Eskilerden çok bir şey kalmadı…

Eskilerden çok bir şey kalmadı…

O yüzden hala dündeyiz, hatıralarda!

Eldekini ne kadar kurtarmaya çalışsak da, sona taşıdığımız bir şehirde yaşadığımız gerçeğinden kopamıyoruz bir türlü! Dünün hayaletleri peşimizi bırakmıyor! Peki, sabıka dosyamız ne kadar kalabalık, düşündük mü bunu hiç?

Antakya’nın batı yakasında durup da eski olana, dünden kalanlar içinde nefes almaya çalışanlara bakanlar, eskisi kadar çok bir şey göremiyor artık! Antakya özelinde ‘restorasyon’ başlığında sürekli projeler üreten ve bu projeleri de hayata geçiren belediyeler olsa da yetmiyor, yitip gidenin elinden tutmak ve ayağa kaldırmak için. Çünkü eksilenler o kadar çok ki artık, eldekini ayakta tutmanın yolu, artık eskiyi onarmak değil, gidenin yerine ona benzeyen bir şeyleri koymak oluyor! Bu da ne eski gibi oluyor ne de eskinin yerini tutuyor.

Bu konuda görüşlerini sorduğumuz Hataylılar ise dünün hatıralarını paylaşıyor…

H.Ç. >> Bence, eskilerden çok bir şey kalmadı. O yüzden de hala dündeyiz, hatıralarda!

J.Ş. >> Dedikleri gibi… Eldekini ne kadar kurtarmaya çalışsak da, sona taşıdığımız bir şehirde yaşadığımız gerçeğinden kopamıyoruz bir türlü! Dünün hayaletleri peşimizi bırakmıyor!

İ.Ö. >> Ne zaman köprüden geçsem, eski Roma köprüsünü hayal ediyorum! Nasıl olurdu, diye! Sahi, nasıl olurdu? Kentin batısıyla doğusunu birleştirmeye devam ediyor olsaydı o köprü, bugün, nasıl olurdu? Ne hissettirirdi?

P.C. >> Eski evleri arasına asfalt döken bir kentte, dün mü kaldı? Bence, sabıka dosyamız ne kadar kalabalık, bunu düşünelim hep beraber!

Tamer Yazar