Yargı Bağımsızlığı ve Hukukun Üstünlüğünde 111.yiz!

Yargı Bağımsızlığı ve Hukukun  Üstünlüğünde 111.yiz!

Hatay Barosu, Türkiye’nin Uluslararası Hukuk Karnesi’nin iyi olmadığını hatırlattı…

Hatay Barosu tarafından yayınlanan “5 Nisan Avukatlar Günü” mesajında, savunmasız yargı olamayacağına vurgu yapıldı. Avukatların, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil yargılamanın güvencesi, halkın adalet arayışının temsilcisi olduğu görüşüne yer verilen Hatay Barosu mesajında şöyle denildi:
“Yurttaşlarımızın adalete erişimlerindeki zorlukları ile yargının ve mesleğimizin güncel sorunlarını dikkate aldığımızda, ‘yargı denetimsiz yönetim’, ‘savunmasız yargı niyeti’ açık sözlerle dışa vurulmasa da, geldiğimiz fiili durum, ülkemizin, yargı bağımsızlığı sıralamasında 140 ülke arasında 111., hukukun üstünlüğü sıralamasında ise 126 ülke arasında 109. sırada oluşumuz değerlendirildiğinde, ne yargımız bağımsız ne de savunmayı yargı içinde görmediğimiz bir süreçten geçtiğimizi özetliyor.
Olağanüstü yargılamalar olağanlanlaştırılır, adil/dürüst yargılanma hakkı, savunma dokunulmazlığı gibi hukukun evrensel ilke ve değerleri yok sayılırsa, Avukatlar bilerek ve isteyerek açlığa ve yoksulluğa terk edilirse… Adliye girişlerinde yaşanan sorunlardan Avukatlara bile kısıtlı alan uygulamasına, duruşma salonlarından yaka paça atılmalarından kurşunlanmalarına varıncaya kadar, mesleğimizin onurunun ve saygınlığının hiç olmadığı kadar zedelendiği, polis fezlekelerinin iddianameye, iddianamelerin de kararlara dönüştüğü, devletin hukuktan, adliyelerin de adaletten kopuşa sürüklendiği, yargının görüntüsünün bile katlanılmaz olduğu bir süreçten geçiyoruz.
Bu görüntü; yargımızın ‘bağımsız ve tarafsızlığının’ gereksiz, savunmanın da yargı için gereksiz olarak görüldüğü bir anlayıştan beslenerek uçuruma yuvarlandığımızı gösteriyor.
Yurttaşların hukuk labirentinde oyalanıp kaybolmasına, savunmanın şekli bir unsura dönüşmesine, yargıda yargısız infaz yapılmasına, adaletin değil yargının dağıtılıyor olmasına, otorite ve siyaset damgalı yargıya itiraz ediyoruz.”
Hatay Barosu mesajında, mesleğin, çileli ve çözüm bilmez sorunlarının elbet bir gün çözüm bulacağı ümidi de dile getirilirken, şöyle devam edildi:
“Ancak ülke olarak; hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları kaygısının üst seviyede olduğu ve el ele vermemiz gereken zamanlarında, mesleki ve ekonomik kaygılarımızı konuşmaktan beis duyarız. Mesleğimizin çözülmeyen sorunları, Avukatlık Kanunu’nun Türkiye Barolar Birliği, Barolar ve Avukatların istediği yönde ve günümüze uygun hale getirilmesi gereği, böyle zamanlarda tali önemde kalabiliyor. Fakat ülkemizin içine itildiği bu karanlığın sebeplerini de konuşmak zorundayız.
Geçirdiğimiz şu son süreçteki, seçim öncesi ve sonrası yaşanan yapısal sorunlar bile, bir örnek olarak, Türkiye’nin en önemli sorunu ‘hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları’ sorunudur. Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarının olmadığı bir ortamda hukukun varlığından da söz edilemez.
Türkiye’nin demokratikleşme standartlarının her geçen gün artması yerine giderek azaldığı, insan hakları ihlallerinin geçmişten fazla yaşandığı, yargının önemsiz ve gereksiz görüldüğü, yargı içindeki uygulayıcıların tarafsız ve bağımsızlığı gereksiz gördüğü, adalet duygusunun nerdeyse yok olduğu bir ülkede acilen tam demokrasinin inşası gereklidir.
Bir ülke düşünün ki; farklı düşündüğü için, farklı konuştuğu için, haber yaptığı için, çocuk olduğu için, kadın olduğu için her gün hak ihlalleri ile uyanıyor ve bir sonraki gün yenisi olunca, bunların hiçbiri ve bir önceki gün yaşananların hiçbiri hatırlanmıyor.
Hukukla sınırlanmamış bir yönetim, vatandaşlar için büyük bir tehdittir. Bağımsız yargı, demokratik sistemlerde, çoğunluğun tahakkümüne karşı bireylerin hak ve özgürlüklerinin en büyük güvencesidir. Yürütmenin etkisi altında olan bir yargı, keyfi ve hukuka aykırı eylem ve işlemlere karşı gerçek bir denetim gerçekleştiremez. Böyle bir sistemde hiç kimsenin hak ve özgürlükleri koruma altında değildir.
Hukuk devleti olmanın en temel ilkesi, yargının bağımsızlığı ve yargının bağımsızlığı için de savunmanın bağımsız olması zorunludur. ‘Bağımsız savunma’, ‘bağımsız yargı’nın vazgeçilmez unsurudur. Avukatların bağımsızlığını yok ederek siyasi iktidara tabi kılan bir düzenlemeye asla razı olmayız.
Bizler, ülkemizin ‘demokratik devlet’ olmanın gereklerini yerine getirmiş, ‘hukukun üstünlüğünü’ özümsemiş ve yargı erkinin, yürütme ve yasama erkinden bağımsız, özgür ve güvenceli olduğu bir ülkede yaşamayı lüks değil, zorunluluk olarak görürüz.
Biz Avukatlar, mevkiimizi, makamımızı gayet iyi bilenlerdeniz.
Özgürlüğümüzün, bağımsızlığımızın karşısına çıkartılacak bilançonun hesabını vermeye hazırız. Her bir yurttaşımızın, halkımızın her bir sıkıntısında, yanlarında yer almaya da devam edeceğiz.
Bu zor zamanlar geçtiğinde de; meslek sorunlarımızı, ekonomik koşullarımızı, Avukatlık mesleğinin, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin ihtiyaçlarına ve bunun gerektirdiği etik kurallara göre biçimlendirilmesinde tüm toplumun yararının olduğunu anlatırız.
Eğer bugün Türkiye’de müstakil avukatlık müessesesi varsa, bugün avukatlar iyi, namuslu, söz, vakar ve hatta refah sahibi yurttaşlar arasında bulunuyorsa, bunu bu iradeye borçludurlar. Çünkü Cumhuriyet, sadece avukatların refahını temin etmemiş, mesleğini kurmuş, Türk Avukatının namusunu ve şerefini kurtarmış, onu layık olduğu mevkiye çıkartmıştır. Bunu böylece kabul etmek, söylemek, meslek, vicdan ve namus borcudur. Yargının olmazsa olmazı savunmadır.”
Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez, mesajının son bölümünde de, meslektaşlarının Avukatlar Günü’nü kutladı.
Hatay Barosu yönetici ve üyesi Avukatlar, dün sabah saat 09.30’da Atatürk Anıtı’nda toplanarak Anıt’a çelenk sundu, saygı duruşunda bulundu. Saat 11.30’da da, Anemon Otel’de kokteyl verildi, mesleğin 30.yıl kıdemlilerine Şükran Plaketleri dağıtıldı. -Cemil Yıldız-