Erdoğan Muamması!

Erdoğan Muamması!

‘İki Dönem’ Kuralı!

Erdoğan’ın ‘adaylık’ açıklaması için bir değerlendirme yazısı kaleme alan Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, “Kendi koyduğu kurala uyacağından emin olunmayan birinden, seçimle ilgili sağlıklı bir karar almasını beklemek de saflık olur” dedi ve ekledi: “Tuhaf olan, kimsenin iki dönem kuralını hatırlatmıyor olması…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, gelecek yıl yapılması beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın adayı olduğunu söylemesiyle beraber, daha önce de sıkça tartışılan “iki dönem” kuralı yeniden gündeme taşındı.

2014’te Parlamenter Sistem ve 2018 yılında ise “Başkanlık Sistemi“ne göre halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olup olamayacağı bir kez daha tartışma konusu olurken, bu konuda bir değerlendirme yazısı kaleme alan Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, “Öncelikle, seçimin baş belirleyicisi ve gündemin birinci aktörü Sayın Cumhurbaşkanı her ne kadar adaylığını açıklamış olsa da, ‘iki dönemi doldurduğu’, bu nedenle aday olamayacağı, bunu aşmak için de en geç Nisan 2023’te seçime gidilebileceği konuşuluyor. Tuhaf olan, kimsenin ‘iki dönem’ kuralını hatırlatmıyor olmasıdır. Bu durum, hukukun ve anayasal hükümlerin ülkede fazlaca dikkate alınmadığının bir göstergesi olsa gerek. Kendi koyduğu kurala uyacağından emin olunmayan birinden, seçimle ilgili sağlıklı bir karar almasını beklemek de saflık olur” dedi.

Çalışkan, tespitlerini ve eleştirilerini, ara başlıklar halinde şunları söyledi:

-MHP’NİN TAVRI-

2018’deki anayasa değişikliğiyle, Cumhurbaşkanı’nın önceki görevinin geçmişte kaldığı, şu an ki görevinin birinci dönem olduğu, dolayısıyla yeniden aday olmasının önünde bir engel olmadığı yönünde bir kanaat var. Bu nedenle seçimin erkene alınma gibi bir durumun söz konusu olmayacağı, sandığın, 2023 Haziran ayında milletin önüne konulacağı yönünde kamuoyunda beklentiler devam ediyor. Anlaşıldığı kadarıyla, “yıpranmış rakip tercih sebebidir” düşüncesiyle, Sayın Erdoğan’ın yeniden adaylığından muhalefet kanadı da rahatsız değil! Burada özellikle, iktidarın gayri resmi ortağı MHP’nin tavrı büyük ölçüde belirleyici olacaktır.

-ADAY KİM?-

Gelelim meselenin en önemli boyutuna. Elbette milletvekili ile başkanlık seçimi birlikte gerçekleşecek. Bütün illerde onlarca, hatta yüzlerce milletvekili aday adayı ortaya çıkacak. Nihayetinde 600 vekil seçilecek, siyasi partiler programlarını açıklayacak vs… Tek kişilik bir sistemde bu kadar vekil de ayrı bir garabet, o da ayrı mesele.

Ancak bütün bunlara rağmen, sürecin merak edilen en önemli konusu, ittifak bloklarının ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağıdır! Bugün, Cumhur İttifakı adayının, sağlık sorunu gibi doğal bir neden ya da üçüncü dönem adaylık gibi kanuni bir engelle ani bir değişiklik olmazsa, Sayın Erdoğan’ın olacağı yönünde. Burada adayın kim olacağından çok, birçok çıkmazın temel sebebi, yasaların verdiği yetkiyle, “ben yaptım oldu” mantığına sahip yönetim anlayışının mevcudiyetidir. Türkiye’nin farklı seslerine imkân tanıyabilecek, onları da sürece dahil edebilecek bir anlayışa ve zihniyet değişimine ihtiyaç vardır.

-MEVCUT SİSTEM-

Sistemin nasıl işleyeceğinden, kuralların nasıl sürdürülebilir hale geleceği ve kurumların nasıl inşa edileceği, ortak yönetim uzlaşı kültürünün-faktörlerinin nasıl sağlanabileceği hususu, öncelikli çözülmesi gereken sorundur. Bir başka ifadeyle, bu yetkiyle kim işbaşına gelirse gelsin, daha beter sorunlarla karşılaşılması kaçınılmazdır.

Başkan kim olursa olsun, kim kazanırsa kazansın, keyfi uygulamalara meydan vermeyecek, oturmuş bir sistem, kurallar ve kurumlar gereklidir. Ülkemizdeki cari sistem, iktidara gelenlerin şahsını devletin yerine koyduğu, yönetimin bir parti devletine döndüğü ve aile şirketine çevrildiği vakasıyla karşı karşıyadır.

-SORUN-

Altılı Masa, bu esas doğrultusunda; mevcut sistemin eksiklerine ve zararlarına karşı çözüm önerisi getirerek ve ortak akılla hareket etme stratejileri doğrultusunda bir araya gelmiştir.   Kuruluş amacı, farklı sesleri ve kitleleri tek ortak paydada bir araya getirip, ülkenin temel zenginlikleriyle birleştirip ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaktır.

Şüphesiz, aday hususunda da altılı masanın etrafında bulunan bütün genel başkanlar, cumhurbaşkanlığı görevini layıkıyla yapmaya ehil kişilerdir. Ne var ki sadece bir isim aday olacağından, masadan çıkacak karara tüm oluşumların taraftarları, paydaşları ve sürece dahil olanlar uyacaktır/destekleyecektir. Eğer aday bu masadan çıkmazsa da dışarıdan bir isim arayışına gidilecektir. Geçmişteki gibi sürpriz bir isim çıkabileceği gibi, kamuoyunca bilinen isimlerden birisi de olabilir. Bütün bunlarla birlikte, seçimin zamanında yapılacağı öngörülse de, AK Parti’nin baskın bir kararla Millet İttifakı toparlanamadan “45 gün sonra seçim var” deme ihtimali unutulmamalıdır.

Tamer Yazar