Bugün siz değerli okuyuculara bir hikâye anlatarak başlamak istiyorum. Yazının konusu, zamanlaması ve hikâyenin asıl anlatıcısı, deprem şehidi güzel insan, rahmetli Abdullah Yapar’ın anısı nedeniyle oldukça duygusalım.
Çoban dağ başında sürüsünü otlatırken karşısına perişan halde bir adam çıkmış. “Çok açım, susadım, üşüdüm demiş” Çoban adamın bütün ihtiyacını fazlasıyla karşılamış her şeyini paylaşmış. Gece olunca yatacak yer göstermiş, kendisi de uyumuş. Sabah uyandığında bir bakmış elleri ayakları bağlı ve o yardım ettiği adam sürüsünü önüne katmış gidiyormuş. Arkasından bağırmış “Bu yaptığını kimseye anlatma” Adam çaldığı sürüyle ilerlerken arkasından bir daha bağırmış “Bu yaptığını kimseye anlatma sakın” Hırsız geri dönmüş. “Yahu arkamdan küfür edeceğine, dur, sürümü çalma diyeceğine, sakın kimseye anlatma deyip duruyorsun. Ne demeye çalışıyorsun?” Çoban yattığı yerden cevap vermiş ”Bunu anlatırsan, bundan sonra gerçekten ihtiyacı olan bir garibana kimse yardım etmez, onun için anlatma diyorum. Benim sürüm önemli değil, insanların yardım etme duygusunu yıkarsın, asıl büyük kötülük o olur”
Halûk Levent’in foyası meydana çıktığında, bu hikâyeyi bilenlerin hepsi belki o çobanı hatırlamışlardır. O yüce gönüllü yardımseverler, belki de o çoban gibi bu kötülüğü kimsenin bilmemesini bile dilemişlerdir. Dolandırılmalarını, kandırılmalarını, yerine ulaşmayan paralarını önemsemeyip o çoban gibi bağırmak istemişlerdir. “Halûk bizi dolandırdığını kimseye söyleme, sakın kimseye söyleme”
İçimizdeki duygusal hasarın büyüklüğü henüz belli değil. Bunu zaman gösterecek. Tasada, kıvançta, felaketlerde ortaya çıkan dayanışma, yardımlaşma duygumuza ne kadar zarar vermiş olabilir? Bunu henüz bilemiyoruz. İnşallah açım, üşüdüm, ölüyorum diyen bir garibana, yardıma, bir dam altına sığınmaya muhtaç insanlara sırtımızı dönecek kadar hasar vermemiştir.
Bu yazıyı yazarken soğukta, yağmurun altında titreşen depremzedeler aklıma geldi. Nasıl yaptın be adam! Ne yaptın sen böyle? Keşke hiç kimseye söylemeseydin diye bağırasım geliyor.
HALÛK, YAPTIĞIN KÖTÜLÜK ÇOK BÜYÜK
Bugün siz değerli okuyuculara bir hikâye anlatarak başlamak istiyorum. Yazının konusu, zamanlaması ve hikâyenin asıl anlatıcısı, deprem şehidi güzel insan, rahmetli Abdullah Yapar’ın anısı nedeniyle oldukça duygusalım. Çoban dağ başında sürüsünü otlatırken karşısına perişan halde bir adam çıkmış. “Çok açım, susadım, üşüdüm demiş” […]