Bir Araya Gelemesek de Coşkuyu Tek Yürek Yaşıyoruz

Bir Araya Gelemesek de Coşkuyu Tek Yürek Yaşıyoruz

Solğun, 1 Mayıs’ı alanlarda kutlayamadıklarını, ancak bu durumun heyecanlarına engel olmadığını vurguladı

Türk Eğitim-Sen Hatay 1 Nolu Şube Başkanı Solğun, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı. 1 Mayıs’ın örgütlenmenin, emeğin, mücadelenin, alın terinin, çalışanların dayanışmasının adı olduğunu söyleyen Solğun, “Bu önemli günde memurların, işçilerin, emeklilerin, işsizlerin, asgari ücretle karın tokluğuna çalışanların, yoksulların, kadınların, gençlerin sorunlarını etraflıca konuşmalı ve bu sorunlara yönelik çözümleri ivedilikle hayata geçirmeliyiz” dedi.
Koronavirüs dolayısıyla 1 Mayıs’ı alanlarda kutlayamadıklarına dikkat çeken Solğun, “Ancak bu durum bizim heyecanımıza engel olmamaktadır. Tarihi emek, ekmek ve hak mücadelesi ile geçmiş olan Türkiye Kamu-Sen ve konfederasyonumuza bağlı sendikalarımız ile hiçbir zaman yüz üstü bırakmadığımız, haklarını her düzeyde en yüksek perdeden haykırdığımız üyelerimiz 1 Mayıs coşkusunu bir araya gelemese de tek yürek olarak yaşamaktadır” dedi.
Öğretmenler, sürecin görünmeyen kahramanlarıdır …
Başta sağlık ve eğitim çalışanlarımız olmak üzere pandemi sürecinin tüm kahramanlarına teşekkür eden Solğun, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde, koronavirüs hastalarını iyileştirmek için canını hiçe sayarak müthiş bir mücadelede bulunan sağlık çalışanlarına sonsuz şükranlarını sundu, bu süreçte hayatını kaybeden kamu çalışanlarına da Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerini iletti.
Öte yandan öğretmenlerin pandemi sürecinin görünmeyen kahramanları olduğunu dile getiren Solğun, şunlara değindi: “Bilindiği gibi öğretmenlerimiz pandemi sürecinde gerek eğitimin devam etmesi, gerekse vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının giderilmesi için her türlü gayreti ortaya koymaya devam etmektedir. Öğretmenlerimiz ilçelerde kaymakamlıkların oluşturduğu vefa gruplarında gönüllü olarak görev alarak, 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlarımıza hizmet götürmektedir. Hatta bu süreçte virüs kaparak hayatını kaybeden öğretmenlerimiz bulunmaktadır. Koronavirüsün aramızdan aldığı öğretmenlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca öğretmenlerimiz eğitimin kesintiye uğramaması, öğrencilerinin mağdur olmaması için de ciddi bir çaba içerisindedir. Öğrencilerimizin öğrenme sürecine olan motivasyonlarının korunabilmesi için ellerinden gelen her imkanı kullanarak çalışmalarını sürdüren öğretmenlerimiz takdire şayan bir gayret sergilemektedirler. Meslek liselerimiz ise kriz döneminde adeta tarih yazmıştır. Meslek liselerimizde öğretmen ve öğrencilerimiz kısıtlı imkan ve bütçeye rağmen maske, dezenfektan, koruyucu kıyafet, hatta solunum cihazı üretimi yapmaktadır. Dolayısıyla pandemi sürecinin en önemli kahramanlarından olan öğretmenlerimize ve eğitim çalışanlarımıza da minnettarız.”
Daha radikal tedbirler hayata geçirilmeli …
Güvenliğimizi sağlayan polislerin, askerlerin, zor koşullarda görev yapan market çalışanlarının, kargo çalışanlarının, medya mensuplarının ve daha birçok üreten kesimin de pandemi sürecinde önemli rol üstlendiğine dikkat çeken Solğun, açıklamasında şunlara yer verdi: “Çalışanlar kamu hayatının çetelerden temizlenmesini istiyor.
Bu 1 Mayıs’ın çalışanların ayrıştırılmadığı, hak gaspının yaşanmadığı, adalete, liyakate, ehliyete önem verildiği, hak edenin makama getirildiği, insanların eşi ile işi arasında tercihe zorlanmadığı, vaatlerle ya da tehdit ve baskıyla sendikalara üye yapılmadığı, siyasi ve ideolojik kaygıların etki unsuru olarak kullanılmadığı bir süreç milat olmalı. Çalışanlar artık özgürleşmek istiyor. Özellikle kamu hayatına çöreklenen çetelerden arınmak istiyor. Sendikal bağnazlıktan kurtulmak, ayrımcılığa uğramamak, hür iradesiyle istediği sendikaya üye olabilmeyi istiyor.
Yoksulluğu ve kayıpları önlemek amacıyla ekonomik olarak daha radikal tedbirler alınmalıdır. Virüsün ekonomiye de olumsuz etkisiyle ekonomik kayıplar daha da arttı. Evlerimizde kaldığımız bugünlerde toplumumuzun önemli bir kesimi işini kaybetti ya da maaşlarında kesintiye gidildi, banka borçlarını, kredi taksitlerini ödeyemedi.
Devletimiz bu süreçte işsizliği önlemek, çalışanlara destek olmak amacıyla için bazı tedbirleri hayata geçirmiştir. Ancak bu tedbirler, dar ve sabit gelirliler için önemli olmakla birlikte yeterli değildir. Bugün 4 kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin 7 bin TL olduğu göz önüne alındığında, başta gıda ve giyim olmak üzere temel gider ürünlerindeki artış, döviz ve altındaki yükseliş, enflasyonun Mart ayında yıllık bazda yüzde 11,86 olduğu dikkate alındığında daha radikal tedbirler hayata geçirilmelidir.” -Mehmet ÖZGÜN-