Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Uzm. Psikolojik Danışman Metin HAMURCU
Uzm. Psikolojik Danışman Metin HAMURCU

HAKSIZLIĞA NEDEN SUSAMAYIZ ?

 

İnsan haksızlığa uğradığında ya da bir başkasına haksızlık yapıldığını gördüğünde neden susmakta zorlanır? Çünkü haksızlık yalnızca yaşanan bir olay değildir; aynı zamanda insanın adalet, değer ve sınır duygusuna dokunur. İçimizde “Bu doğru değil” diyen bir taraf harekete geçer. Özellikle adalet duygusu güçlü olan kişilerde bu tepki çok daha yoğun yaşanabilir. Haksızlık karşısında ortaya çıkan öfke, çoğu zaman kötü bir duygu değil, sınırlarımızın ihlal edildiğini haber veren bir duygudur.

Bazen bugün yaşadığımız haksızlık, geçmişte yaşadığımız başka duyguları da harekete geçirir. Çocukken sürekli suçlanmış, kendini açıklamasına izin verilmemiş, hakkını savunduğunda cezalandırılmış ya da “sus, sorun çıkarma” mesajıyla büyümüş bir kişi, yetişkinlikte karşılaştığı haksızlıklara daha yoğun tepki verebilir. Çünkü yaşanan olay yalnızca bugüne ait değildir; geçmişte ifade edilememiş öfke ve çaresizlik de bugünkü olayın içine karışabilir.

Bu nedenle bazı insanlar haksızlık karşısında “Buna nasıl izin veririm?” diye düşünür. Aslında burada kişinin yalnızca adalet ihtiyacı değil, kendi değerini koruma ihtiyacı da vardır. Haksızlığa sessiz kalmak, zihinde bazen “Beni ezmelerine izin veriyorum” veya “Benim hakkım önemli değil” şeklinde algılanabilir. Bu yüzden kişi susamadığını hisseder. Öfke yükselir, kendini açıklama ihtiyacı ortaya çıkar ve karşı tarafa mutlaka bir cevap verme isteği doğar.

Fakat psikolojik olarak güçlenmek, her haksızlığa tepki vermek anlamına gelmez. Çünkü her haksızlığı düzeltmeye çalışmak insanı sürekli mücadele halinde tutabilir. Sağlıklı olan, hangi durumlarda hakkımızı savunacağımızı, hangi durumlarda ise konuyu bırakabileceğimizi ayırt edebilmektir. Bazen susmak güçsüzlük değildir; bazen tartışmaya girmemeyi seçmektir. Aynı şekilde konuşmak da kavga etmek değildir. İnsan hakkını bağırmadan, saldırmadan ve kendini kaybetmeden de savunabilir.

Olgunlaşmak biraz da şunu öğrenmektir: “Haksızlığa uğradığımda öfkelenebilirim ama öfkem beni yönetmek zorunda değil. Hakkımı savunabilirim ama herkesi ikna etmek zorunda değilim. Bana yapılan her yanlışı düzeltmek zorunda değilim. Benim görevim kendimi korumak, sınırımı ifade etmek ve gerektiğinde yoluma devam etmektir.”

Çünkü gerçek güç, haksızlığa hiç tepki vermemek değildir. Gerçek güç, haksızlık karşısında içimizde yükselen öfkeyi fark edip onu sağlıklı bir sınır koyma davranışına dönüştürebilmektir. İnsan bazen “Bu bana yapılmamalıydı” diyebilir ve yine de sakin kalabilir. İşte bu noktada haksızlığa karşı verilen tepki, kontrolsüz bir öfkeden çıkıp kişinin özsaygısını koruyan bilinçli bir davranışa dönüşür.

 

SON HABERLER