Yapmışız, ama olmamış…

Yapmışız, ama olmamış…

Peki, Düzeltsek mi?

Avrupa’da oldukça yaygın olan, ancak ülkemizde yerel idareler bazında kullanımı çok yaygın olmayan ‘dikine’ bahçe uygulamasının bir örneğini Saray Caddesi’nin hemen giriş noktasına yerleştiren Antakya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, caddenin ön cephesini tamamen kapatan bu uygulaması ile ‘yapılmak istenenin’ tam tersini yapmış! Mevcut estetiği de bozmuş!

Bakanlar, bir kez daha bakıyor! Hatta ‘dokunup’ da çiçeklerin gerçek olup olmadığını anlamaya çalışan vatandaşların şaşkın halleri dikkat çekiyor.
Yeni ve alışılmış olmayan bu uygulamayı Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin ardından hizmet alanına katan Antakya Belediyesi, ilk uygulamasını, kentin en kalabalık ve en turistik noktasında gerçekleştirdi. Trafiğe kapalı Saray Caddesi’nin hemen girişine yerleştirilen ‘dikey bahçe’, sahip olduğu estetiği ve uygulamasındaki farklılıkla da görenlerde memnuniyet yarattı.
Ancak, söz konusu çalışmanın konumlandırılması açısından yanlış bir yere yerleştirildiğini söyleyenlerin eleştirisi, Belediye Yönetimi’ne:
“Uygulama güzel. Ama caddeye dışarıdan bakanlar için inanılmaz bir kalabalık yaratmış durumda. Özellikle de cadde girişinde gelenleri karşılayan su havuzu açısından. Şimdi siz kalkıp böylesi özenli bir çalışmayı böyle kullanırsanız, olmaz. Kent peyzajı diye bir şey var. Hadi kamyona yükleyelim, sonra da şuraya indirelim, tamamdır… Bu mu? Değil… Bir kere, bunu öyle bir yere koy ki, kalabalık içinde kaybolmasın. Bir özelliği olsun. Diğerlerinin görselini de öldürmesin. Belediyecilik dediğiniz şey budur. Bir hizmet diğerini besler. Her gelen bir diğerinin açığını kapatır. Peki, burada böyle mi?”
-VATANDAŞ HAKLI-
Şehirleşmenin getirdiği yüksek yapılaşmanın yanında, yeşil alanların azalmasına karşın ortaya çıkan dikey bahçeler, betonlaşmaya inat doğanın sürdürülebilirliğinin de bir karşılığı olarak kabul ediliyor. Peki, verilen hizmetten memnun, ancak hizmetin sunulma şeklinden rahatsız olan vatandaş haksız mı? Peki, hatamızı kabul edip, konum değiştirsek mi? -Tamer Yazar-