Özgüven, insanın kendini herkesten üstün görmesi ya da hiç korkmaması değildir. Gerçek özgüven, insanın güçlü ve zayıf yönlerini bilmesine rağmen kendini değerli hissedebilmesidir. Hayatta herkes zaman zaman yetersizlik, başarısızlık, utanç ya da korku hisseder. Ancak özgüveni gelişen insanlar bu duyguların içinde kaybolmak yerine, onları anlayıp yollarına devam etmeyi öğrenirler. Bu yüzden özgüven bir anda oluşan bir özellik değil, zaman içinde deneyimlerle gelişen bir iç güçtür.
Özgüveni yükselten şeylerin başında insanın kendisiyle kurduğu ilişki gelir. İnsan gün boyunca en çok kendi sesiyle yaşar. Eğer kişi sürekli kendini eleştiriyor, yaptığı her hatayı büyütüyor ve yalnızca eksiklerine odaklanıyorsa zamanla kendi gözünde küçülmeye başlar. “Ben zaten yapamam”, “Kimse beni önemsemez”, “Yine başarısız oldum” gibi düşünceler insanın iç enerjisini azaltır. Buna karşılık kişi kendine daha anlayışlı davranmayı öğrendiğinde, hata yapmanın insan olmanın doğal bir parçası olduğunu kabul ettiğinde içsel güven yavaş yavaş güçlenir. Çünkü özgüven mükemmel olmaktan değil, eksiklerine rağmen kendini kabul edebilmekten doğar.
İnsanın harekete geçmesi de özgüveni artıran en önemli etkenlerden biridir. Birçok insan başarısız olmaktan korktuğu için sürekli bekler, erteler ya da geri çekilir. Fakat ertelemek kısa süreli rahatlık sağlasa da uzun vadede kişinin kendine olan güvenini azaltır. Çünkü insan denemedikçe zihni korkular üretmeye devam eder. Oysa küçük bile olsa atılan her adım beyne “Ben bunu yapabiliyorum” mesajı verir. Kalabalıkta konuşmak, yeni bir beceri öğrenmek, bir işe başvurmak, fikir belirtmek ya da korkulan bir durumla yüzleşmek insanın kendi gücünü fark etmesini sağlar. Özgüven çoğu zaman düşünerek değil, yaşayarak gelişir.
Özgüven üzerinde çevrenin etkisi de büyüktür. Sürekli eleştirilen, küçümsenen ya da başkalarıyla kıyaslanan insanlar zamanla kendilerini yetersiz hissetmeye başlayabilirler. Özellikle çocukluk döneminde alınan mesajlar insanın iç dünyasında derin izler bırakır. “Sen yapamazsın”, “Bak başkaları senden daha iyi”, “Yine hata yaptın” gibi sözler kişinin kendine olan inancını zedeleyebilir. Buna karşılık destekleyen, cesaret veren ve olduğu haliyle kabul eden ilişkiler insanın içindeki güven duygusunu besler. İnsan bazen bir kişinin ona gerçekten inanması sayesinde kendi gücünü keşfedebilir.
Bedensel ve ruhsal bakım da özgüvenle yakından ilişkilidir. Uykusuz, sürekli stres altında ya da tükenmiş hisseden bir insanın kendini güçlü hissetmesi zorlaşır. Düzenli uyku, hareket etmek, sağlıklı beslenmek ve kişinin kendine zaman ayırması ruhsal dayanıklılığı artırır. İnsan kendine iyi baktığında yalnızca bedeni değil, zihni de “Ben değerliyim” mesajını almaya başlar. Bu küçük görünen alışkanlıklar bile insanın duruşunu, enerjisini ve kendini algılayışını değiştirebilir.
Özgüveni yükselten bir diğer önemli şey de kişinin kendi sınırlarını koruyabilmesidir. Sürekli herkesi memnun etmeye çalışan insanlar zamanla kendi ihtiyaçlarını unutabilirler. Oysa gerektiğinde “hayır” diyebilmek, kişinin istemediği şeylere sınır koyabilmesi ve kendi düşüncelerini ifade edebilmesi içsel gücü artırır. Çünkü özgüven biraz da “Benim duygularım ve ihtiyaçlarım da önemli” diyebilmektir.
Kendini başkalarıyla kıyaslamamak da özgüven için önemlidir. Günümüzde özellikle sosyal medya insanların yalnızca en iyi anlarını gösterdiği bir alan haline gelmiştir. İnsan başkalarının başarılarını, güzelliklerini ya da mutlu anlarını gördükçe kendi hayatını eksik hissetmeye başlayabilir. Ancak herkesin görünmeyen mücadeleleri vardır. Kıyaslama arttıkça insan kendi değerini unutabilir. Özgüven ise başkalarından daha iyi olmak değil, kişinin kendi gelişimine odaklanabilmesidir.
Ayrıca insanın duygularını bastırmadan ifade edebilmesi de özgüveni güçlendirir. Ağlamak, korkmak, kaygılanmak ya da üzülmek zayıflık değildir. Asıl güç, insanın kendi duygularını inkâr etmeden onlarla yüzleşebilmesidir. Duygularını tanıyan ve ifade edebilen insanlar kendilerini daha gerçek ve daha güçlü hissederler. Çünkü bastırılan duygular insanı içten içe yorarken, kabul edilen duygular insanı olgunlaştırır.
Sonuç olarak özgüven, kusursuz insanların sahip olduğu özel bir özellik değildir. Özgüven; hata yapmasına rağmen devam eden, korkmasına rağmen deneyen, bazen düşse bile yeniden ayağa kalkabilen insanların geliştirdiği bir güçtür. İnsan kendine karşı daha anlayışlı oldukça, küçük adımlar atmayı sürdürdükçe ve kendi değerini sadece başarıyla ölçmemeyi öğrendikçe özgüveni de zamanla büyür. Çünkü gerçek özgüven, “Ben hiç zorlanmam” demek değil; “Zorlansam bile kendimi tamamen kaybetmem” diyebilmektir.

YORUMLAR