Yorgunluğumuz, tatlı yorgunluk

Yorgunluğumuz, tatlı yorgunluk

Kiminin çocuğu var, kiminin torunu. Ev işleri mi? Cabası… Ama onları hiçbir şey durduramamış. Önce cesaret eklemişler ilk adımlarına, ardından da sermayelerini. Eşleri de ‘sonuna kadar desteğiz’ deyince, kolları sıvayıp başlamışlar.

2 Çocuk Annesi Fatma Canbolat (36), 3 çocuk annesi Saadet Andiç (38) ve 6 çocuk-10 torun sahibi Melek Deniz (59)… Onlar, kadın girişimciliğinin 3 yeni üyesi. Antakya Uzun Çarşı içinde, Çınaraltı denen yerde, Ahmediye Cami’nin taş avlusunda açtıkları ‘Oruk ve Mantı Evi’ ile yaklaşık 2 hafta önce iş dünyasına merhaba demişler. Aslında iyi de etmişler. Çünkü tavsiyemiz olsun, ‘ev tadında yemekler’ için doğru bir adres inşa etmişler. Peki, hikâyeleri mi?

-EŞLERİMİZİN DESTEĞİ-
“Yeniyiz, ama lezzet konusunda iddialıyız” diyen bu girişimci hikâyesini anlatmaya başlayan ilk isim, 3 çocuk annesi Saadet Andiç oldu. “Hep bir iş kurma hayalimiz vardı aslında” diyerek sözlerine başlayan Andiç, şöyle devam etti:
“Aslında bu konu hep sohbetlerimizdeydi. Arkadaşla (Fatma Canbolat) konuşurken hep derdik, ‘Kendi dükkânımız olsa, küçük de olsa bize ait bir yer olsa’ diye. Sonra bir gün eşim geldi, ‘Sana bir işyeri açalım’ diye. Biz de ‘olur’ deyince, başladık dört koldan. Eşlerimiz bizleri bu konuda desteklemeseydi, olmazdı. Onların desteği ve bizlerin emeğiyle dükkânımızı açtık. Henüz iki hafta oldu, ama ilgiden de kalabalıktan da memnunuz.”
-NELER VAR?-
Dışarıdan küçük gibi görünse de, menüsünde yok yok, ‘Safa Oruk ve Mantı Evi’nin… Mesela mı? Kaytaz böreği, oruk, mantı, çorba ve peynirlisinden ıspanaklı ve patateslisine kadar gözleme çeşitleri… Yok, bitmedi! Bir de içeriği her gün değişen sulu yemek! Bu küçük işletmenin müşterisi ise, bu tarihi mekanın misafirleri, ama en çok da esnafı.
Fatma Canbolat ve Melek Deniz ile beraber işlettiği mekanın her günkü hazırlığı adına kendilerini en fazla yoran şeyin mantı olduğunu söyleyen Saadet Andiç, “Mantı, her gün servis ettiğimiz bir yemek. Hazırlığını ise akşamları evde yapıyoruz. Ama sağ olsunlar, yemeklerin alışveriş listesini tamamlama konusunda eşlerimiz bizlere çok yardımcı oluyor” diye konuştu.
Merak edenler için fiyatları da paylaşan Andiç’in ifade ettiğine göre; Kaytaz 1.5 TL, Oruk 2.5. TL, Gözleme ise 2.5 TL. Fiyatlar söylenirken, bir şeyin altı özenle çiziliyor ama… ‘Fiyatlarımız esnafa göre!’

-GÜN ERKEN BAŞLIYOR-
Dükkânlarını sabah erkenden açan esnaf nedeniyle, kendilerinin de güne erken başladığını anlatan Fatma Canbolat ise, sabah ortalama 07.30 gibi başladıkları koşuşturmacalarının ilk durağının ‘sabah çorbası’ olduğunu söyledi.
“Her şeyimiz ortak, kararlarımız da” diye konuşan Canbolat, “Her gün değişen tek yemeğimiz, sulu yemek. Onun da ne olacağına ya da nasıl olacağına beraberce karar veriyoruz. Burada ne ‘sen’ ne de ‘ben’ var, burada her şey ‘biz’ noktasında. Kararlarımız da o ‘biz’e dair zaten. Günde kaç saat çalışıyorsunuz diye sorarsanız eğer… Günün ikindi saati buradaki yemek işi biter. Ama temizlik ve diğer şeylerin toparlanması devam eder, bu da akşamı bulmanıza sebep olur. Anlayacağınız, sabahın yedisinden akşam saatlerine kadar koşuşturmacamız sürer. Hatta bu telaş evde de sürer. Hele ki mantı için. Hazırlanması ve bir sonraki günün servisine hazır hale getirilmesi zordur. O yüzden gecenin 12’si, hatta 1’ine kadar ayakta kalırız. Ama şikâyetçi değiliz. Çünkü bu yorgunluğun tatlı bir yorgunluk olduğunu hepimiz biliyoruz” dedi.
-PİŞMAN DEĞİLİZ-
Yaşadıkları tüm yorgunluğa rağmen, başladıkları iş adına tek bir kez bile pişmanlık duymadıklarını söyleyen Canbolat, “İyi ki başlamışız dediğimiz çok oluyor. Çünkü işimizi seve seve yapıyoruz” derken, daha önce de çalışan biri olarak ‘kendi işinin patronu’ olmanın çok farklı olduğunu şu kelimelerle paylaştı:
“Benim, buradan önce de bir iş hayatım oldu. Başkasının emri altında çalışmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum o yüzden. Bu zorluğu yaşayan biri olarak da, ne zaman Fatma Abla ile bir araya gelsek konumuz aynı olurdu. Kendi kendimize şunu derdik, ‘Bir iş yerimiz olsa, bize ait bir yerimiz olsa’ diye. Aslına bakarsanız, ortada hiçbir şey yokken, bu işyeri rabbimizin bir lütfu, bir hediyesi oldu.”

-KANTİN ÇALIŞTIRDIM-
Daha önce kantin çalıştıran, kentsel dönüşüm yüzünden okulun yıkılması nedeniyle de işine ara vermek zorunda kalan Melek Deniz ise bu üçlünün en yaşlı üyesi. Ama Gözlemelerin lezzetine lezzet katan da ismi. Elinde oklavası, ekmek tahtasının başında otururken sorularımızı cevaplandıran 6 çocuk-10 torun sahibi Melek Deniz, memnuniyetini kelimelere döktü:
“Bu iş yeğenimin işi. Ben de yardımcı oluyorum onlara. Aslına bakarsanız, etrafımızdaki insanlar da yaptığımız işe çok ilgi gösteriyor. Komşular soruyor, ‘nasıl’ diye. Çünkü herkes ister böyle bir işyeri açsın, iş sahibi olsun, eli para tutsun… Ama hayat bu, imkan olmayınca da olmuyor. Öyle her istediğinde böyle bir işyeri açmak kolay mı? Değil! Hayat zor. Ne mutlu ki, bizler burada birbirimize omuz veriyoruz. Birbirimize destek oluyoruz. İnşallah da başladığımız gibi iyi gider ve başarırız.”
-EV LEZZETİ-
2 Çocuk Annesi Fatma Canbolat (36) için de, 3 çocuk annesi Saadet Andiç (38) için de ve 6 çocuk-10 torun sahibi Melek Deniz (59) için de bir sorunun cevabı ortak. Onlara göre, bu küçük işletmeyi farklı kılan şey, ‘ev lezzeti’… Kimimizin ‘anne yemekleri’ diye ifade ettiği lezzetin sihrinde duruyor olmaları. Ama en çok da, samimiyetleri, her daim gülümseyen yüzleri ve yaşama umut katan duruşları.
Aslında haklılar. Onlar, dört duvar arasında kalan kadın kalabalığının aslında neler yapabileceğinin örnekleri arasına katılmış olanlar. ‘Yapabilir miyim?’ diye soran kadının cesareti adına yazılmaya henüz başlanmış bir girişim hikâyesinin umutla okunması gerekenleri.
-Tamer Yazar-

(Visited 1 times, 1 visits today)