Ankara onaylı Milleyha’da…

Ankara onaylı Milleyha’da…

Kaçak Avlananlar Var!

AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın Ankara noktasındaki takibi, Doğa Fotoğrafçısı Emin Yogurtcuğlu’nun bölgeyi sürekli gündemde tutan paylaşımlarıyla resmi olarak ‘sulak alan’ ünvanı alan Hatay’ın Samandağ ilçesindeki Milleyha’da kaçak avcıların önü alınamıyor! Yaşanan son olayı paylaşan Yogurtcuğlu, “Bu görüntüyü unutmayacağım!” dedi.

Doğa Fotoğrafçısı Emin Yogurtcuğlu, Hatay’ın Samandağ ilçesindeki Milleyha’ya dair bir paylaşımında, “Asi Nehri’nin son yadigarı olan Milleyha Kuş Cenneti’ne saygı duruşuna çağırıyorum. Benden binlerce yıl büyük biri. Bitkileri, çakalları, kuşları, kaplumbağaları, kelebekleri, insanları sürekli bağrına basmış. Barındırmış, ev olmuş. Zenginlik budur… Toprağını, elini öperim!” demiş, hayalini ise şöyle paylaşmıştı:

“Bir hayalim var… Kafamın içine girebilsek hep birlikte, o alana aşık olup çıkarsınız. O rüyaya bir hayat vermek, tek arzum. O zaman, çocuklarımızın da yüzlerine gülerek bakabileceğiz, değişen iklim koşullarında. Gecesi, gündüzü ayrı güzel, Milleyha… İyi ki varsın, iyi ki varsınız.”

-BELGELERİ TAM!-

Konuya ilişkin hassasiyetini dün olduğu gibi bugün de sürdüren Yogurtcuğlu’nun son paylaşımı, bölgede bir türlü önü alınamayan kaçak avcıların ve kaçak avcılığın geldiği ‘son’ halin ‘son’ fotoğraf karesine dair! 23 Ocak tarihinde yaptığı tespitini, “Kuş cennetlerinde avcıların işi ne?” şeklinde duyuran Doğa Fotoğrafçısı Emin Yogurtcuğlu, şunları söyledi:

“Bu kişinin belgeleri tam! Avlanma izni var! Flamingoların olduğu Milleyha’da ördek avına çıkmış! İki el ateşten sonra ‘kuş-muş’ kalmadı tabi… Bu Flamingo’lar, 40’lık bir sürüden kalan son 7’si… Ötekiler, sesten kaçtı gitti. Polis müdahale etti!

Kuşların evi olan göllere, doğal göllere avlanma kotası verilmemeli. Bütün hayvanlar rahatsız oluyor. Buz gibi bir hava var. Gölün içinde eli tüfekli biri, elinde izin belgesiyle hayvanları öldürmemeli. Milleyha, 7 Mart’tan sonra ava tamamen kapatılacak… Bu görüntüyü unutmayacağım.”

-DENETİM Mİ?-

Bir çevrecinin, bölgedeki flamingo sürüsüne işaret ettiği, “Avcısız, su kareyi çekebileceğimiz günler senin sayende yaklaşıyor. Kuşları ve diğer bütün canlıları koruduğun ve bize anlattığın için teşekkür ederim. İyi ki varsın!” şeklindeki paylaşımı ise Emin Yogurtcuğlu’na yönelik doğasever desteğin ufak bir örneği.

Yaşananlara dair konuşan vatandaşların Antakya Gazetesi’ne söylediklerindeki ortak kaygı ise denetim eksikliği oldu!

G.Ç. >> Genç bir çevrecinin Samandağ için bu kadar çırpınması, ama aynı gür sesin bu kentten çıkmaması… Sanırım, yaşananlara o yüzden şaşırmamak gerek!

H.Ö. >> Hayat önceliklerimiz mi, bilmiyorum ama… Çevre duyarlılığı denen şey, hayat listemizde öyle çok da yukarılarda değil bence! Bunu, enine boyuna konuşmamız gerek!

U.N. >> Avcılık bir spor değil, cinayettir bence. Düşünün… Beslenmek, üremek, yuva kurmak ya da sadece mola verip dinlenmek isteyen bir canlıyı, keyfiniz için öldürüyorsunuz. Hangi vicdan kabul eder böylesi bir şeyi, spor ya da zevk olarak kabul etmeyi?

F.B. >> Bu olaya dair biri bakın ne demiş; “Manisa’da yaşıyorum. Bulunmuş olduğum bölgede, bir kaç tane keklik bir kaç tanede yaban tavşanı vardı. Sonuncusunu öldürene kadar durmadılar ve yaban hayatı namına bir şey kalmadı!” Biz de bir gün buna benzer bir şey söylemek istemiyorsak, daha ciddi önlemler alalım!

İ.N. >> Sokaktaki köpekler ve kediler için bu kadar konuşup, bu kadar eylem yapıyoruz ama… Konu, avlanan kuşlar olunca susuyoruz! Can, diyoruz! Her ikisi de can! Farkı ne? Peki, susma sebebimiz ne?

Tamer Yazar