Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

ALLAH’I HER ZAMAN ANIN-1

 

Allah’ı anmak, dar anlamı ile sadece kuru kuru “Allah” demek olmayıp, kulluğu ifade etmek üzere;

  • Allah ile yapılan anlaşmanın 7 maddesine (maddeler için aşağıdaki ilgili kısma bakınız) sadık kalmak temelinde Müslüman olduğunu belirtmek ve Allah’ı daima öncelemek.
  • Beş gaybe /bilinmeyene (Allah’a, Ahirete, Meleklere, Vahiy Kitaplarına ve Peygamberlere) içtenlikle iman etmek.
  • Peygamberler ve Vahiy kitapları yoluyla bildirilen Muhkem /değişmez ana kurallara göre yaşama çabasında olmak ve bunlara uygun olumlu ve faydalı /Salih işler gerçekleştirmek.
  • Salâtı /birlik bilinci oluşturmak ve sosyal yardımlaşma, dayanışma toplantıları yapmak ve bu faaliyetleri dernek ve vakıf şeklinde kurumsallaştırıp devam ettirmek.
  • Dua etmek (doğrudan veya tadarruan /gittikçe eğilerek) ve Şükretmek demektir

Bunun için de Kur’an’ı ana dilde, anlayarak ve düşüne düşüne okumak gerekmektedir. Çünkü din demek olan Muhkem /değişmez ana kuralları ve bunlardan yasakları /haramları ve yapılması istenenleri /helalleri Kur’an’dan öğrenebilmek için anlayarak okumak gerekir. Dolayısıyla da “Allah’ı /Rahman’ı anmanın ilk basamağı Kur’an’ı anlayarak ve üzerinde düşüne düşüne okumak” olmaktadır. İşte bu nedenle de Zuhruf-36. ayette belirtildiği gibi “Rahman’ı anmayana şeytan musallat edilir” ifadesi, bu başlangıç basamağına bağlı olduğu için “Kur’an’ı anlamadan okuyana şeytan musallat edilir” anlamında da düşünülebilir.

Zuhruf-36. Kim Rahman’ı anmaktan uzaklaşırsa, Biz de ona sürekli beraber olacağı bir şeytanı musallat ederiz.

İnsan dışındaki her yaratılmış, bu anışını, diğer bir ifade ile tespih edişini, atomlarının titreşimlerine göre farklı yapmaktadır. Canlı ve cansızlar Allah’ı tespih ettiklerine /andıklarına göre, cansızların da yine canlı oldukları belirtilmiş olmaktadır. “Din ve Beyin” isimli kitabımda, canlı dediklerimizin bu canlılık kaynağına “Allah Kaynaklı az veya çok bilinçli enerji”, cansızlardakine de sadece “Allah Kaynaklı Enerji” adını verdim.

A’raf-206. Kuşkusuz Rabbinin istediği olumlulukta olan varlıklar, Allah’a ibad etmekten /kulluğunu ifade etmekten ve O’nu sürekli anmaktan kaçınıp büyüklenmezler, sürekli Allah’ı yüceltirler /anarlar /tespih ederler ve yalnızca O’na secde ederek eğilirler /büyüklüğünü kabul ederler.

İsra-44. Yedi gök, yer ve onların içindekilerin tamamı, Allah’ı yü­celterek anarlar /tespih ederler. Allah’ı överek ve yücelterek anmayan hiçbir varlık yoktur. Ama siz o varlıkların Allah’ı anışlarını, yüceltişle­rini /tespih edişlerini anlamazsınız. Şüphesiz Allah, bütün yarattıklarına çok şefkatlidir /Halim’dir ve çok bağışlayandır/Gafur’dur.

Allah’ı anmaya yönelik belirlemiş olduğum 5 başlığı açıklamaya çalışayım;

  1. Dünya Okulunun Öğrencisi olan her Ruh ile okul üniforması olarak insan denilen vücut giydirilmek üzere Dünya’ya gönderilmeden önce, tek ilahın Allah olduğu, bütün peygamberler tarafından tebliğ edilen ve uyulması istenen muhkem /değişmez ana kurallar bütünü demek olan tek dinin isminin hep İslâm, bütün insanların tek nesil, okunacak ilk kitabın Evren kitabı, ikinci kitabın ise son vahiy kitabı olan Kur’an, tek düşmanın şeytan olduğu ve 7. olarak da nefsleri terbiye edeceği konularında anlaşma yapılmıştır.

Anlaşmanın ilk maddesi, Allah’ın tek ilah bilinmesi ve şirk koşulmaması, daima ve her halde öncelenecek, her işe başlarken “Besmele” ile anılacak ve böylece O’nun rızası düşünülerek başlanılmasının istenmesi ile ilgilidir. Böylece de her an Allah’ın anılması gerçekleşmiş olacaktır.

İndiriliş sırasına göre ilk sure ‘Alak suresi ve ilk ayet “Oku! Yaratan Rab’bin adı ile” ayetidir. Ve bu ayet ile öncelenecek olanın tek ilah olan Allah olacağına değinilmiştir.

İşte bu maddeye uyan kişi, Kur’an’da MÜSLÜMAN, yani şirk koşmaksızın sadece Allah’a kulluğunu ifade eden diye tanımlanmaktadır.

Al-i İmran-67. Sizin anlayamadığınız gerçeklerden biri de şudur ki, İbrahim ne bir Yahudi ne de bir Hıristiyan’dı. O Tek Allah’a içtenlikle iman edip teslim olmuş, tertemiz-hanif bir Müslüman’dı ve hiçbir zaman Allaha şirk koşanlardan /müşriklerden olmadı.

Al-i İmran-84. Ey Peygamber! “Allah‘a, bize indirilene /Kur’an‘a, İbrhime, İsmail‘e, İshak‘a, Yakuba ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, İsa’ya ve Rableri tarafından kitap veri­len nebilere iman ettik. Onların hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz Allah’a teslim olanlarız /Müslümanlarız” diyerek insanların tek Allah, tek insanlık ve tek din hedefini vurgula.

Müslüman olan kişinin yaşamında uyduğu kurallar bütünü, her bir vahiy kitabında farklı ve son kitap olan Kur’an ile tamamlanmış olup, din demektir ve bu dinin ismi İslâm olmaktadır.

Maide-3……Ben’den çekinin. Çünkü Ben bugün dininize son şeklini verdim, böylece din ile ilgili nimetimi artık sonlandırdım ve sizin için de din olarak İslâm‘ı tamamlayıp onayladım.

Saff-7. Ey insanlar! Sadece İslâm dinine /Allah‘a teslim olmaya çağrıldığı halde, Allah‘a yalanlar uydurup iftira edenden daha zalim kim olabilir?

Saff-9. Bu amaçla da, kendi uydurdukları iftiralarını din diye uyduran müşrikler /şirk koşanlar hoşlanmasa da Allah, son elçisini /Muhammedi hidayet üzere /doğru yolda olmak üzere ve gerçekleri bildiren tek din olan İslâm dinini tekrar tebliğ etmek ve din diye uydurduklarından üstün kılmak üzere gönderdi.

Feth-28. Öncelerden beri uydurulan tüm uyduruk dinî öğretilere üstün ve hâkim kılması için Allah, elçisini doğru yola yönlendirmiş olarak ve hak /gerçek tek din olan ve İslâm adını koyduğu dini, Kur’an aracılığı tebliğ etmek, anlatmak ve açıklamak için göndermiştir. Dinin ve Resulün peygamberliğinin doğruluğunu tasdik edici olarak da Allah yeterlidir.

Ve Hz. Muhammed’e de Hz. İbrahim’in bu dinine uyması uyarısı yapılmaktadır.

Nahl-123. Ya Muhammed! Şimdi de Sana: “Bu makbul özellikleri yanında, hiçbir şekilde Allah’a şirk koşması olmayan ve hanif olan İbrahim’in dinine uy” diye vahyediyoruz.

Dolayısıyla İslâm kelimesi, sadece Kur’an ve Hz. Muhammed’e özgü bir Din’e yönelik bir ifade değil, Hz. İbrahim’den itibaren yeniden başlatılan bir dönemdeki tek dinin tanımı olmaktadır.

Nahl-120. İbrahim, Allah’ın bol merhamet ettiği elçilerinden ve tek bir Allah’a teslim olup ümmetinin geleneklerine karşı çıkan, şirke bulaşmamış, yani hanif bir kişi idi. O hiçbir şekilde Allah’a şirk koşanlardan olmadı.

  1. Allah’ı anmak demek, Bakara-177, 285 ve Nisa-136. ayetlerde açıklanmış olduğu gibi, imanın 5 şartının ilki olmak üzere yine Allah’ın tek ilah olduğuna, uyma yanında, ayrıca diğer 4 şart olan Ahiret’e, Meleklere, Peygamberlere ve Vahiy kitaplarına inanmaktır.

Bakara-285. Elçi /resul, Rabbinden kendisine indirilene /Kur’an’a inanıp iman etti, tebliğ ettiği muhkem /değişmez amaç hüküm buyruklarına inanan müminler de. Hepsi Allah’a, Ahirete, Meleklerine, kitaplarına ve elçilerine içtenlikle iman ettiler ve “Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmadan, işittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla ve biliyoruz ki hesap vermek üzere Ahirette dönüş Sana olacaktır.” diyerek de içtenlikle iman edişlerini sözle de ifade ettiler.

Görüldüğü gibi hem Ruh’un anlaşma maddelerinin ilki, hem de imanın şartlarının birincisi, Allah’ı şirk koşmaksızın tek ilah olarak anmak olmaktadır. Ve buradaki anma, dua şeklinde olmayıp, doğrudan Allah’ın adını zikretme şeklinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla da zamanı, şekli ve yöntemi söz konusu olmayıp, sadece bilinçli ve içten yapılış gerekmektedir.

  1. Peygamberler ve Vahiy kitapları yoluyla bildirilen muhkem /değişmez ana hükümlere göre yaşama çabasında olmak ve bunlara uygun olumlu ve Salih ameller /faydalı işler gerçekleştirerek, Allah’ın beklediği doğru yolda olmak, yani daima Allah’ı anmaktır. Bir nevi yaşam kılavuzları demek olan muhkem /değişmez ana kuralların yaklaşık yarısı yasaklardır ve çiğnenmeleri Haram diye tanımlanırken, diğer yarısı ise beşerin yapması istenenler /helallerdir. Dolayısıyla, bu kurallar temelli bir yaşayış ve faydalı işler gerçekleştirmekle, imanlı oluş pekiştirilmekte ve içten bir imanlılık gerçekleşmiş olmaktadır. Bu bilgi paralelinde iman etme ve salih ameller /faydalı işler gerçekleştirme ikilisi Kur’an’da birden fazla ayette “Ya eyyühelleziyne amenu ve ameli salihati” şeklinde birlikte ifade edilip dikkat çekilmektedir.

Buruc-11. İman edenler ve salih ameller gerçekleştirenlere ise, içlerinden ırmaklar akan Cennetler vaad edilmiştir. İşte gerçek büyük kurtuluş budur.

Konuya inşallah devam etmek üzere sağlıklar dilerim.

NOT- NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız inşallah artar: “DİN VE BEYİN”, “SON DAVET KUR’AN”, “KUR’AN KADINI KORUYOR”, “OKU! Konularına göre Kur’an ayetleri”, “KUR’AN’IN KULU KÖLESİ MEVLȂNA”, “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM”, “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”, “ALLAH’TAN ALACAKLI OL”, “ÖZDE DİNDAR, SÖZDE DİNDAR”, “ALLAH KİMİ SEVER, KİMİ SEVMEZ”, “HADİS VE SÜNNET GERÇEĞİ” ve “KUR’AN-İNCİL-TEVRAT ORTAK OLAN VE OLMAYANA MUHKEM KURALLAR”

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER