Yeşil Alan Talanı

İyi günler sevgili okuyucu.

Antakya’da sınırlı sayıda kent içi yeşil alanımız var. Gerek bu şehirde yaşayanlar gerekse bu şehirde yöneticilik yapanlar, yeşil alanları gözümüz gibi korumalıdır. Ama maalesef görüyoruz ki, Antakya’da yeşil alanları insanlarımız ve yerel yöneticilerimiz bir rant alanı olarak kabul ediyor.

Son örnek; talan edile edile canı çıkan, Sosyete Parkı olarak da kabul görmüş olan, Mehmet Yeloğlu Köprüsü yanındaki yeşil alanımız… Bizler yazdık çizdik, vatandaş isyan etti ama ne ki umarsızca bir betonlaşma orada hızla yükselmekte. Ve bu haksız uygulamaya ses çıkaran kimsecikler yok.

Akşamın geç sayılabilecek bir vaktinde, ailemizin saygı duyduğu bir büyüğü, tüm beyefendi tavrı ve kibarlığıyla beni aradı. Sesi son derece üzgündü. Mahallem dediği sosyete parkındaki tecavüzü o saatte bana ihbar ediyordu. ‘Gelin görün, fotoğrafını çekin, gece olmuş ve kent karanlıklar içinde ama, buna rağmen park içinde inşaat çalışmaları devam ediyor’ diyordu. Geçtiğimiz hafta sonu Cumartesi günü bu dehşet veren görüntüleri yayınlayıp yetkililerden inşaatın durdurulmasını, betonlaşmanın engellenmesini ve yeşil alanın korunmasını istemiştik.

Bu konuda hemen kolları sıvayan Antakya Çevre Koruma Derneği başkan ve yöneticilerini de unutmamalıyız. Onlar da hazırladıkları anlamlı bir bildiri ile kamuoyunun ilgisini bu talana çekti.

Ama maalesef Antakya Belediyesi’nden ses seda yok. Uygulamadan son derece hoşnut görünüyor. Oysa biz Antakya Belediye Başkanı Sayın İsmail Kimyeci’nin mimar kimliği ile çevre ve parklar konusunda çok duyarlı biri olduğunu düşünürdük. Ne ki, hemen dedikodu müessesi devreye girdi ve doğru mudur bilinmez, park içinde betonlaşmayı yapanların Belediye Başkanı’nın akrabası olduğu dillendirildi. Bu dedikodunun doğruluk ya da yanlışlığı konusunda Belediye yetkilileri bir açıklamada bulunur ise sevinir, aydınlanırız.

Ama ister eş dost ister akraba olsun ya da olmasın, park içinde beton doğru mu? Buna vicdan sessiz kalır mı?

Biz isteriz ki, mevcut yeşil alanlarımızı koruyalım, ama bununla da yetinmeyip kente yepyeni yeşil alanlar kazandıralım.

Şimdi düşünün ki, 2021 yılında Expo Antakya’da ilimizde yapılacak. Dünyanın dört bir yanından botanik konusunda uzman ya da meraklı insanlar ilimize akın edecek. Biz bitki örtüsü çeşitliliğimiz, doğamızın güzelliği ile bir dünya markası olmak için çaba sarf ederken, gelenleri gezdireceğiz.

Elbette Sosyete Parkı’na da götüreceğiz. Peki, ne göstereceğiz? Bir yanında tost ve kebap yapan, diğer yanında koyduğu çirkin plastik masa ve sandalyelerle işgal çayları ve kahveleri pazarlayan, beton tezgahıyla aklınca orada estetik yarattığını sanan işletmecileri mi göstereceğiz? Bundan mı medet umacağız. Yazık değil mi? Kimi kandırıyoruz?

Ama biz bu filmi çok gördük. Her işgal zamanında basın konuyu gündeme getirir, çevreciler veryansın eder, belediye yetkilileri üç maymunu oynar ve belediye başkanı da sessiz kalıp ‘ne de olsa bir süre sonra herkes unutup gidecek’ diye düşünür. Öyle de olur. Parklarımız içindeki bu talan ne ilk ne de son olacak. Görünen o ki, atı alan Üsküdar’ı geçecek.

Yeşil alanlarını bu denli çay kahve ve kebap mekanı haline getiren ve bundan tarifsiz bir zevk alan başka bir memleket var mı? Üstelik yeşil alandaki kullanım mekanını beton ile inşa edecek. Vay be, sıfır koruma kaygısı ile yaşıyoruz.

Ne garip, bir ağaç ya da bir çiçek örtüsü gören ‘burada ne güzel çay bahçesi olur’ deyip soluğu belediyede alıyor.

Ne diyelim, kolay gelsin. Vebali boynunuza.

İyi çalışmalar.
[email protected]

(Visited 1 times, 1 visits today)