Antakya’yı anlatamıyoruz…

Antakya’yı anlatamıyoruz…

Çünkü bu şehri tanımıyoruz!

Mimarlar Odası Hatay Şubesi’nde gerçekleşen “Kısa Bir Antakya Tarihi” adlı sunumuyla, içinde yaşanılan coğrafyanın çok fazla bilinmeyen detaylarında katılımcılara kısa bir gezinti yaptıran Arkeolog Kenan Yurttagül’ün eleştirisi ‘herkes’ noktasında…

171 yıl süren Antakya Prensliğinin çok da bilinmeyen hikâyesini “Kısa Bir Antakya Tarihi” adlı sunumu çerçevesinde Mimarlar Odası Hatay Şubesi’nde katılımcılarla paylaşan Arkeolog (Kültür Varlıkları ve Müzeler eski Genel Müdürü) Kenan Yurttagül, “Benim çabam, bu kente verilen zararın biraz olsun fark edilebilmesini sağlamak. Çünkü bu şehri koruyacak ve onaracak olan, Mimarların kendisi!” şeklinde konuştu.
-KENTSEL DOKU!-
Antakya’nın tarihsel geçmişine dair sunumu kapsamında Antakya Müze Otel Projesi’ni de anlatan Kenan Yurttagül, söz konusu projenin, İpekyol Tekstil Fabrikası ile 2010 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görülen Mimar Emre Arolat’ın imzasında inşa edildiğini aktarırken, seçilen mimari tercihin kentsel doku ile bağdaşmadığının altını çizdi ve şöyle devam etti:
“Eğer uluslararası bir mimarsanız, adına proje ürettiğiniz kente özgü bir proje yaratmanız gerekmez miydi? Bakın, bu bilgilerin ve fotoğrafların hepsi Emre Arolat’a ait web sitesinden alınmıştır. Baktığınız zaman, bahse konu isme ait 7-8 proje ve hepsi de konteynır şeklinde! Peki, bunun sorumlusu kim? Mülki idare… Antakya’nın ileri gelenleri… Yerel yöneticileri… Mimarlar Odası… ”
Otel inşaatının olduğu noktada çıkan 850 metrekarelik mozaiğin ve eski Roma mimari kalıntılarının bu ‘Proje’ kapsamında ‘korunduğu’ söylemine katılmadığını da ifade eden Yurttagül, “Niye ısrarla buraya yapılıyor? ‘Koruyor’ deniyor! Nasıl koruyor? Bu, korumak mıdır?” dedi.
“Antakya’ya gelen ziyaretçi, Antakya’da onda farklılık yaratacak ‘ek’ bir şey göremiyor” tespitinde de bulunan Yurttagül, bulunan arkeolojik alanın ve buluntuların bu anlamda ciddi bir fırsat olduğunu, ancak bu fırsatın da kullanılamadığını dile getirdi.
-SAHİP ÇIKIN!-
Bu kentte yaşayan herkesin Antakya’ya sahip çıkması gerektiğinin altını özenle çizen Arkeolog (Kültür Varlıkları ve Müzeler eski Genel Müdürü) Kenan Yurttagül, Antakya Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamada ise, “Kısa Bir Antakya Tarihi” başlığında gerçekleştirdiği sunumunun ‘neden önemli’ olduğuna dair şunları söyledi:
“Antakya, önemli bir şehir. Benim bütün çabam, Antakyalılara Antakya’yı biraz daha fazla fark ettirme noktasında. Bu anlamda, Mimarlar Odası önemli bir adres. Antakya’ya sahip çıkacak, sahip çıkması gereken bir numaralı Oda olduğu için, ayrıca kendilerine de teşekkür ediyorum, bu davetleri için. Ama işimiz çok, yolumuz ise uzun. Bu nedenle herkesin, tüm Odaların, tüm yerel yöneticilerin, Antakya’yı korumak için ‘yapılması gerekenlerin’ ucundan biraz da olsa tutması gerektiğini düşünüyorum.”
-İSİM KARMAŞASI!-
Antakya’yı dışarıya anlatırken, ‘sık sık’ Hatay başlığında dile getirilen bir anlatım yanlışlığı olduğunu da söyleyen Kenan Yurttagül, buna dair şu tespiti paylaştı:
“Sanıyorum, yavaş yavaş da olsa düzeliyor. Düzelmek de durumunda. O açıdan Antakya’yı biraz öne çıkartmamız lazım. Antakya’nın mobilyasını… Antakya’nın yemeklerini… Antakya’nın ayakkabısını… Şunu anlayalım istiyorum ki, Hatay adına kimse karşı çıkmıyor! Zira Hatay, bu vilayetin adı. Ama Antakya’yı, kendi özelinde biraz öne çıkartmamız gerekiyor. Ben böyle düşünüyorum.”
-SADECE MÜZE!-
Bugüne kadar gerçekleştirdiği sunumlarında, kentin tarihi ve kültürel mirası noktasında eleştirdiği resmi-özel kurumsal kimliklerin ‘sorumlulukları’ noktasında bugün nerede olduklarına dair sorumuzu da cevaplandıran Yurttagül, sözlerini şöyle noktaladı:
“Farkına varılmadığı için, belki de bir farkındalık yaratılamadığı için, yerel yöneticiler ya da mülki idareciler, hatta bu şehirden sorumlu kim varsa, bu kentin çok farkında değiller ne yazık ki. Sadece Antakya bağlamında konuşmuyorum. Hatay bağlamında, diğer ilçelerdeki kültürel mirasın da aynı sıkıntıları yaşadığını düşünüyorum. O nedenle, yerel yöneticilerin, bu şehirdeki kültürel ve tarihsel mirası koruması gerekiyor. Çünkü bu kente gelenler, önce tarih diyor, ardından yemek ve diğerleri geliyor. Bunu bu şekilde bir sıraya koyabilmemiz lazım. Niye mi? Çünkü Antakya’da, maalesef ki, Müze dışında gösterebileceğimiz başka hiçbir şey yok.” -Tamer Yazar-