Allah, Adaletli Davrananları Sever

Zumer-23 ve Al-i İmran-7. ayetlere göre Kur’an 2 mesajlı bir kitaptır. Bunlardan Kur’an’ın temelini oluşturan mesajlara Muhkem /değişmez ana hükümler denmekte ve bunların her biri birer dinî kural, diğer bir ifade ile farz birer ibad /kulluk etme vasıtası ve birer salih /faydalı amellerin temel dayanakları demektir.

Şekilsel dualar veya Nüsuklar diye tanımlanan Namaz, Oruç ve Hac ile birlikte toplam 440 sayıda belirlemiş olduğum bu muhkem /değişmez ana kurallara, Müslüman olarak hepimiz uyarak Dindarlığımızı yerine getirmekle yükümlüyüz. Çünkü yasaklar /haramlar ve yapılması istenenler /helaller, olmak üzere 2 grup olan bu hükümler bütünü DİN DEMEKTİR. Bu haram ve helallere uymak SEVAP, uymamak ise GÜNAH olmaktadır.

Kur’an’da bulunan ikinci tip mesajlar ise, Müteşabih /değişken anlamlı araç mesajlar diye tanımlanmakta ve bunların bazısı İlâhî ifadeler, bazısı henüz bilinmeyen Evrensel bilgiler ve çoğu da aynı zamanda birer hedef olan Muhkem /değişmez ana hükümlere ulaştırıcı araç yöntemlerle ilgilidirler. Zaman ve zemine göre değişken özellikleri ile Kur’an’a canlılığı sağlayan mesajlar bu müteşabih olanlardır.

Zumer-23. Rablerini sayanların derileri, en güzel hadis /söz olan kitabın /Kur’an’ın sözlerini işitince ürperir.  Kur’an, tutarlı, çelişkisiz ve evrensel olan muhkem /değişmez amaç hükümler ile her toplumun kendisine uygulayabileceği, çok anlamlı /zaman ve zemine göre farklı olabilen müteşabih /değişken araç mesajlar olmak üzere iki tip mesajlı bir kitaptır…..

Al-i İmran-7. Ey Peygamber! Allah’ın indirmiş olduğu bu kitabın bazı ayetleri muhkem /değişmez amaç özellikli, herkes tarafından açık seçik kolaylıkla anlaşılan ve kitabın anaları /temeli /ana iskeleti ve hedef hükümlerdir. Geri kalanlar ise müteşabih /çok anlamlı /değişken araç mesajlar olup, bunların bazısı ilâhî yapı ile ilgili semboller veya Evren’e ait bilimsel bilgiler halinde, bazısı da kesin hükme yönelik, araç /yöntem  /vesile mesajlardır…….

A’raf-29 ve Mümin-20. ayetlerde bulunan Muhkem /değişmez ana hüküm “Siz de Allah’ın yolunda olarak Hakkın dağıtımında adaleti uygulayın” olmaktadır.

A’raf-29. Ey Peygamber! De ki: “Benim Rabbim hakkın dağıtımında adaleti buyurur. Siz de her mescitte ve tüm içtenliğinizle Allah’ı anma ve Kur’an’ı anlayarak öğrenme toplantısında, insanları sadece gerçek dinî buyruklara uymaları için davet edin /uyarın. Allah’ın sizi davet etmiş olduğu gibi.

Mümin-20. Allah, hakkın dağıtımında adaletle hükmeder.

Çünkü ilahî düzenlemede farklılık ve çeşitlilikler olup eşitlik ilkesi değil, bu çeşitliliklerin haklarının verilmesinde adalet prensibi uygulanmaktadır. Dolayısıyla, biz içten inançlıların da aynı prensibi birer ibad /kulluk etme olarak kabul edip, uymamız gerekmektedir. Dahası yine muhkem-/değişmez ana bir kural olarak adaletli davranmak ve haktan da ayrılmamak gerektiği de Sad-22 ve Nisa 58. ayetlerle vurgulanmıştır.

Sad-22. Da­vud, iki adamı karşısında görünce korkmuştu. İkisinden biri, “Korkma! Biz sadece kendi aramızda anlaşamadığımız bir meselenin çözümü için sana geldik. Sen aramızda adaletle karar vererek bizi ­anlaştır. Bu arada haksızlık etme. Bize yardımcı ol, aramızdaki sorunu da doğru olarak çöz” dediler.

Nisa-58. Ey insanlar! Biz nasıl ki peygamberliği ehil ve yetkin durumdaki elçilerimize veriyorsak, Allah da her işi ancak uzmanına ve­rmenizi /onlara emanet etmenizi size emretmektedir. Ve insanlara hükmeden idareci konumundaysanız, mutlaka adil davranmanızı da emreder. Allah’ın bu şekilde uyarması, sizin için ne güzel bir nimet! Şunu aklınızdan da çıkarmayın ki, Allah her şeyi işitendir /Semi’ ve her şeyi en iyi görüp farkında olandır /Basir’dir.

Görüldüğü gibi, özellikle güçlü konumdaki idarecilerin adil davranmalarına dikkat çekilmektedir. Bu uyarıya göre, demek ki idareci konumda olanlar, bir süre sonra adaletten ayrılma riski taşımaktadırlar. Bu ayet, dikkatli olmaları gerektiği yönünde idarecileri bir nevi ikaz etmektedir. Bu paralelde ve yine idarecilere ve yargıçlara yönelik diğer bir uyarı Sad-26, Nisa-135 ayetlerde verilmiş ve adil davranışın yakınlar lehine veya menfaate, hatta kinli oluşa karıştırılmaması gerektiği açıklanmıştır.

Sad-26. Ya Davud! Biz Seni, içinde bulunduğun bölgede yetkili /Bizim halifemiz /namımıza idareci yaptık /ilahî görevli kıldık. Dikkat et ve insanlar arasında adaletle karar ver, duygularına kapılarak taraf tutma. Çünkü duygularına kapılarak ve başkalarının etkisi ile karar vermen seni Allah’ın yolundan şaşırtır. Bilmen gerekir ki, Allah’ın yollarından olan adaletten sapanlara ise, hesap gününü dikkate almadıkları için, aşırı bir ceza olmaktadır.

Nisa-135. Ey iman edenler! Kendiniz, ananız-babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, hakimlik veya şahitlik ederken Allah’ı düşünerek adaleti uygulamaktan şaşmayın. Ve şunu aklınızdan çıkarmayın, hâkimlik veya şahitlik yaptığınız kimseler ister varlıklı olsun ister yoksul ol­sun, Allah her iki tarafa da sizden daha yakındır. Öyleyse, kişisel çı­kar ve nefsinize uyarak gerçekleri saptırıp taraflı davranmayın. Eğer gerçeği çarpı­tırsanız, bilesiniz ki Allah yaptıklarınızdan her an haberdardır.

Hatta Maide-8 ve 42. ayetlerde, etki altında kalınmaması ve herhangi bir kişi veya topluluğa duyulan bir kinli olma halinin, adaletsiz davranmaya yönlendirmemesi konusunda uyarı da yapılmaktadır. Çünkü Maide-42 gibi Hucurat-9, Mümtehine-8 nci ayetlerde de Allah’ın adaletli davrananları özellikle sevdiğine vurgu yapılmıştır.

Maide-8. Ey iman edenler! Allah’ın buyruklarını gözeterek hiçbir zaman adaletten ayrılmayın ve bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın. Adaletli davranmak takvaya çok daha yakındır ve daima takva içinde olun. Şüpheniz olmasın ki Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Maide-42. Böyleleri artık sürekli yalana kulak verir, durmadan haram yer ve yasadışı işler yapıp dururlar. Olur da Sana gelirlerse, ister haklarında karar ver ve kabul et, istersen de reddedip onlardan uzak dur. Gelenleri reddettiğin ve onlardan uzak durduğun takdirde, merak etme, Sana hiç­bir zarar veremezler. Şayet onları kabul kararı verirsen, o zaman hiç kimsenin etkisi altında kalmamak üzere aralarında adaletle karar ver. Çünkü ALLAH, ADALETLİ DAVRANANLARI SEVER. (İnnallahe yuhibbul muksitiyn).

Bu durumda gerek hakim konumunda, gerekse devlet idaresinde olanın, Allah’ın sevdiği grupta mı, yoksa başka kişilerin seveceği grupta mı olmayı seçmesi gerekecektir.

Kur’an’ın çok sayıda ayeti ile vurgulanan sosyal yardımlaşma uğraşlarında olma gibi, önerilen diğer bir yardımlaşma konusu haksızlığı gidermede yardımlaşmadır.

Şura-39. Herhangi birhaksızlığı görünce de o haksızlığı gi­dermek için yardımlaşırlar.

Biz insanlar, Dünya Eğitim Okulunda eğitim gören öğrenci Ruhlar taşımaktayız ve bedenimiz, bu öğrenci Ruh’un Dünya üniforması, elbisesi konumundadır. Dünya okulu derslerimiz de Nefslerimizdir. Dikkat edersek, bütün davranışlarımız nefs temellidir. Nefslerimiz de olumlu ve olumsuz olanlar şeklinde 2 çeşittir. Eğitimimiz sırasında bizden beklenen olumlu nefslerimizi orta düzey dediğimiz sıratan-müstakiym sınırında kullanmayı, olumsuzları ise öldürmeyi başarmamız ve olumlu puanlar alıp Dünya okulundan mezuniyet diploması almamızdır. İşte herhangi bir konuda aşırı ve tutku halinde hırs göstermemiz, olumsuz nefslerimizden birinin etkisi ile davranmamız demektir. Hırs nefsinde kolayca aşırılığa meyilli bir yapıda yaratılması nedeniyle insanın, bu sınavına yönelik aşırıya kaçmama iradesini göstermesi yönünde A’raf-20 ve Mearic-19. ayetlerde, herhangi bir kişi veya topluluğa duyulan bir kin halinin, adaletsiz davranmaya yönlendirmemesi konusunda uyarı da yapılmaktadır. Maide-8. Ayete de bakınız.

A’raf-20. Şeytan, Âdem ve eşinin içlerinde gizlenmiş olumsuz düşüncelerini ve gizli olumsuz nefslerini uyandırmak için, kendilerine sinsice telkinde bulunarak “Rabbinizin ikinize bu ağacın meyvesini yasaklamasının sebebi, ikinizin birer melek ve ebedi yaşamlı olmamanız içindir” deyip kandırmaya başlamıştı

Mearic-19. Şu bir gerçek ki, imanı güçlü olmayan insan hırslı, aceleci ve tahammülsüzdür

Ayrıca, bir konuda aşırı hırs göstermenin, daha da büyük bir günah olan şirk-ortak koşmaya dönüşeceği de Furkan-43 ayette açıklanmıştır.

Furkan-43. Ya Muhammed! Hevesini /nefsini tutku haline getiren ve onu kendisi için ilah gibi vazgeçilmez yapanı da gördün mü nasıl doğru yoldan çıkmış? İşte böyle birinden de Sen sorumlu değilsin ve onun durumu Seni üzmesin.

Dolayısıyla, hırsına aşırı yönelme, kişiye adalet duygusunu kaybettirmekte ve adaleti kullanarak kulun haklarını gasp etmeye saptırmaktadır.

NOT-1: Bu kitaplarımın gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Almanızla bize destek olursanız, öğrenci sayımız artacaktır: “DİN VE BEYİN”, “İSLȂM’A SON DAVET KUR’AN”, “KUR’AN KADINI KORUYOR”, “KUR’AN VE SON İSLAM”, “OKU! KONULARINA GÖRE KUR’AN AYETLERİ”, “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “ALLAH’TAN ALACAKLI OL”, “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”, “ÖZDE DİNDAR, SÖZDE DİNDAR” ve “ALLAH KİMİ SEVER, KİMİ SEVMEZ”