Yargıtay’dan kiracılara kritik karar: Dava yolu açıldı 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira ilişkisi kapsamında hukuka aykırı artışlar nedeniyle fazla ödeme yaptığını ileri süren kiracının açtığı davaya ilişkin önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, bu tür taleplerin doğrudan “istirdat davası” olarak değerlendirilerek reddedilemeyeceğine, uyuşmazlığın fazla ödemenin iadesine yönelik bir alacak davası kapsamında ele alınması gerektiğine hükmetti.

Karara konu olay, 3 Ağustos 2022 tarihinde başlayan kira sözleşmesi kapsamında yaşandı.

Kiracı, kira bedellerini ev sahibinin eşinin bildirdiği hesaba ve taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde her ayın 15’inde ödediğini belirtti.Kiracı, ev sahibinin ekonomik gerekçeler ileri sürerek kendisini tahliye etmek ve elektriğini kestirmekle tehdit ettiğini, bu süreçte kira bedelinde hukuka aykırı artışlar talep edildiğini ve bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan tutarın üzerinde ödeme yaptığını iddia etti.

Ağustos 2024 kira bedelinin ödenmediği gerekçesiyle hakkında tahliye talepli icra takibi başlatıldığını belirten kiracı, önceki dönemlerde fazla ödediğini ileri sürdüğü kira bedellerinin kendisine iade edilmesini talep etti.

Yerel mahkeme davayı reddetti

Polatlı 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, kiracının talebini Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen “istirdat davası” kapsamında değerlendirdi. Mahkeme, istirdat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, kararın kanun yararına temyiz yoluyla incelenmesini istedi.

Bakanlık başvurusunda, hâkimin tarafların talepleriyle bağlı olmakla birlikte, ileri sürülen maddi vakıaların hukuki niteliğini ve uygulanacak hukuk kurallarını kendiliğinden belirlemekle yükümlü olduğu vurgulandı.

Uyuşmazlığın istirdat davası niteliğinde olmadığını belirten Bakanlık, kiracının fazla ödediğini ileri sürdüğü kira bedellerinin tahsilini istediğini ve bu nedenle davanın genel hükümler çerçevesinde bir alacak davası olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

Yargıtay: Hukuki nitelendirmeyi hâkim yapar

Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, maddi vakıaların taraflarca ortaya konulmasının ardından bu vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmanın hâkimin görevi olduğunu belirtti.

Yüksek Mahkeme, hâkimin tarafların talep sonucuyla bağlı olduğunu ancak tarafların taleplerine ilişkin yaptıkları hukuki nitelendirmeyle bağlı olmadığını vurguladı.

“İstirdat davası olarak değerlendirilemez”

Yargıtay kararında, kiracının talebinin kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında cebri icra tehdidi altında ödediği paranın geri alınmasına ilişkin olmadığına dikkat çekildi.

Kiracının, kira ilişkisi sırasında hukuki bir dayanak olmaksızın kendisinden fazla tahsil edildiğini ileri sürdüğü bedellerin iadesini istediği belirtilerek, uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen istirdat davası kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldı.
Daire, davanın sebepsiz zenginleşme ve fazla ödemenin iadesine ilişkin genel hükümler çerçevesinde bir alacak davası olarak ele alınması gerektiğine hükmetti.

Fazla ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılacak

Yargıtay, yerel mahkemenin davayı yanlış hukuki nitelendirme nedeniyle reddetmek yerine, uyuşmazlığın esasını incelemesi ve tarafların sunduğu delilleri değerlendirmesi gerektiğine karar verdi.

Kararın, kiracının iddia ettiği fazla kira ödemelerinin kesin olarak iade edileceği anlamına gelmediği de belirtildi. Öncelikle gerçekten fazla ödeme yapılıp yapılmadığının, varsa iade edilmesi gereken miktarın ise yapılacak inceleme sonucunda belirlenmesi gerekiyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bu gerekçelerle ilk derece mahkemesinin kararını kanun yararına bozdu.

Dairenin 2026/3039 esas ve 2026/2767 karar sayılı ilamı, 19 Ağustos 2026 tarihli ve 33345 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

Exit mobile version