Değişen Çağ ve Alışkanlıklarımız

Akıllı telefonlara geçişimizle beraber, alışkanlıklarımızda ciddi bir değişiklik başladı. Bugün gencinden yaşlısına, birçoğumuzun birden çok sosyal medya hesapları bulunmakta. İhtiyacımız dışında saatlerimizi telefon ekranlarında, sosyal medya hesaplarında geçirir olduk. Belki kendimize itiraf etmekte zorlanıyoruz, ama bu bir bağımlılık durumudur. Birçok akıllı telefonda ve uygulamalarda, telefonda ve uygulamada ne kadar süre geçirdiğimizi gösteren bölümler bulunmakta. Bunları incelediğimizde, saatleri, telefon ekranlarında ve birkaç uygulamada geçirdiğimiz görülecektir.

Teknolojinin efendisi miyiz, kölesi mi?

Bir telefon bağımlılığı durumu, hepimizde oluşuverdi. Artık araba yolculuklarında, kırmızı ışıklarda, toplantılarda sosyal medya hesaplarına bakan birçok insan bulunmakta. Düşünsenize, ne feci bir durum. Bana göre bir kölelik, esaret durumu söz konusu. Uygulamaların amacı, insanı sürekli uygulama tutmak, uygulamada saatlerini geçirmesini sağlamak ve bu sayede para kazancını artırmak.

Uygulamalar, adeta insanı bağımlı hale getirmeye çalışıyor. Beğeni butonlarıyla insanın beğenilme, kabul görme arzusunu okşuyor, uygulamaya girmezsen de bir şeyler kaçırdığın hissiyatını yaratıyor. Bir uygulamaya, sosyal medya hesabına giriş yaptığınızda güncel sayfa direkt olarak karşımıza çıkmıyor. Uygulamaya girdiğimizde, sayfa yenilenerek, uygulamalar birkaç saniye bekletiyor. Burada da amaç, merak uyandırmak. Sosyal medya kullanımlarımızı analiz ettiğimizde, bu durumu birçok kişinin onaylayacağı düşüncesindeyim.

Kişisel verilerimiz artık alenileşti, seçim propagandaları bile değişti…

Son yıllarda, kişisel verilerle ilgili çalışmalar ön planda. Peki neden? Çünkü artık kişisel veri diye bir özelimiz kalmadı. Bunu, bir hukukçu olarak nasıl mı söylüyorum? Hemen ispat edeyim.

Bugün, telefonunuzda bir diş fırçası, ayakkabı aradığınızı düşünün. Sosyal medya hesaplarınızda gezinirken bir anda önünüze diş fırçası, ayakkabı reklamları geliyor. Bu nasıl oluyor? Cevabı basit! Takip ediliyoruz.

Yapay zeka, henüz direkt olarak hayatımıza girmedi, ama şirketler yapay zekadan önemli ölçüde faydalanıyor. Bugün bankalar da yavaş yavaş yapay zeka sistemine geçmekte.

Sosyal medya hesaplarımızdan günde onlarca paylaşımı beğeniyor, yorumlarla ve emojilerle duygularımızı ifade ediyoruz. Yapay zeka, 500 like analizi ile kişiyi yüzde 90 oranında tanıyor. Bugüne kadar kaç like attığımızı düşünüp, yapay zekanın bizi nasıl tanıdığını tahmin edebiliriz.

“Büyük Birader Bizi İzliyor”

George Orwell’ın klasik romanlarından 1984’ü birçokları okumuştur (okuma fırsatı bulamayanlara, acilen bu kitabı okumalarını tavsiye ederim). Orada, bir “Büyük Birader” (orijinal ismi ile BigBrother) bulunmaktadır. “Büyük Birader”, her şeyi izlemektedir ve herkesi takip etmektedir. Gazeteler, düşünceler, her şey ve herkes takiptedir. İşte ben, internet ortamında kendimizi bu duruma benzetiyorum ve kitaptaki orijinal tanımla, “BigBrother is watchingyou” diyorum. Her paylaşımımız, her beğenimiz, arama motorundaki her kelimemiz takip edilmekte ve kaydedilmektedir.

Bu sebeplerden ötürü, konuyu çok yönlü düşünmek gereklidir.