İnsan bazen birine karşı neden bu kadar sert, öfkeli ya da düşmanca hissettiğini anlamakta zorlanır. Çünkü düşmanlık çoğu zaman sadece “nefret etmekten” ibaret değildir. Bu duygunun altında kırgınlık, korku, değersizlik hissi, kıskançlık, hayal kırıklığı ya da anlaşılmama gibi birçok farklı duygu bulunabilir. İnsan zihni kendini korumaya çalışırken bazen savunma olarak öfkeyi seçer. Bu yüzden düşmanca duygular çoğu zaman bir saldırıdan önce gelen görünmez bir savunmadır.
Bir insan bize zarar verdiğinde, bizi küçümsediğinde ya da görmezden geldiğinde içimizde biriken kırgınlık zamanla sertleşebilir. Başlangıçta sadece üzüntü olan duygu, anlaşılmadığında öfkeye dönüşebilir. Özellikle kişi kendini değersiz, dışlanmış veya haksızlığa uğramış hissediyorsa zihni sürekli yaşanan olayı düşünmeye başlar. Bu tekrar eden düşünceler de duygunun büyümesine neden olur. İnsan bazen yaşadığı acıyı doğrudan ifade etmek yerine karşı tarafa karşı soğukluk, öfke veya düşmanlık geliştirir.
Kıyaslanmak da düşmanca duyguların önemli nedenlerinden biridir. İnsan kendisini başkalarıyla karşılaştırdığında eksik hissetmeye başlayabilir. Birinin başarısı, mutluluğu, özgüveni ya da gördüğü ilgi bazen kişinin kendi yetersizliklerini hatırlatır. Bu durumda kişi aslında kendisiyle ilgili hissettiği rahatsızlığı karşı tarafa yöneltebilir. Özellikle özgüvenin zayıf olduğu dönemlerde insanlar başkalarının varlığını tehdit gibi algılayabilir.
Geçmiş yaşantılar da insan ilişkilerini etkiler. Daha önce ihanete uğramış, dışlanmış, zorbalık görmüş ya da sürekli eleştirilmiş bir kişi yeni insanlara karşı daha savunmacı olabilir. Bazen kişi karşısındaki insanı gerçekten olduğu gibi değil, geçmişte kendisini inciten insanların gölgesiyle görür. Bu nedenle bazı düşmanca duygular bugünden çok geçmişin izlerini taşır.
İnsanlar bazen korktuklarında da sertleşir. Güçsüz görünmek istemeyen kişi öfkenin arkasına saklanabilir. Çünkü öfke birçok insana daha güçlü hissettirir. Oysa bazen en sert görünen insanların içinde yoğun bir kırgınlık veya yalnızlık vardır. Bu yüzden düşmanlık çoğu zaman görünen yüzdür; altında ise anlaşılmayı bekleyen başka duygular bulunur.
Sosyal çevre ve grup psikolojisi de insanları etkileyebilir. İnsan bazen ait olduğu grubun düşüncelerini sorgulamadan benimseyebilir. Bir kişiye ya da gruba karşı öfke, küçümseme veya dışlama zamanla normalleşebilir. Özellikle sosyal medyada insanların birbirine kolayca sertleşmesi, empati kurmadan konuşması bu durumu daha görünür hale getirir. İnsan karşısındakini bir insan olarak değil, bir “etiket” olarak gördüğünde düşmanlık daha kolay oluşur.
Ancak düşmanca duyguların olması, insanın tamamen kötü olduğu anlamına gelmez. Önemli olan bu duyguların farkına varabilmek ve onları anlamaya çalışmaktır. Çünkü bastırılan öfke büyüyebilir, davranışlara zarar verici şekilde yansıyabilir. İnsan kendi duygusunu anlayabildiğinde, “Ben aslında neden bu kadar öfkeliyim?” sorusunu sorabildiğinde değişim başlayabilir. Bazen sadece anlaşılmak, bazen sınır koymak, bazen de geçmiş yaraları iyileştirmek düşmanlık duygusunu azaltabilir.
Sonuç olarak insanlar çoğu zaman sebepsiz yere düşmanca olmaz. Her sert duygunun arkasında bir hikâye, bir eksiklik, bir korku ya da bir yara bulunabilir. İnsan kendini ve duygularını anlamaya başladıkça, öfkesinin altında ne olduğunu görmeye başlar. Bu farkındalık da hem kişinin kendisiyle hem de diğer insanlarla daha sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olabilir.

YORUMLAR