Ziraat Mühendisleri,…

Ziraat Mühendisleri,…

Tarım ilaçları satış yetkisinin Orman Mühendislerine de verilmesine tepkili:

Mesleğimize Karşı Gizli-Kirli Girişimler Var, İzin Vermeyiz!

Ziraat Mühendisleri, tarımsal ilaçların satışında Orman Mühendislerine de yetki tanınmasının kabul edilemez olduğunu, mesleğe yönelik kirli ve gizli olarak tanımladığı bu girişme izin vermeyeceklerini duyurdu. Hatay Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Sever, Yönetim Kurulu adına açıklamasında, mesleklerine karşı yürütülen gizli ve kirli girişimlere izin vermeyeceklerini kaydederek, “Ya hep beraber, ya hiç birimiz. Bitki Koruma Ürünleri Toptan ve Perakende Satış Yönetmeliği’nde Orman Mühendislerine de imkan sağlayan yönetmeliği protesto ediyoruz “dedi.
18 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğle, Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmeliği’nin 12. Maddesi’nin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, bitki koruma ürünlerinin toptan veya perakende satışını yapmak amacıyla bitki koruma ürünleri bayi veya toptancı izin belgesi almak için Bakanlığa müracaatta bulunabilecek meslekler arasına, doğrudan ilgili ve tek yetkili olması gereken Ziraat Mühendisi dışında, daha önce maddeye eklenen Eczacı, Kimya Mühendisi/Kimyager, bitki sağlığı ile ilgili dersleri alarak mezun olmuş Tekniker veya Ziraat Teknisyeni meslek alanları yanına, bu kez de ‘Orman Mühendisi/Orman Endüstri Mühendisi’ eklendiğini hatırlatan Hatay Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Sever, şöyle devam etti:
“Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yayınlanan son Yönetmelik değişikliği, yalnızca istihdam alanını kendince ve keyfince düzenleme sorunu değil, doğrudan gıda güvencesi, gıda güvenliği ve halk sağlığını ilgilendiren çok ciddi bir sorundur.
Pandemi sürecinde, dünyada ve ülkemizde öne çıkan iki temel sektör, sağlık ve tarım sektörüdür. Tarım sektörünün devamlılığı sağlanamazsa, yaşanacak gıda krizinin ve açlığın boyutları bugün tüm dünyanın gündemindedir ve gelişmiş ülkeler dahil pek çok ülkede ciddi kalıcı yeni çözüm önerileri geliştirilmektedir.
Salgın döneminde gündeme gelen başlıca temel hak ve kavramlar; sağlık hakkı kadar, gıda egemenliği, gıda güvencesi ve gıda güvenliğidir.
Tarımsal üretimin artırılması ve devamlılığının sağlanması için üretim, işleme, depolama ve tüketim aşamalarında bitki koruma önlemleri olmazsa olmaz koşuldur. Bitki koruma ürünlerinin üretimi, toptan ve perakende satışı, tanıtımı ve fiili uygulanmasının bu konuda eğitim almış uzman kişilerce yapılması bir zorunluluktur.
Bitki koruma uygulamaları sadece tarım ilaçlarının kullanıldığı kimyasal mücadele uygulamaları ile de sınırlı değildir.
Ülkemizdeki mevcut bitkisel ilaç satış bayilerinin çözülemeyen sorunları arasında; reçete sorunu, pestisitlerin ruhsatlandırma alanları ve dozları, gübre ruhsatı ile satılan pestisitler, etiket fiyatı denetim, sahte ve kaçak ilaçlar, üreticinin eğitim ve gelir seviyesi düşüklüğü, mesai saatleri, kâr marjının düşüklüğü, uzun vadeli satış ve tahsilat zorluğu, karekod programları, sermaye yetersizliği, ürün fiyatlarının belirsizliği, ilaçların kullanım süreleri, fide, gübre, tohum satışları gibi bugün de yaşanan birçok ciddi sorunları mevcuttur. Belki de bu konudaki en önemli sorun, bitki koruma ilaçlarında çok büyük oranda dışarıya bağımlılık sorununun çözülememesidir. Bu sorunlar ortada iken, ‘kalan pastayı, Bakanlık, yandaşlarına dağıtmaya devam ediyor’ anlayışını şiddetle kınıyoruz.”
Ziraat Mühendisleri Odası Hatay Şubesi Açıklamasında, Orman Mühendislerine tarımsal ilaç satış yetkisine karşı gelinmeyle ilgili de şöyle denildi:
“Bitki koruma konusunda bayilik yetkisinin neden, diğer meslek disiplinleri dahil, Orman Mühendisi ve Orman Endüstri Mühendislerine verilmemesi konusuna da kısaca değinelim. Ayrıntılara, yeni açılacak iptal dava dosyasında ayrıntılı olarak yer verilecektir.
Orman Mühendisliği ve Orman Endüstri Mühendisliği eğitimi verilen fakültelerde, ilgili alanla ilgili sadece konu uzmanlığına yetmeyen bir ‘Orman Koruma’ dersi verilmektedir. Orman bitkileri ile tarım alanındaki bitkiler birbirinden tamamen farklı olup, her ekosistemin ve bitkinin sorunları ve mücadele yöntemleri de farklıdır. Herkese keyfi olarak serbest ‘zehir satma’ yetkisinin verilmesi ile bu konuda yanlış ve tehlikeli uygulamalara yol açılması kaçınılmazdır.
Orman ve tarım alanlarındaki bitkisel üretim sorunlarına neden olan etmenler birbirinden çok farklı olup, ormanlarda ve tarım alanlarında kullanılan mücadele yöntemleri de tamamen farklıdır. Ormanlarda da entomolojik ve fitopatolojik sorunlar varken, tarım alanlarında ayrıca büyük oranda yaşanan ve kesinlikle çözülmesi gereken ek sorun yabancı ot sorunudur. Konu uzmanına gerekli eğitimi verilen yabancı ot, bu konuda öneride bulunamayacak ve ilgi alanına girmeyecek ormancılık mesleğinin konusu ve sorunu değildir.
Dünya çapında tazminat davaları ile gündeme gelen yabancı ot ilacı konusunda ulus ötesi şirketler ve yerli işbirlikçisi sermayenin ilaç izni konusuna kolaylık sağlayan yeni ‘yerli ve milli’ ortaklarına bir şekilde izin verilmesine çalışılması da kamuoyunun dikkatine sunulur.
Ülkemizdeki ormanlarda kimyasal mücadele uygulaması neredeyse hiç yoktur. Tarımda ise verili koşullarda en fazla kullanılan mücadele yöntemi, kimyasal mücadeledir. Bitki koruma önlemine karşı, pestisit direnç riskinin bilindiği durumlarda ürünlerin etkinliğini korumak için mevcut anti-direnç stratejileri uygulanmalıdır. Ormancılıkta, tarım ilaçlarında direnç konusu yer almazken, bu, tarımdaki en önemli konulardan biridir. Tarımda pestisit direnç stratejileri, öncelikle bitki koruma bayilerinden beklenmektedir. Çiftçiler, pestisit dahil, tarım ilaçlarının ve diğer koruma uygulamalarının kullanımını, örneğin bitki üzerinde risk düzeyinin kabul edilebilir durumunu, uygulama sıklığını, kısmi uygulamalar gibi bilgileri ve zararlı organizmaların popülasyonlarında direnç gelişimi gibi bilgileri öncelikle bitki koruma bayilerinden öğrenmek durumundadır. Bu bağlamda da, orman mühendisleri ve orman endüstri mühendislerinin bitki koruma bayiliği ile ülke tarımına ve gıda sektörüne yapacağı katkı eksiktir, yanlıştır ve bu son keyfi düzenleme bağlamında çok ciddi olarak tartışılmalıdır.”
Hatay Ziraat Mühendisleri açıklamasında, ayrıca ülkemiz koşulları ve tarımsal üretim deseni dikkate alınarak, AB’de yasaklanan tarımsal ilaçların bir an önce ülkemizde alternatiflerinin bulunması koşuluyla ivedilikle yasaklanması gerektiği önemle çizildi ve şöyle denildi:
“Bu konuda, kendi ölçütlerimizi oluşturma çabaları hızlandırılmalı ve özgürce karar verme mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Mevcut ruhsatlandırma ölçütleri gözden geçirilerek, direnç kazanma sorunu nedeniyle etkinliğini yitiren ilaçların yeniden doz ve etkinlik denemeleri yapılarak, yetersiz bulunanların ruhsatları iptal edilmelidir. Ar-Ge çalışmaları öncelikle kamu olarak hızlandırılmalıdır.
Bitkisel üretimdeki ilaç kalıntısı ve diğer sorunların entegre mücadele uygulamaları kapsamında çözülmesi amacıyla, biyolojik ve kültürel mücadele ürünlerine verilen destekler arttırılmalıdır. Bizler, farklı meslek disiplinlerinin kendi çalışma alanlarına saygılıyız. Bizlerin çalışma alanına girilmesine ise karşıyız. Oda’mız, yanlışlara yeni yanlışlar eklenmesine izin vermeyecek, yargı yolu dahil haklı mücadelesini sonuna kadar sürdürmeye devam edecektir.
İnsanlarımızın, topraktan sofraya sağlıklı beslenmeye çalışırken, birilerinin ilgili ilgisiz her meslek alanına tarımsal ilaç üretme, satma ve alana uygulama yetkisi vererek, insanlarımızın beslenirken bitki koruma ilaçlarıyla zehirlenmemesini diliyoruz.”
-Cemil Yıldız-