“Ey ahali, koşun! Koşun! Kemal’imiz geldi!”
İzmir’in kurtuluş günlerinde bir ihtiyarın haykırdığı bu söz, aslında bütün bir milletin duygusuydu.
Yıllarca işgal altında kalan İzmir, 9 Eylül 1922’de yeniden Türk bayrağına kavuşmuştu.
Mustafa Kemal Paşa, Belkahve’de bir incir ağacının altında durup bayrağımızın dalgalandığı İzmir’i seyretti.
Ardından hükümet konağına geçti ve kendisini bekleyen İzmirlilere tek bir cümleyle seslendi:
“Bu başarı milletindir.”
Ama tarih burada bitmedi.
İngiliz gitti, Fransız geldi.
Haritalar değişti, şartlar değişti.
Fakat mesele yine aynıydı: Vatan.
İzmir’de incir ağacının altında dalgalanan bayrak, yıllar sonra Hatay’da bir başka mücadeleyle yeniden karşımıza çıktı.
Bu kez başka bir şehir, başka bir zaman ve başka bir hikaye vardı.
Ama sonuç değişmedi.
Hatay ana vatana kavuştu.
İzmir’den Hatay’a uzanan bu hikaye bize şunu anlatıyor:
Bazı topraklar yalnızca toprak değildir.
Bazı şehirler yalnızca şehir değildir.
Onlar milletin hafızasıdır, namusudur, vatanıdır.
İzmir’de “Kemal’imiz geldi” diye sevinen halkın sesi hala kulaklarımızdadır.
Ve o ses bize bugün de aynı şeyi söylüyor:
Vatan, millet ve bayrak söz konusu olduğunda tarih tekerrür eder.
İzmir Türk’tür.
Hatay Türk’tür.
Ve zafer tacı, onu koruyan milletin başında, dün olduğu gibi yarın da kalacaktır.

YORUMLAR