenleri hem de çalışanları sürekli belirsizlik içinde bıraktığını ifade etti.
Uzman değerlendirmesinde, enflasyonun yalnızca ücret artışlarıyla açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir sorun olduğuna dikkat çekilerek, vergi yapısı, kamu harcamaları ve yatırım politikalarının da bu sürecin önemli bileşenleri olduğu vurgulandı.
“Kamuda tasarruf” vurgusu
Toptaş, enflasyonla mücadelede yalnızca gelir politikalarına odaklanmanın yeterli olmayacağını belirterek kamu harcamalarına da dikkat çekti. Kamuda tasarrufun artırılması gerektiğini savunan Toptaş, kamu yatırımları ve istihdam yapısının verimlilik açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu kapsamda dolaylı vergilerin yükünün de tartışılması gerektiğini belirten uzman, farklı gelir gruplarının aynı oranlarda vergi ödemesinin adalet tartışmalarını beraberinde getirdiğini söyledi.
Yüzde 18-19 zam önerisi
Ara zam tartışmalarına ilişkin net bir oran da paylaşan Dr. Ayhan Bülent Toptaş, yalnızca resmi enflasyon verileri dikkate alındığında bile asgari ücrete yüzde 18-19 oranında bir düzenleme yapılmasının gerekli olduğunu ifade etti.
Toptaş’a göre bu oran, yıl içinde yaşanan reel kaybın telafisi açısından kritik önem taşıyor. Ancak uzman, sorunun yalnızca ücret artışıyla çözülemeyeceğini, daha kapsamlı ekonomik reformlara ihtiyaç duyulduğunu da vurguladı.
Sosyal denge ve ekonomik politika arasında sıkışan tartışma
Asgari ücret tartışması, bir yandan sosyal refah ve yaşam maliyetleri, diğer yandan ise enflasyonla mücadele politikaları arasında denge arayışını gündeme getiriyor. Uzmanlara göre bu denge sağlanmadığı sürece hem çalışanların alım gücü hem de ekonomik istikrar üzerindeki baskı devam edecek.
Toptaş’ın açıklamaları, özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin yaşadığı ekonomik sıkışmanın daha görünür hale geldiğini ortaya koyarken, ara zam tartışmalarını yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.