Dünya da Bir Canlıdır ve Hastalanır-1

Tüm kâinat içinde Dünya yaşamı da bütünün bir parçasıdır ve canlıların yaşamını sürdürebileceği şekilde organize edilmiştir. Dünya’nın uzaydaki konumu için Güneş, Ay ve diğer gezegenler hassas konumları ile düzenlenmişlerdir. Dünya, üzerindeki canlı türleri ile birlikte o da yaşayan bir canlıdır. Daha önce değindiğimiz gibi dağlar, taşlar, bitkiler ve su da Allah Kaynaklı enerji ve madde birlikteliğinden oluşmuş bilinçsiz, dolayısıyla da bize göre duygusu olmayan birer canlıdırlar. Ve hepsi de Allah’ı tespih ederler. Buradaki tespih etmenin atomlar düzeyindeki titreşimler olduğunu düşünüyorum.

A’raf-44. Yedi gök, yer ve onların içindekilerin tamamı, Allah’ı yücelterek anarlar /tespih ederler. Allah’ı överek ve yücelterek anmayan hiçbir varlık yoktur. Ama siz o varlıkların Allah’ı anışlarını, yüceltişlerini /tespih edişlerini anlamazsınız. Şüphesiz Allah, bütün yarattıklarına çok şefkatlidir /Halim’dir ve çok bağışlayandır/Gafur’dur.

Neml-88: Ya Muhammed! Sen dağları hareketsiz görüyorsun, hâlbuki o dağlar, bulutların hareket ettiği gibi hareket halindedirler. Bu, her şeyi mükemmel yapan Allah’ın sanatıdır. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Dağların, göründüğü gibi sabit olmayıp hareket halinde oldukları, son jeolojik araştırmalarla gösterilmiştir. Yine dağların, Aysberg gibi az bir kısmının görünür, çoğunun ise Dünyanın altına doğru ağacın kökleri gibi derinlerde ve görünmez oldukları da anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu bilgi, 1400 yıldır Kur’an’da bulunan bilimsel gerçeklerden biri olmaktadır. Sabit olduğu zannedilen dağlar, yenilmeyeceği kadar çok güçlü zannedilenler için de sembol olarak kullanılmıştır. Onların da bizim göremediğimiz canlılıkları, vadeli yaşamları vardır. Bizim cansız diye bildiğimiz nesnelerin Allah’ın emirlerine ve onlara söylendiğine /ilham edildiğine göre görevlerini yerine getirmekte olduklarına, hatta secde ettiklerine ilişkin ayetler ile de bu canlılıkları vurgulanmaktadır.

Hud-44: Ve nihayet: “Ey yer suyunu yut, ey gök sen de suyunu tut” şeklinde yer ve göğe emir verildi. Verilen bu emir üzerine su çekildi ve gemi Cudi Dağı’nın üzerine oturdu. Gemi sayesinde kurtulanlar; “Allah’ın ayetlerini inkâr edip alaya alan¬ zalimler bizden uzak kaldılar!” diye sevinçle haykırdılar. Nahl-12: Allah geceyi, gündüzü, Güneşi, Ayı ve yıldızları sizin yararlanabileceğiniz bir düzenle yarattı. Hepsi de Allah’ın emri üzere ve belirlenmiş yasalarına göre ¬hareket ederler. Şüpheniz olmasın ki, aklını kullanan ve araştırıp düşünen bir toplum için, elbette bunlardan da ders alınıp yararlanılacak deliller /bilgiler /ayetler vardır.

Lokman-29: Allah’ın geceyi gündüzün içine soktuğuna, gündüzü de gecenin içine soktuğuna, Güneşi ve Ay’ı kontrolü altında tuttuğuna, her birinin belirlenmiş bir süreye kadar ecellerine göre seyir halinde olduğuna dikkat edin, araştırın ve düşünün. Ayrıca Allah, onların tüm hareketlerinden de haberdar /Habiyr olandır.

Hac-18: Ya Muhammed! Göklerde ve yerde bulunan, Güneş’in, Ay’ın, yıl¬dızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçok kişinin Allah’a secde etmekte olduklarını /O’nun tek ilah ve güç olduğuna iman edip, koyduğu yasalara göre hareket etmekte olmaları nedeniyle mutlu olduklarını görmez misin? Buna karşılık birçok kişinin de, aksine davranışları nedeniyle azabı hak etmiş olduğunu. Şunu da iyice bilin ki, kıyametteki hesap gününde Allah’ın azaba müstahak göreceğini hiç kimse kurtaramaz. Çünkü Allah, ince hesaplar sonucu uygun bulduğunu mutlaka uygular.

Fussilet-12: Allah, iki günde /dönemde /aşamada gökleri yedi kat olarak düzenleyip tamamladı ve her kata uyacakları özel yasaları ve görevlerini bildirdi. Biz de bir aşamada daha en aşağıdaki göğü lambalarla /yıldızlarla ve koruma sistemiyle donattık. Bu işlemler, üs¬tün ve her şeyi bilen Allah’ın planı gereği gerçekleştirildi.

Burada belirtilen koruma sisteminin, Dünyayı ve insan neslini, olumsuzlukları fazla olan Cin neslinden olup İblis’e uyan, doğru yoldan sapmış şeytan gruplarının saldırılarından ve Güneş başta olmak üzere başka uzay yapılarından gelecek elektromanyetik etkilerden koruyacak ve bizlerin de henüz bilemediğimiz nice önlemler olduğunu düşünüyorum.

Hayat ve yaşam Dünya, atmosfer, toprak, su, bitkiler ve canlı varlıkların dengeliliği ile devamlılık içindedir. Yani Dünyadaki hayat, bütün bunların bir bütünüdür. Doğadaki yaşamda her bir canlı türü birbirini etkileyecek ve doğanın dengesinde önemli bir role sahip olacak konumdadır. Dünyadaki her bir canlı türünü orkestranın bir ferdi olarak düşünebiliriz. Bir canlı türünde belirli bir miktarda azalma veya çoğalma, hemen bu türün dengeliliğinde rolü olan bir veya birden fazla türde de azalma ve çoğalmalara neden olur. Örneğin sığırlarda kullanılan bir ilaç, akbabalara dokunup sayılarını azaltınca, yabani hayvanların leşleri ortada kalmaya başlamış, Bu duruma ilişkin olarak da köpeklerin sayısı artınca kuduz vaka sayısında, fareler de artınca viral enfeksiyonlarda (veba, SARS, Corona19 gibi) artış başlamış. Bu örnek gibi binlerce örnek verilebilir.

Örneğin oluşabilecek iklim değişiklikleri bölgesel veya tüm Dünya’daki canlıların üreme ve davranışlarını, hatta karakterlerini, alışkanlıklarını da etkilemektedir

Çünkü Dünya, hem kendisi, diğer tüm galaksiler, gezegenler ve yıldızlarla bir denge elemanı, hem de kendisini oluşturan hava, su ve toprağı ile bir bütünlük ve dengelilik içindedir. Ayrıca üzerinde yaşamakta olan insan, hayvan, bitki, mikroplar ve virüsler de karşılıklı bir iletişim ve dengelilik içindedirler.

Kaldığım yerden haftaya devam etmek üzere. İnşallah…

NOT- NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: “DİN VE BEYİN”, “SON DAVET KUR’AN Tercümesi”, “KUR’AN KADINI KORUYOR”, “OKU! Konularına göre Kur’an ayetleri”, “KUR’AN’IN KULU KÖLESİ MEVLANA”, “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM” ve “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”