Bir şey vardır ki
ne yaz tatiline girer ne de zil sesiyle başlar.
Eğitim..
Çünkü eğitim yalnızca okul sıralarında
verilmez. Asıl eğitim, evin içinde; sofrada,
apartman girişinde, bayram ziyaretlerinde,
komşuyla karşılaşırken ve her sabah edilen
bir “Günaydın.” ile başlar.
İletişim ise çoğu zaman kelimelerden önce
başlar. Önce göz göze geliriz. Bir tebessüm
belirir yüzümüzde. Sonra içten bir selam
dökülür dudaklarımızdan. Belki de bu yüzden
selam, yalnızca bir nezaket sözcüğü değildir;
“Seni görüyorum, varlığını önemsiyorum:
demenin en sade halidir.
Ne yazık ki modern yaşam bize pek çok kolaylık sunarken bazı değerlerimizi de sessizce aşındırıyor.
Aileler küçülüyor. Aynı
apartmanda yaşayan insanlar bile birbirlerine
yabancılaşabiliyor. Bireyselleşme elbette
çağın bir gerçeği; ancak bireyselleşirken
birbirimize karşı kayıtsızlaşmak zorunda
değiliz.
Geniş aile, yalnızca aynı soyadını taşıyan
insanların oluşturduğu bir topluluk değildir.
Geniş aile; çocuğun dedesinden sabrı,
babaannesinden şefkati, teyzesinden
paylaşmayı, amcasından dayanışmayı
öğrendiği görünmez bir okuldur.
Gelişim psikolojisi ve sosyoloji alanındaki pek çok
araştırma, çocuğun yalnızca anne ve
babasıyla değil, güven duyduğu diğer
yetişkinlerle kurduğu sıcak ilişkilerin de kişilik
gelişiminde önemli bir rol oynadığını ortaya
koyuyor.
Güçlü aile bağları; aidiyet duygusunu, duygusal dayanıklılığı ve sosyal
becerileri besliyor.
Anne ve babanın evde kurduğu cümleler de
farkına varmadan çocuğun dünyasına
yerleşiyor. Çocuk sadece kendisine söyleneni
değil, anne ve babasının başkalarına nasıl
davrandığını da öğreniyor.
Bir büyüğe gösterilen saygı..
Esirgenmeyen bir selam..
İçtenlikle sorulan bir “Nasılsın?”
Bir sınıf öğretmeni ve aynı zamanda bir yaratıcı drama eğitmeni olarak, sık sık çocukların dünyasını yakından gözlemleme fırsatı buluyorum.
Drama atölyelerinde canlandırmalar, doğaçlamalar yaparken katılımcılar kendi yaşantılarından yola çıkarlar. Burada ailelerin iletişim biçimlerine dair önemli ipuçları ediniriz. Rol oynayan kişi annesini, babasını oynarken aslında kendi geleceğine dair izler de verir.
Drama hayatın provasıdır.
Çocuklar, aile büyüklerine nasıl davranıldığını izleyerek gelecekte anne babalarına nasıl davranacaklarını öğrenirler.
Çocukları sadece kurslara göndermek, test kitapları almak, ödev yaptırmak yetmez…
Bir sabah birlikte
” Günaydın ” demeyi …
Yaşlı bir insanın elini tutmayı…
Komşunun kapısını çalmayı…
Dedeyi, babaanneyi, anneanneyi arayıp
” Bir ihtiyacın var mı?” diye sormayı…
Yakınlarsa kapıdan da olsa uğrayıp hâl hatır sormayı….
öğretmeliyiz.
Bunların hiçbiri karneye not olarak yazılmaz.
Ama insanın karakterine ömür boyu kazınır.
Unutmayalım…
Çocuklar birbirimize nasıl davrandığımızı hiç unutmaz.
Çünkü çocuk evin aynasıdır.
Aynaya ne yansırsa, geleceğe de o yansır.
Belki de çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras;
birbirine sevgiyle bağlı ve ilgili insanların yaşadığı bir ailedir.
Çünkü çocuklar, kendilerine anlatılan dünyada değil, yaşatılan dünyada büyürler.
Görgü kuralları nesilden nesile aktarılan vicdan eğitimidir.
Bugün çocuklara saygıyı öğretmeye çalışıyoruz.
Peki, onlar saygıyı nerede görecek?
Anne babasının komşuyu görmezden geldiği, öğretmenin itibarını zedeleyen cümlelerin söylendiği, akrabaların birbirine küstüğü ve buna çocukların da alet edildiği, aile büyüklerinin yok sayıldığı bir ortamda,
Çocuk nezaketi hangi kitaptan öğrenecek?
Çünkü çocukların en güçlü öğretmeni, yetişkinlerin davranışlarıdır.
Toplumu güçlü yapan yalnızca ekonomi, teknoloji, yüksek gökdelenler değildir.
Asıl güç, birbirine saygı duyan, göz göze gelmekten kaçmayan insanların kurduğu görünmez bağlardır.
Belki de yeniden başlamanın yolu çok basittir.
Bugün ailenize sımsıkı sarılın,
sıcak bir sofrada aile büyükleriyle buluşun,
göz göze geldiğiniz insanlara içten selam verin.
Belki de değişim, tam da orada başlar.
Davranışlar, tıpkı miras gibi kuşaktan kuşağa sessizce aktarılır.
Çocuklar sadece ailelerinin soyadını değil, birbirlerine nasıl davrandıklarını da devralırlar.
Çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras; evlerimiz, arabalarımız ya da arsalarımız değil, birbirimize gösterdiğimiz sevgidir, saygıdır ve güzel davranışlardır.
Çünkü davranışlar da miras kalır.
