HTO öncülüğünde sağlık kuruluşların Pandemi ortak mesajı:

HTO öncülüğünde sağlık kuruluşların Pandemi ortak mesajı:

Yaşamak istiyoruz, ölümleri durdurun!

Ortak açıklamada, “Pandemi önlemleri yetersiz. Her gün bir uçak dolusu insanımız toprağa gömülüyor” mesajı verildi.

Hatay Tabip Odası (HTO) öncülüğündeki sağlık kuruluşlarının pandemi ortak mesajında, “Ölümleri durdurun, yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz” vurgusu yapıldı.
Hatay Tabip Odası, Hatay Dişhekimleri Odası, Hatay Aile Hekimleri Derneği, Sağlık Emekçileri Sendikası Hatay Şubesi ile Hatay Psikologlar Derneği yönetici ve üyelerinin katılımı ile gerçekleşen ortak basın açıklamasında, 13 Nisan Çarşamba günü Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan iki haftalık kısmi kapanmanın, 1 Mart’tan bu yana uygulanan “kontrolsüz normalleşememe” halinin ne denli başarısız olduğunun bir ifadesi olduğu kaydedildi ve “Yeni kısıtlamalar adı altında alınan önlemler de, iktidarın, pandemi sürecine dönük bilimdışı anlayışının bir ürünüdür. Alındığı söylenen önlemler ölümleri durdurmayacak, sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlu koşulları değiştirmeyecektir” görüşü savunuldu.
İmzacı sağlık kuruluşları adına Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Sadık Nazik tarafından okunan basın açıklamasında, pandeminin, yoksulları ve işçileri vurduğu, her gün bir uçak dolusu yurttaşın bu hastalık nedeniyle toprağa verildiği hatırlatıldı ve şöyle denildi:
“Her gün, yurttaşların on binlercesini hasta eden pandemiyle ve pandeminin kötü yönetimiyle karşı karşıyayız. İktidar, bilimin ve meslek örgütlerinin sesine kulağını tıkamakta, sermayenin çıkarlarına uygun kararları uygulamaktadır. Bu tedbirler paketi, halkı oyalama paketidir.
Yaşadıklarımız, halkımızın ve bizlerin gözü önünde oluyor. Böyle olacağını, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, bütün yönetenler biliyordu. Ancak tüm uyarılarımıza rağmen gereken önlemleri almak yerine, tabloyu seyretmekle yetindiler. Baştan beri yaptıkları gibi, hala salgını yönetmek yerine algıyı yönetmeye çalışıyorlar, ‘aşı umudu tacirliği’ yaparak insanları oyalıyorlar. Mızrak çuvala sığmayınca da, ‘Maske, Mesafe, Hijyen’ tekerlemesiyle suçu vatandaşlara atıyorlar.
Bir yıldır, her zaman olduğu gibi, mesleğimizin ve meslek örgütlerimizin üzerimize yüklediği sorumlulukla söylenmeyeni söylemeye, görünmeyeni görünür kılmaya çalıştık. Halk sağlığını önceleyen bilimsel bilgiler ışığında, salgının ilk gününden itibaren Sağlık Bakanlığı ile görüşmeler talep ettik. Ancak randevu taleplerimize yanıt gelmedi. 50 metreye varan yazılar yazdık, cevap alamadık. Medya aracılığıyla uyardık, yapılması gerekenleri söyledik, ama duyulmadık. Bugün buradayız. Çünkü duymama, görmeme şansınız yok. Bugün buradayız, çünkü ölümleri görmeye tahammülümüz kalmadı, meslektaşlarımızın tükendiğine tanıklık etmeye tahammülümüz kalmadı!”
BAŞARISIZ SALGIN YÖNETİMİ
Bugün gelinen noktada eksik, yanlış, tutarsız politikalar, başarısız salgın yönetimi neticesinde kontrol altına alınamayan kovid-19 pandemisinin üçüncü ve en büyük pikini yaptığı hatırlatılan ortak açıklamada şöyle denildi:
“Günlük vaka sayıları 60 bini aştı. Can kayıpları, gerçek rakamların ancak üçte birini yansıtan resmi rakamlarda bile 270’i geçti. Hastanelerimiz, kovid-19 hastalarıyla doldu, yeni açılan servisler dahi ihtiyacı karşılamaya yetmiyor, yoğun bakımlarda yer bulunamıyor. Her gün çaresizlik içinde yeni ölümlere tanıklık etmekten tükeniyoruz. Bu tablodan sadece kovid-19 hastaları değil, kovid-19 dışı hastalarımız da mağdur oluyor, ertelenemez sağlık sorunları için gereken hizmete ulaşamıyorlar. Yeter! Bin defa yeter! Bu kabusu hep birlikte durduralım.
Sağlık Meslek Örgütleri olarak, bu saatte iktidarı uyarmak, topluma çağrıda bulunmak için, ‘yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun!’ diye haykırmak için buradayız. Sağlık Meslek Örgütleri olarak, iktidarı bir kere daha uyarıyoruz… Geç kaldınız, önlenebilir ölümleri önlemediniz!”
ACİL ADIMLAR ATILMALI
HTO Başkanı Dr.Sadık Nazik’in okuduğu ortak metinde, her gün yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bu günlerde acil adımların atılması istendi ve bu adımlar şöyle sıralandı:
“Mevcut sağlık politikalarının başarısız olduğu artık kabul edilmeli, sağlığa bütüncül bakan, toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır. Pandemi ile mücadele, derhal geniş katılımlı yerel pandemi kurullarına devredilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ve meslek örgütleri ve toplum dahil edilmelidir. Bilimsel kriterlere uygun filyasyon çalışmalarına hızla başlanıp salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.
Çalışanlar, sosyal ve ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan; AVM, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün, tercihen 28 gün, zorunlu üretim alanları dışında, çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine ulaşmada gerekli koşullar sağlanmalı, işyerlerinde fiziksel önlemler alınmalı ve dönüşümlü çalışma modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır. Uluslararası dolaşım en aza indirgenmeli, yurtdışı seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır. Aşılamada hedef, toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama salgınla mücadelenin en önemli parçasıdır. Aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası adımlar atılmalıdır.
Sağlık çalışanlarının, mevcut pandeminin yükü yetmezmiş gibi, iktidarın vurdumduymazlığıyla daha da tükendiği görülmelidir. kovid-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi gibi basit bir adımın bile atılmaması, halen bir ayıp olarak ortada durmaktadır. Halen atanmayı bekleyen ve KHK ile gerekçe gösterilmeden ihraç edilmiş tüm sağlık çalışanları, hızla salgınla mücadelede yerlerini almalıdır. Sağlık çalışanları, artık dinlenebilmelidir. 
Vatandaşın sosyal haklarımızın korunması; temel gıda, su, ısınma, barınma, temizlik ihtiyaçlarınızın karşılanması, salgınla mücadelede iktidarın görevidir. Temiz hava, güneş ve fiziksel hareketliliğinizi sağlayacak alanlar ve düzenlemeler organize etmek, yine iktidarın sorumluluğundadır. Ekonomik çıkarlar için sağlığımızı hiçe atarak çalıştırıldığımız işyeri ortamlarına gitmemeyi talep etmek, en doğal sağlık hakkı talebimizdir. Hareketliliği azaltıp, bulaşı önlememiz için ekonomik destek, zamanında aşılanma, şeffaf bilgi edinme yurttaşlık haklarımızdır.
Uyarılarımıza rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi, sosyal cinayettir. Toplumun ve sağlık çalışanlarının canını ve sağlığını riske atan vurdumduymazlığına daha fazla tahammülümüz kalmamıştır. Siyasi ve ekonomik çıkarları değil, insanı önceleyin!
Artık tükendik, söylenecek sözümüzü tükettik. Çığlığımızla buradayız! Bu çığlık hepimizin.” -Cemil Yıldız-