24 Temmuz… Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de, Türk milleti için tarihin en anlamlı günlerinden biridir. Çünkü bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda varlığının kabul edildiği, bağımsızlığının tescillendiği gündür.
Lozan Antlaşması kutlu olsun.
Lozan, yalnızca bir barış antlaşması değildir. O, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur. Emperyalist devletlerin Anadolu’yu paylaşmak için hazırladığı Sevr Antlaşması’nı tarihin çöplüğüne gönderen, “bu millet esir edilemez” diyen iradenin belgesidir. Sevr bir paçavra olarak kalmış, Lozan ise bağımsız bir devletin imzası olmuştur.
Böylesine büyük bir gün kutlanmayacak da hangi gün kutlanacaktır?
Zaman acımasızdır.
Günler birbirini kovalar; haftalar, aylar ve yıllar sessizce akıp gider. Fakat bazı günler vardır ki, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin ilk günkü anlamını korur.
Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı da mücadeleyle geçen böyle günlerle doluydu.
Ömrünün son döneminde, hastalığı ilerlemesine rağmen, Savarona Yatı onun hem çalışma ofisi hem de kısa süreli sığınağı oldu. “Savarona” adı, efsanelerde geçen zarif bir kuştan geliyordu. Atatürk ilk kez bu yata çıktığında beğenisini gizlememiş, “Bu tekneyi çok sevdim.” demişti.
Toplam 54 gününü Savarona’da geçirdi.
O günlerde yalnızca dinlenmiyordu; devlet işlerini de buradan yürütüyordu. Hatay’ın anavatana katılması sürecine ilişkin kritik değerlendirmeler ve kararlar da Savarona’da yapıldı. Hastalığı her geçen gün ağırlaşırken bile ülkesini düşünmeye devam ediyordu.
Savarona, yalnızca bir yat değildi; Cumhuriyet’in son büyük kararlarına tanıklık eden sessiz bir tarih sahnesiydi.
Romanya Kralı II. Carol burada ağırlandı. Devlet meseleleri burada görüşüldü. Ancak zaman durmuyordu.
9 Temmuz’daki son Bakanlar Kurulu toplantısına büyük bir güçlükle ayakta katıldı. Sağlığı artık hızla kötüleşiyordu.
Atatürk’ün bir ara hüzünle şu sözleri söylediği anlatılır:
“Ben de bu gemiyi beklemiştim… Bu benim son gemim olacak.”
Bu söz, yaklaşan sonu hisseden büyük bir devlet adamının iç dünyasını yansıtıyordu.
Bugün bizler özgür bir ülkede yaşıyorsak, bunu yalnızca cephede kazanılan zaferlere değil; o zaferleri uluslararası hukukla taçlandıran Lozan’a da borçluyuz.
Lozan, bir milletin yeniden ayağa kalkışının belgesidir.
Savarona ise ömrünü bu millete adayan bir liderin son tanığı…
İşte böyle geçti günler, haftalar, aylar ve yıllar.
Ama bazı tarihler vardır ki, üzerinden yüzyıllar geçse bile unutulmaz.
