Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Garip Turunç

FRANSA DEHȘET VERİCİ BİR ȘEYİN EȘİĞİNDE

Fransa Devlet Başkanı Macron, partisinin bir ay önce 6-9 Haziran Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, faşizan-ırkçı-yabancı düşmanı aşırı sağ partilerin önde geçmesiyle hezimete uğrayınca, Fransa’yı genel seçimlere götürmeye karar verdiğinde New York Times, “Fransa dehşet verici bir şeyin eşiğinde” diyordu. Le Monde’a göre Macron, “Fransa’nın geleceğiyle poker oynuyor”. İngiltere’de yorumcular da “Çok pervasız… sorumsuzca bir karar” demişti.

Geçen Pazar Fransa’da Millet Meclisi seçimlerinin ilk turu yapıldı ve beklenen başa geldi: Marine Le Pen’in aşırı sağcı Ulusal Birleşik Partisi (UBP) erken parlamento seçimlerinin birinci turunda tarihinin en yüksek oyunu aldıktan sonra, Fransız Parlamentosu’ndaki en büyük siyasi güç olmaya çok yakın. UBP, toplam oyların yüzde 34’ünü çıkardı. Aşırı sağcı parti, 2022’de yapılan parlamento seçimlerindeki oyunu neredeyse iki katına çıkarmış oldu.  Sandıklar kapandıktan sonra konuşan Ulusal Birlik’in parlamento benimbahis grup başkanı ve de-facto lideri Marine Le Pen, “Fransız halkı, bu oylamayla Macron’un kötü ve zararlı cumhurbaşkanlığını geçmişte bırakma isteğini göstermiştir” dedi. Le Pen, Ulusal Birlik’in Macron’un desteklediği merkezcileri neredeyse “haritadan sildiğini” ifade etti.

Aşırı sağın sandıktan birinci çıkmasının ardından gözler önüzdeki Pazar günü 7 Temmuz’da yapılacak olan ikinci tura çevrildi. Seçimlerinde sandalye çıkarabilecek ‘üç buçuk’ grup gözüküyor: Irkçı ve aşırı sağcı Ulusal Buluşma Partisi (UBP), yeşiller ve sol partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi (YHC), Macron’un liberal sağ Başkanlık Bloku (BB) ve buçuk olarak da (Gaullist) muhafazakâr-sağ partisi Cumhuriyetçiler Partisi (CP).

Başkanlık Bloku’nda, iki sefer de aşırı sağı engellemeye çalışan sol oyların sayesinde cumhurbaşkanı seçilen Macron, bugün aynı solu ‘ülkeyi zayıflatacak’ ve ‘Cumhuriyeti parçalayabilecek’ aşırı gruplar olarak gösteriyor. Macron ve Başkanlık Bloku kendilerini ‘aşırı sol ve sağ bloklar’a karşı ‘ilerici, demokrat, cumhuriyetçi’ cephe olarak, birinci tur seçimlerden sonra yaptığı açıklamada, ikinci tur seçmenlerinde “açıkça cumhuriyetçi ve demokrat olan adayların arkasında toplanmaya” davet etti. 

30 Haziran akşamı, 129 seçim bölgesinde Yeni Halk Cephesi’nin adayı Ulusal Birleşik Partisi adayı karşısında üçüncü geldi. 1 Temmuz akşamüzeri bütün bu seçim bölgelerinde solun adayı seçimden çekildi. Sol aşırı sağa karşı Cumhuriyetçi Cephe ilkesini hiç fire vermeden uyguladı. Buna karşılık 1 Temmuz akşamüzeri itibarıyla 60 seçim bölgesinde sağ ve merkez sağ partilerin adayları üçüncü gelmelerine rağmen çekilmemişti. Bu sayı 2 Temmuz akşamı belki biraz azalır. Ama özellikle Boyun Eğmeyen Fransa partisi ve lideri Jean-Luc Mélenchon’u şeytanlaştırma stratejisini, sağ medyanın desteğiyle ustalıkla ve ısrarla kullanan sağ parti liderleri, -bunda Macron’un kendisinin de payı var- “ne aşırı sağ, ne aşırı sol” sloganını ısrarla savunuyorlar. Bu “ne, ne” tavrının aşırı sağın önüne bir otoyol döşediği gerçeğini inkâr ediyorlar. Çünkü aşırı sağdan korkmuyorlar ve hatta içlerinde çoğu olası bir aşırı sağ hükümette ittifak ortağı olmaya şimdiden zemin hazırlıyor. Sol nefretleri diğer bütün değerlendirmelere, olasılıklara baskın çıkıyor.

7 Temmuz ikinci tur seçimlerinde kimin hükümete gelebileceğini tahmin etmek zor. Üç bloğun da umudu, 289 sandalyeyi alıp mecliste mutlak çoğunluğa sahip olmak. Bu arada Fransa’da yarı başkanlık sistemi olduğunu hatırlatalım.  Cumhurbaşkanı, seçimden çıkacak mutlak çoğunluğun adayını başbakan atar. Bir şekilde bunu yapmak zorunda zira hükümetin programını uygulayabilmesi için meclisin güvenoyunu alması gerekmekte. Meclisin onaylamadığı bir başbakan sürekli gensoru önergesi ve önerilerinin mecliste oylanmama riskiyle karşı karşıya kalacak. Başkanlık Bloku doğrudan ya da yeni müttefiklerle bir koalisyon üzerinden çoğunluğu elde ederse Macron için sorun kalmayacak. Bugüne kadar olduğu gibi ülkeyi yönetmeye devam edecek.

Ancak, mutlak çoğunluğu UBP ya da Yeni Halk Cephe kazanırsa ‘cohabitation’, yani eş yönetim ortaya çıkacak: Hükümetin cumhurbaşkanının siyasi çizgisiyle örtüşmediği ve her ikisinin de yönetimde olduğu durum. Bu senaryoda Macron, topal ördek konumuna düşecek.

İkinci tur seçimlerinde Yeni Halk Cephe ittifakının 160 ila 210 milletvekili çıkarması, Macron’un oluşturduğu koalisyonunsa 70 ila 120 sandalye kazanması muhtemel. Muhafazakar çizgideki Cumhuriyetçiler ile diğer sağcı partilerinse 10 ila 50 milletvekili çıkarabileceği öngörülüyor. Son kamuoyu araştırması şirketi Elabe’nin BFM TV’de yayımlanan bir projeksiyona göre aşırı sağ Ulusal Birlik ve müttefikleri, 7 Temmuz’da 260 ila 310 sandalye kazanacağını bildiriyor. Ipsos ise Ulusal Birlik ve müttefiklerinin 230 ila 280 sandalye kazanacağını öngörüyor.

Gerçekten de “Fransa dehşet verici bir şeyin eşiğinde”. Pazar günü, 1789 Fransız Devrimi’nden beri evrensel değerleri taşıma iddasında olan ülke, bu değerleri koruma sınavından geçiyor.

Pof. Dr. Garip Turunç – Bordeaux (Fransa) Üniversitesi ve İstanbul Galatasay Üniversitesi Em. Öğt. Üy.

Bordeaux, Perşembe 4 Temmuz 2024

masterbetting

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER